Anasayfa
14 03 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 261
Haberler: 604
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1425758

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
============================== B A Ş Y A Z I L A R ==============================
8 MART 2010'DA DA KARA FATMA, MADAM ROLAND, ROSE LACOMBE VE OLYMPE DE GAUGES'İ HATIRLAYALIM
GÜNCEL HABER-YORUM
Yazar Derleme   
08 03 2008
Sample Image
... 1878 yılında Erzurum'da dünyaya gelir. Balkan Harbi'nde eşi Derviş Erden'le birlikte Edirne'de, düşman işgali altında olan 'Yanık Kışla’da bulunur, askerlik hayatını birlikte paylaşır. Cihan Harbi’nde kendi ailesinden 9- 10 kadınla birlikte Kafkas Cephesi'ne gider. Mütareke yıllarında ise binbaşı eşi Derviş Bey’in ölümü üzerine Erzurum'a oradan da Sivas'a Mustafa Kemal’in yanına gider. Burada bir müfreze kurar. Daha sonra Mustafa Kemal tarafından görevli olarak 9 yaşındaki kızı Fatma ile birlikte İstanbul’a gönderilir. Burada gizli teşkilatla birleşerek Anadolu'ya silah ve adam kaçırma gibi faaliyetlerde bulunur...
  
(ORTADA OTURAN KARA FATMA SEHER)
 
karfatma1.jpg
Kara Fatma ve Halk Ordusu
 
************************************************************************
************************************************************************

Madam Roland, Rose Lacombe ve Olympe de Gauges 

“(O), 1793’te Konvent, insan haklarını (les droits de l’homme) ilan ettiğinde, bunların yalnızca erkek hakları olduğunu hemen anladı. Olympe de Gouges, Rose Lacombe ve başkalarıyla birlikte, onun karşısında 17 maddelik ‘Kadın Hakları’nı çıkardı, bunu 1793’de, bugün de hâlâ geçerliliği olan uzun açıklamalara dayandırarak Paris Komünü’ne sundu; içinde zamana uygun düşen şu cümle geçiyordu: ‘Kadının idam sehpasına çıkma hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.’ Olympe de Gouges’in talepleri yerine getirilmedi. Buna karşılık, kadının gerektiğinde idam sehpasına çıkmak zorunda kalmasına atıfı, kanlı bir onay buldu. Bir yanda kadın haklarını savunması, öte yanda Konvent’in zorbalıklarına karşı mücadelesi nedeniyle Konvent’e, idam sehpası için yeterli olgunlukta göründü; ve aynı yılın 3 Kasım’ında başı düştü. Beş gün sonra Madam Roland’ın da başı gitti. İkisi de kahramanlar gibi öldüler. Ölümlerinden kısa süre önce, 30 Ekim 1793’de Konvent kadın düşmanı zihniyetini, tüm kadın derneklerini kapatarak göstermişti ve daha sonra, kadınlar kendilerine karşı yapılan haksızlığa karşı protestoyu sürdürünce, Konvent’i ve resmi toplantıları ziyaret etmelerini yasaklayacak ve onlara asi muamelesi yapacak kadar ileri gitti.” (August Bebel, Kadın ve Sosyalizm, s. 302-303, İnter Yay.)

Fransız İhtilalinden sonra 1793 yılında Fransa Meclisi “Erkeklerin Haklarını” ilan edince ihtilal için mücadele veren Madam Roland, Rose Lacombe ve Olympe de Gauges gibi devrimci kadınlar bir tepki olarak 17 maddeden oluşan bir bildiri yayınladılar ve buna “Kadın Hakları Bildirgesi” adını verdiler. Rose la Lacombe 20 Ekim 1793’te, Paris Komününde Kadın Hakları Bildirgesi'ni şu sözlerle savundu:

“Kadın özgür doğar ve erkeklerle eşit haklara sahip olur. Kanunlar önünde eşit olan bütün erkek ve kadın vatandaşlar, hiçbir ayrıma uğramaksızın bütün yüksek mevkilere ve kamu görevlerine eşit olarak kabul edilebilirler.... Kadınlar Uyanınız”...

Yorumlar (4) / Görüntüleme sayısı: 5448 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TEKEL İŞÇİLERİNİN YOLUNDAN GİDİYORUZ: ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK!
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
Yazar Ulukışla Altın Madenine Karşı Köylü Direniş Komiteleri   
03 02 2010

Güncellenme Zamanı: 15.09.2009 12:22:02 Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak.

Sizin cehennem ateşiniz, bizim direniş ekmeğimizi ısıtabilir ancak. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da kendi ellerinizle kendi cehenneminizin ateşini körüklersiniz.

Desteklediğimiz Tekel işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz? Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin...

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası,
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası,
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ayamama Son Durak, Beyaz Adımlar Platformu, Çağdaş Hukukçular Derneği, DOĞADER, Donkişot Çevre Akademisi, Ekoloji Kolektifi, EKODER, GDO'ya Hayır Platformu,
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği
Gemlik Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği (GEMDOHAY), Gemlik Satranç Kulübü,, Gemlik Yaşam Atölyesi, İmeceevi,
İmece Toplumun Şehircilik Hareketi, Kentsiz, KESK, Nilüfer Yerel Gündem 21, Osmaniye Çevre Platformu, Sorgun Platformu,
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Sendikası, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tükoder, Tüketici Hakları Derneği,
ORTAK BİLDİRİSİ İÇİN TIKLAYIN...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 646 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ANKARA NOTLARI (1) VE BİRİNCİ GÖREV!
ANASAYFA
Yazar Derleyen: Nezih Gençler   
26 01 2010

Son 15 gündür gece-gündüz direnişteki TEKEL işçisi kardeşlerimin çadırlarındayız...

İşçi sınıfına tepeden bakanlara, "bizde işçi sınıfı yok" zannedenlere, "20. yüzyıl bitti, artık işçi eski işçi değil, teknoloji ve bilgisayar ve iletişim çağı başladı, işçi profili ve niteliği değişti... saati vakte alıp artık globalleşelim!" sakızını çiğneyenlere, "artık sınıfsal çelişkiler bitti, şimdi asıl mesele kültürel, etnik ve dinsel sorunlar" icat edenlere, "bu halkla hiçbirşey yapılmaz" diyenlere işçi sınıfımız ve halkımızın tokat gibi yanıtını gördüm, yaşadım ve sizlerle de paylaşıyorum, paylaşmaya devam edeceğim... Vatanımızın dört bir yanından gelen işçi kardeşlerimiz; Ankara'nın işçisi, memuru, öğrenci gençliği ve en önemlisi esnafıyla kardeşçe paylaşım, dayanışma ve yaşam savunuculuğunda birleşiyor...

Eksikler yok mu? Var... Her şey mükemmel mi işliyor? Hayır... Zamanla ortaya çıkan organizasyon sorunları, dayanışma ve eşgüdüm yetersizlikleri elbirliği ile çözülmeye, bazı yanlış anlaşılmalardan çıkabilecek kırgınlıklar iyi niyetlice aşılmaya çalışılıyor... Ama şu bir gerçek: İşçi sınıfımız ve halkımız, "aydınlar"ı gene hazırlıksız, örgütsüz ve "suçüstü" yakaladı... Hepimize ders olsun... Sana da aşkolsun doğuran ve dokuyan anamız; amele sınıfımız...

Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın iki yazısını gelin birlikte okuyalım...

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 315 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ÖRGÜTLÜ BİR HALKI HİÇBİR KUVVET YENEMEZ!
GÜNCEL HABER-YORUM
Yazar Vatan Postası   
31 12 2009

"ÖRGÜTLÜ BİR HALKI HİÇBİR KUVVET YENEMEZ!"...
YENİ YILDA DA BAŞTA İŞSİZLERİMİZ OLMAK ÜZERE
TÜM İŞÇİ SINIFIMIZA VE HALKIMIZA
BİRLİK, DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLENME MÜCADELEMİZDE
BAŞARILAR DİLERİZ.
ÖRGÜTLÜ BİR HALKI HİÇBİR KUVVET YENEMEZ...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 234 / Yazdır / Devamı...

 
KITASAL BOLİVARCI HAREKET...
GÜNCEL HABER-YORUM
Yazar Canan Ateş - sendika.org   
15 12 2009

Mustafa Kemal Atatürk'ün Basında Yayımlanan ilk Fotoğrafı by ertugrulincel.

İbretle okuyalım, izleyelim. Latinamerika'nın Bolivarını oranın devrimci ve sosyalistleri nasıl değerlendiriyor izliyoruz. Bizimkilerin içinden bazılarının Gazi Mustafa Kemal'i nasıl değerlendiremedikleri, marifetmiş gibi sabah akşam Gazi'ye küfrettikleri herkesçe biliniyor. Oysa Ortadoğu'nun Gazi Mustafa Kemal'inin Bolivar'dan eksiği yok fazlası vardır. Eksik olan: Bu toprakların hastalıklı, inmeli, beyin kireçlenmesine uğramış, kompleksli küçükburjuva sözde aydınlarının; lafta "devrimci"liği ve sözde "sosyalist"liği kimselere bırakmayan sıkıyönetiminin aşılamamışlığıdır... Hâlâ sollu sağlı köhne politik kürsülerden bolca sesi duyurtulan sınıflarüstü "ulusalcılık" ve "sivil toplumculuk" cayırtılarından, kayıkçı dövüşlerinden, ileriye-geriye kaçıklıklardan göz gözü görmüyor... Her biri diğerini besleyip azdırıyor... Sular bulandırılmaya, ortalığa toz, duman ve sis çökertilmeye çalışılıyor. Kime hizmet ediliyor? Kimlerin değirmenine su taşınıyor? Kimlerle kol kola giriliyor? Bilmeyerek olması sonucu değiştirir mi? (Nezih Gençler-VP)

(Resimlerin üzerini tıklarsanız ilgililer hakkında genel bilgi edinebilirsiniz)     Bolivar hk.1    Bolivar hk.2    Bolivar hk.3

Kıtasal Bolivarcı Koordinasyon, 7, 8 ve 9 Aralık tarihlerinde Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yapılan ve 30’dan fazla ülkeden 1200 delegenin katıldığı üç gün süren kongre ile Kıtasal Bolivarcı Hareket’e dönüşme kararını aldı. Latin Amerika’dan ve dünyanın aralarında Türkiye’nin de olduğu çeşitli ülkelerinden gelen yerli toplulukların, işçi ve köylü örgütlerinin, gençlik, kadın ve çevre örgütlerinin, komünist partilerin ve solcu siyasi örgütlerin temsilcileri ile sosyalist aydınlardan oluşan delegeler, halkların bağımsızlığına yönelik daha da saldırganlaşan emperyalizme karşı ortak bir şekilde mücadele etmenin ve giderek vahşileşen kapitalizmi yıkmak için mücadele eden ortak cephenin kurumsallaşmasının kararlarını aldılar.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 257 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
YENİ BİR İŞKENCE: MOBBING
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Derleyen: Vatan Postası - İşçiysek Köle Değiliz Facebook Grubu   
02 12 2009

Topyekün bir gıda savaşıSON YILLARDA TÜM İŞVERENLERİN UYGULADIĞI EN ETKİLİ İŞKENCE

İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ VE YILDIRMA: (MOBBING)

ÇALIŞANA MOBBING KISKACI   tıklayın

MOBBING NEDİR VE TÜRKİYE'DE MOBBING DAVALARI   tıklayın

İŞYERİNDE DUYGUSAL TACİZ (MOBBIRG) NEDİR     tıklayın

VİKİPEDİ'DE MOBBING     tıklayın

İŞHUKUKU AÇISINDAN MOBBING NEDİR?   tıklayın

GENBİLİM SİTESİNDEN MOBBING NEDİR?    tıklayın

MOBBING TÜRKİYE     tıklayın

AYRICA GOOGLE'DAN DA ARAŞTIRABİLİRSİNİZ

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1140 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TESCO KİPA'DA ÇİFTE STANDART OLMASIN !
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Caner Fırat - Tez Koop İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı   
22 07 2009

http://www.uniglobalunion.org/Apps/iportal.nsf/pages/tescohomeEn (uni tesco ittifakı sayfası için tıklayın)

25-26 HAZİRAN 2009 TARİHLERİNDE TESCO (KİPA) ULUSLARÜSTÜ MARKET ZİNCİRİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN ÖRGÜTLÜ OLDUĞU SENDİKALAR UNI TESCO İTTİFAKI TARAFINDAN İZMİR'DE BİR ARAYA GETİRİLDİ. (bilgi için tıklayın)

TOPLANTIDA TESCO ÇALIŞANLARININ YANINDA TEZ KOOP İŞ ÖRGÜTLENME UZMANLARI CANER FIRAT, SİNAN KAHRAMAN VE NEZİH GENÇLER DE BİRER KISA KONUŞMA YAPTILAR. (haber için tıklayın)

SİNAN KAHRAMAN ÖZETLE; "MİGROS VE GİMALARDA YILLARDIR ÖRGÜTLÜ OLAN SENDİKAMIZ, SON YILLARDA CARREFOUR, REAL VE TANSAŞ LARI DA ÖRGÜTLEYEREK MARKET SEKTÖRÜNDE ÖRGÜTSÜZ İŞÇİ KALMAMASI DOĞRULTUSUNDA CİDDİ BİR ATILIM YAPMIŞTIR. ŞİMDİ ULUSLARARASI MARKET ZİNCİRİ OLARAK TÜRKİYE'DE SADECE TESCO KİPA'DA HENÜZ SENDİKA YOKTUR. SENDİKAMIZ TÜM GÜCÜYLE TESCO KİPA'DA ÖRGÜTLENMEYE DEVAM ETMEKTEDİR. HERŞEYİN İŞVERENİN İKİ DUDAĞI ARASINDA OLDUĞU BUGÜNKÜ KÖTÜ ŞARTLARI ANCAK ÖRGÜTLÜ OLARAK DEĞİŞTİREBİLİRİZ. TEK TEK HAK ARAMAYA KALKARSAK PATRON KAPININ ÖNÜNE KOYMAKLA TEHDİT EDİYOR. HAKLARIMIZI SENDİKALI VE ÖRGÜTLÜ OLARAK ARARSAK ALABİLİRİZ ANCAK " DEDİ.

NEZİH GENÇLER İSE ÖZETLE; "2003-2004'DE ÇOK AZ BİR SAYIYLA ÇOĞUNLUĞU KAÇIRDIK. CARREFOUR, REAL, TANSAŞ SENDİKAL ÖRGÜTLENMESİ BİTİNCE BİR TEK KİPA KALDI VE 2007 EKİM AYINDAN BERİ KİPALARDA ALTYAPI OLUŞTURMAYA BAŞLADIK. 2008 HAZİRAN AYINDAN İTİBAREN DE TÜM MAĞAZALARDA ÜYELİK ALMAYA BAŞLADIK. ÖRGÜTLENME UZMANLARIMIZ TUĞRUL, EMEL, GÖKHAN, SİNAN, HAZAL, ŞİFAİ, MUHLİS, HÜSEYİN, CANER, ÖRGÜTLENME SEKRETERİMİZ FİKRET BAŞKAN, GENEL MERKEZ VE İLGİLİ ŞUBELERİMİZLE TÜM MAĞAZALARDA GAYET BAŞARILI BİR ÖRGÜTLENME SÜRDÜRÜYORUZ. YAŞAMIN TÜM ALANLARINDA DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMAYI GELİŞTİRİYORUZ. 2003 YILINDAKİ ÖRGÜTLENMEMİZ SIRASINDA 14 ARKADAŞIMIZ İŞTEN ATILMIŞTI. HEPSİNİN İŞE İADE VE SENDİKAL TAZMİNAT DAVALARINI KAZANDIK. BURADA İŞÇİ ATARAK SENDİKAYI ÖNLEYEMEYECEĞİNİ DAHA O ZAMAN BİZ TESCO KİPA'YA ÖĞRETTİK. 2006'NIN 30 NİSAN'INDA YARGITAYDAN BİR KAÇ KİŞİ FARKLA KESİN YETKİ ALAMADIĞIMIZ KARARI GELDİĞİNİN ERTESİ GÜNÜ 1 MAYIS 2006'DA, AĞIRLIKLI OLARAK BU KARARI PROTESTO ETMEK İÇİN ÖMER KAYA KARDEŞİMİZ CANINA KIYDI. ONUN BIRAKTIĞI VASİYET HEPİMİZİN YEMİNİ OLDU. BURADA BİZLER YETERİ KADAR BEDEL ÖDEDİK. ARTIK SENDİKAMIZIN VE TESCO'DA ÇALIŞAN İŞÇİ KARDEŞLERİMİZİN ÖDEYECEĞİ HİÇBİR BEDEL YOKTUR. BUNA HİÇKİMSENİN TAHAMMÜLÜ DE OLAMAZ. ZATEN BİRAZ SONRA KONUŞACAK TESCO KİPA İŞÇİLERİ DE BU KARARLILIKLARINI HAYKIRACAKLAR." DEDİ.

CANER FIRAT DA YAPTIĞI ETKİLİ KONUŞMAYLA TÜRKİYE'DEKİ KİPA GERÇEĞİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ:

"Hepiniz hoşgeldiniz.

Bildiğiniz gibi İngiltere, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni imzalamış bir ülkedir.

Demokrasinin beşiği olarak bilinen bu ülke, tarihinde Magna Karta Sözleşmesi'ne de ev sahipliği yapmıştır.

Demokrasisini anayasa zorunluluğuna ihtiyaç duymadan işleten böyle bir ülkenin en büyük şirketlerinden biri olan TESCO'nun Türkiye'deki birçok müdürü,  yöneticisi, şefi ve özellikle bazı insan kaynakları yöneticileri ve bazı güvenlik amirleri insan onuruna, insan haklarına, mevcut anayasa ve yasalara ve de çalışma yasasına aykırı tutum, davranış ve keyfi uygulamalarda bulunmaktadırlar...

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 1108 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
KİPA'YI TESCO YAPACAĞIZ! ARTIK KENDİ ADIMLA YAZABİLİRİM!
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Abdullah Çiçek   
21 07 2009

 (Bu yazıyı, 'İlyas Temel Süreyya Dursun' takma adıyla, yaklaşık 7 ay önce yazmıştım. 2010 Şubat ayı başında KİPA Silivri mağazasındaki işime, sudan sebeplerle son verildi... Kıdem ve ihbar tazminatım ödendi... Kipa işvereni, asıl işten çıkartılış nedenimi tabii ki gizliyor. Ama beni birçok kez İnsan Kaynakları müdürü sendika üyesi olduğum için tehdit etti. "Bırak bu işleri, işinden olursun!" dedi... Ben zaten o zaman sözlü olarak kendisine anayasal ve yasal hakkımı kullandığımı açıkça beyan etmiştim. Şimdi yazılı olarak da adımı koyuyorum, kellemi koyduğum bu davama...

Ayrıca, haksız nedenle işime son verildiği için işe iade ve sendikal tazminat davamı da açacağım. Ve KİPA işvereni, bügüne kadar açılmış tüm davaları kaybettiği gibi, bu davayı da kaybedecek. Çünkü; BİZ HAKLIYIZ! BİZ KAZANACAĞIZ! Ya bana tekrar işbaşı yaptıracaklar ya da 16-20 aylık ücretim karşılığında sendikal tazminat ödeyecekler... TEKEL işçisi kardeşlerimin dediği gibi: ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK! ZAFER DİRENEN EMEKÇİNİN OLACAK... 19 ŞUBAT 2010...)

Ne güzel demişsin benden önce yazan kardeşim; "Derdim çoktur hangisine yanayım?" Sana da teşekkür ederim, "Hem okudum hemi de yazdım!" diyen Bursa Carrefour işçisi Nuray kardeşim. İzmir Kipa'dan yazan en eski üye kardeşimin "sendika düne kadar sünnetti, artık farz oldu" cümlesinin altına da imzamı atıyorum.

Bir delikanlı olarak konuşacağım. Bizim başımızda ve karşımızda duran müdürlerin alayı bu ülkenin insanı. Aşağıdaki cümleleri aynen İK ve mağaza müdürüne de söyledim. Kimseye önermiyorum, kimse mecbur değil açıklamaya ama başka mağazalardaki birçok arkadaşımız da söyledi, söylüyor: "Sendikalı mı değil mi diye arkadaşlarıma yasadışı sorular sorup kimseyi rahatsız etmeye hakkınız yok. Ben Tez Koop İş Sendikası'nın üyesiyim. Kardeşim burası ne sizin ne de sizin bir akrabanızın yeri, burası İngiliz TESCO'nun. Babanızın çiftliği gibi 'idare' edemezsiniz. Keyfi davranamazsınız. TESCO da siz de genel evrensel kurallara, insan haklarına, ticaret ve iş ahlakına, buranın yasalarına ve anayasasına göre hareket etmek zorundasınız. Siz de biz de bu ülkenin insanıyız. TESCO kendi ülkesinde ve Avrupa'da bilmem kaç bin euroya sendikalı olarak çalıştırdığı işçiyi bu ülkede sefillik sınırının altında ve daha da ağır şartlarda çalıştırıyor..." dedim ve omuzlarımdan öyle bir yük kalktı ki anlatamam... 

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 1287 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TEZ KOOP İŞ ÜYESİ BİR CARREFOUR İŞÇİSİNDEN TESCO KİPA İŞÇİLERİNE
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Nuray - Bursa Carrefour   
03 07 2009

BİZ DE DAHA BİRKAÇ YIL ÖNCE FRANSIZ CARREFOUR'A BALZAK'I YENİDEN OKUTMUŞTUK...

ŞİMDİ SİZ DE İNGİLİZ TESCO'YA SHAKESPEARE'İ YENİDEN OKUTACAKSINIZ... İZMİR KİPA'DAN BİR USTANIN DEDİĞİ GİBİ; 2006'DA TESCO KİPALARDA SENDİKALAŞMA "SÜNNETTİ", 2007 EKİM AYINDAN BU YANA "FARZ OLDU". VE SİZLER BU YAŞAMSAL ZORUNLULUĞU ADIM ADIM GERÇEKLEŞTİRİYORSUNUZ...

SİZDEN VE BİZDEN ÖNCE DE, ALMAN REAL'E, SAKALLI BİR ALMAN BİLİMADAMI VARDI YA HANİ, ONU YENİDEN OKUTTU REAL'DE ÇALIŞAN İŞÇİ KARDEŞLERİMİZ...

AMERİKAN WALL-MART GELİRSE ONA DA JACK LONDON'U, JHON REED'İ YENİDEN OKUTMAYA HAZIRIZ... SENDİKAMIZ DA BİZ DE KARARLIYIZ...

NE GÜZEL DEMİŞSİN KARDEŞİM; DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM?

BEN DE; HEM OKUDUM HEMİ DE YAZDIM... DİYORUM...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1727 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TEZ KOOP İŞ SENDİKASI ÜYESİ BİR TESCO KİPA İŞÇİSİNDEN MEKTUP VAR!
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Adımı Çoğunluğu Aldıktan Sonra Yazacağım   
28 06 2009

 25-26 HAZİRAN 2009 TARİHLERİNDE TESCO (KİPA) ULUSLARÜSTÜ MARKET ZİNCİRİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN ÖRGÜTLÜ OLDUĞU SENDİKALAR UNI TESCO İTTİFAKI TARAFINDAN İZMİR'DE BİR ARAYA GETİRİLDİ. (bilgi için tıklayın)

BU TOPLANTIDA SÖZ ALAN BİR KADIN KİPA ÇALIŞANININ ÇIĞLIĞINI DUYURUYORUZ... (haber için tıklayın)

UNI TESCO İTTİFAKI UNI SAYFASI İÇİN TIKLAYIN

http://www.uniglobalunion.org/Apps/iportal.nsf/pages/tescohomeEn tıklayın

Değerli işçi ve temsilci arkadaşlarım, kardeşlerim, merhaba...

Biliyorum bizler için, sizler için, hepimiz için geldiniz... hoşgeldiniz...

Bir türkümüz var: Derdim çoktur hangisine yanayım?..

Yorumlar (3) / Görüntüleme sayısı: 1950 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
SENDİKALI İŞÇİYİ TEHDİT EDEN GENEL MÜDÜR YARGILANIYOR
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Çeşitli basından   
08 12 2008

 Aylık Forbes dergisi grafikeri Ender Ergün'in "sendikal haklarını engellediği" gerekçesiyle şikayet ettiği Turkuvaz Medya Grubu genel müdürü Levent Tayla ve Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.’nin sahibi Ahmet Çalık yargılanacak...

Sözkonusu ceza yasasına göre sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi 1 ila 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmayı, bu suçun zincirleme ve kendi konumunu ve mesleğini kullanarak işlenmesi halinde ise cezanın %50 artırılmasını hükme bağlıyor. Suçun sabitliği halinde ceza para cezasına çevrilemiyor.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 949 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
EMPERYALİZM; GEBEREN KAPİTALİZM
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
08 12 2008

Ortalıkta bir “KRİZ” lafı dolaştırılıyor! Konuyla ilgili daha önceki yazımızda da bahsettik, kriz; yüz yılı aşkın bir süredir devam eden emperyalist sistemin ta kendisi dedik. Ancak görüyoruz ve duyuyoruz ki; sanki tıkır tıkır işleyen bir sistem varmış da, şu kahrolası kriz, o güzelim sistemimizi geçici olarak sekteye uğratan arızi ve gelgeç bir belaymış. İnşallah bir an önce kurtuluruz şu kriz belasından mış…

Efendim, krize karşı hiçbir önlem alınmamış! Kriz bize öyle bir vurmuş ki perişan olmuşuz! Nerede bu hükümet! Nerede bu devlet! Krizin faturasını biz ödemeyeceğiz! gibi söylem ve eylemler; bulanık suları daha da bulandırmaya, kaosu ve sis perdesini kalınlaştırmaya, kafaları karıştırmaya yarıyor. Meseleyi aydınlatma adına gözümüze tutulan projektörler, kulaklarımızın dibinde patlatılan sansasyonel "bilgi" ve "haber" bombardımanıyla göz gözü görmez bir ortam yaratılıyor. Kör ve sağırlıktan kurtulabilmek için, Alpaslan Işıklı hocanın dediği gibi; “Çok dikkat etmek lazım! Akıl sağlığımızı ve muhakeme yeteneğimizi kaybetmemek gerek…”

Amerika’da ellerine Marks’ın posterleri verilen orta sınıf kalabalıklar alanlara sürülüyor… Banka holding sahibi işadamları “Marks haklı mıydı?” diye soruyor… Medya holdinglerinden maaşlı “sunucu”, “tolk-show”cu “şirin çocuk”lara “marksizm yeniden gündeme mi geliyor?” diye sordurtuluyor… “N’oluyoruz? Kıyamet alametleri mi?” diye sorası geliyor insanın…

Marks; her ne kadar emperyalist savaşlara gönderme yaptıysa da, tekelleşmelere değindiyse de kapitalizmin ilk evresini bilimsel olarak açıklayan, ekonomi politik olarak ne olup ne olmadığını gözler önüne seren bir bilim adamı. Marks’tan emperyalizm üzerine kehanet beklemek, onu metafizik bir anlayışla değerlendirmek olurdu. Emperyalizm; Kapitalizmin En Yüksek Aşaması adlı kitapçığı ile emperyalizmi enine boyuna açıklayıp ne olup ne olmadığını gösteren Viladimir İliç Ulyanov Lenin’dir.

Durum böyleyken, gerek en son “kriz” denilen olayları açıklarken, gerekse de genel olarak dünyamızın bugün içinde olduğu süreci değerlendirirken Lenin’i görmezlikten gelmek ve yok saymak neden? “Efendim evet dahiyane bir emperyalizm analizi. Ancak100 yıl önce yazıp çizmiş!” Peki Marks ne zaman yazıp çizmiş de onu gündeme getirebiliyorsunuz? Ha zaten birçok “solcu”muzun da dediği gibi “Marksizm; daha çok teorik, pozitivist ve hümanist bir FELSEFE!” olarak mı değerlendiriliyor? Yani, Marks, “Tanrı korusun!” proletarya diktatörlüğü gibi “tehlikeli” bir işi yaşama geçirmediği için mi bazı kesimler tarafından kolaylıkla dile getirilebiliyor?

Lenin gibi, Mustafa Kemal gibi geçen yüzyılın “diktatör” denilen liderleri emperyalizmin “küresel piyasası”nda para etmiyor mu? Yani artık “demokrasi zamanı” mı? Peki ya o finans-kapitalistler ve yerli-yabancı uşakları “küresel demokrasi” maskesiyle insanlığı küresel faşizme mahkum etmek için her türlü düzenbazlığı çeviriyorsa…

Gazi Mustafa Kemal’i dinleyelim:

“Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları, milletler arası sermayenin, efendilerine büyük çıkarlar sağlamak, kendilerini yıkmak ve köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve emperyalist sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922

“Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, halkın ve devletin bağımsızlığını koruyacak (silahlı) kuvvetlere (onlar) emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve halkın araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki, yurdu savunmaktan ve korumaktan ibaret olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya halkın kendisine kalıyordu... İşte buna KUVÂ-Yİ MİLLİYE diyoruz...” TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt 1. s.6

“Lenin de Mustafa Kemal de geçen yüzyılın başından sesleniyorlar, artık her şey değişti!” diye itiraz mı var? Peki daha birkaç on yıl önce yazılmış, geçen yıl Sosyal İnsan Yayınları tarafından basılıp yayınlanan EMPERYALİZM; GEBEREN KAPİTALİZM adlı kitapçık ile Lenin’in bıraktığı yerden başlayıp günümüze kadar emperyalizmin ne olup ne olmadığını gözler önüne seren Dr. Hikmet Kıvılcımlı bakın ne diyor:

"Emperyalizm çağında kapitalin merkezileşmesi, dünyayı bir tek pazar haline sokar. Bu pazar üzerinde ekonomi gibi, politika da merkezileşir. Eskiden bir memleket politikasında bütün bir kapitalist sınıfı hakim iken, şimdi nasıl o sınıf namına bir avuç finans kapitalist hakim olmuşsa; tıpkı öylece, dünya politikasında da, serbest kapitalizm zamanında büyük küçük bir çok bağımsız devletler varken, emperyalizm zamanında artık düveli muazzama denilen birkaç büyük devletin astığı astık kestiği kestik olur. En küçük devlet ve milletler gittikçe, en büyük kapitalleri tekellerinde tutan büyük devletlere dama taşı hizmetini görerek teb'alaşırlar."

Konuyu EKONOMİK VE SOSYAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN TEORİK VE PRATİK SORUNLARI (1) başlıklı yazımızda da incelemiştik:

[Kapitalizm; 13. ve 14. yy.lardan itibaren, toplumların ekonomik yapılarında derinlemesine ve genişlemesine egemenleşirken kendi politika, din (laiklik), kültür, sanat, edebiyat, estetik yapı ve anlayışlarını da filizlendirip geliştirdi. 15. ve 16. yy.larda Rönesans ve Reform ile filizlenen, “Aydınlanma Dönemi” ile gelişip 17 ve 18. yy.larda Ulusal Burjuva Demokratik Devrimlerle kurumlaşarak yaygınlaşan sanayi toplumları; aristokrasinin, derebeyliğin, para ve toprak rantiyelerinin ve Ortaçağ karanlığının Asker-Banker-Yunkerlerinin karşısında yeni, genç ve devrimcidir.

Sanayici ve serbest rekabetçi işveren, başlangıçta, zengin bir parababası değildir. O, geniş yeniden üretim yapabilecek yeni teknikleri elinde bulunduran bir girişkendir. Sanayici işveren, derebeyliğin son dönemlerindeki kriz ve kaos ortamında, politik öncülüğü ele geçirmezden önce (tıpkı Antik Roma ve Yunan Demokrasilerinin oluşmasında baş rol oynayan tüccarlar gibi) ekonomik olarak toplumdaki diğer alt sınıfların “umudu” oldu. Sanayici işverenlerin, tüm toplum kesimlerini, öncelikle ekonomik ve sosyal olarak kendi zafer arabasının arkasına takabilmesi; o zamana kadar görülmedik teknik ve insan üretici güçleriyle sanayi üretimini verimlilik ve kâr temelinde yükseltmesi ile gerçekleşti. Her ülkenin sanayici işverenleri öncülüğüyle gerçekleştirilen bu sanayi devrimlerine, Ulusal ya da Milli Demokratik Burjuva Devrimleri de denir.

Sanayici işverenin, toplumdaki POLİTİK öncülüğü ele geçirmesi; aşağıdaki 4 EKONOMİK VE SOSYAL dayanağı kotarabilmesiyle olmuştur:

1- Üzerinde fabrikasını kurduğu arazinin sahibine ödediği sürekli ve yüksek KİRA,

2- Bankerden alıp ilk sermaye yaptığı paraya karşılık bankere ödediği güvenli ve yüksek FAİZ,

3- “Seyahat özgürlüğü”, “eşit yurttaş ve insan hakları”, daha iyi bir yaşam vs.  vaadiyle köyünden getirttiği işçi yığınlarına ÜCRET,

4- Kendisi için KÂR.

Sanayici işveren, bu dört temel görevi gerçekleştirmekle kalmaz. Bir taraftan, toplumda her ağzını açanın ağzına iyi-kötü bir lokma veya umut verirken kendi kültürünü, edebiyatını ve sanatını da egemen kılar, diğer yandan, başka işverenlerle de kıyasıya rekabet etmek, yeni teknik ve insan üretici güçlerini harekete geçirmek, ulusal sanayii geliştirmek zorundadır. Nerede o ilk sanayici işverenler, nerede şimdiki müteahhit ve rantiyeler?

19. yy’dan 20. yy’a... Kapitalizmden emperyalizme; devrimcilikten karşıdevrimciliğe: Sanayici-Devrimci burjuvalar artık rantiye- karşıdevrimci-tekelci finans-kapitalist olurlar    

RANTİYE FİNANS-KAPİTALİZM

Kapitalizm, daha doğarken, işçi sınıfını da doğurmuştu. Serbest rekabetçi ve sanayici işverenler, 17. ve 18. yy.larda iktidara yürürken arkasına taktığı işçi sınıfına ve tüm halka “iş, ekmek, özgürlük, eşitlik ve adalet” vadetmişti. İktidara gelen bu yeni sınıf, karşısında işçi sınıfını bulunca; daha yeni iktidardan indirdiği, geçmiş toplumun egemen sınıflarıyla ekonomik-politik ittifaklar kurdu. 19. yy.ın ikinci yarısından itibaren de Avrupa’dan başlayarak emperyalizm çağına geçildi. Ulusal sanayici işverenlerin tekelleşmiş en kodaman zümreleriyle bankerlerin, emlak ve arazi sahiplerinin en irileri, banka-holding “evliliği” ile finans-kapital olarak sentezleştiler. Kilise çanları ve haham ayinleri, artık, “her yol mübah” diyen bu yeni efendilerin çıkarları için “fon müziği” gibi kullanıldı. Bu sentez ulusal/kıtasal sınırları da aşarak uluslarüstü/küresel şirket ve holdinglerin mâli-hisse senetli bütünleşmesi temeline oturdu. Daha sonra doğu ve güneydeki egemenlerin batılı tekelcilerle finans-kapitalistleşmesi gerçekleşti. Bu kez ezan sesleri, önce irticai sonra ‘ılımlı’ sıfatlarla kullanıldı.

Ekonomik olarak sanayiciliğin ve sanayi sermayesinin yerini bankacılık, para rantı ve sermaye piyasası aldı. 17. ve 18. yy’ın devrimci ve atılımcı işverenleri, 19. ve 20 yy.larda, ortaçağ kalıntılarıyla bütünleşip, gericileşti, para ve emlak rantıyla beslenen uluslarüstü tefecilere dönüştü…]

Şimdi ustaları konuşturalım. İşte önce Kıvılcımlı Usta’nın Emperyalizm; Geberen Kapitalizm eseri... Önümüzdeki günlerde Lenin Usta’nın Emperyalizm; Kapitalizmin En Yüksek Aşaması eserini de yayınlayacağız. Biraz zamanınızı alacak ama gerçekten okumaya değer. Her şeyden önce kendimiz, çocuklarımız, yakınlarımız, halkımız ve insanlık için…

Nezih Gençler - Genel Yayın Yönetmeni

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1266 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
NEZİH GENÇLER: KRİZ; CAN ÇEKİŞEN SİSTEMİN TA KENDİSİ
KAMUOYUNA
Yazar Nezih Gençler   
15 11 2008

KRİZ BAHANE. AMAÇ; ÖLÜMÜ GÖSTERİP HALKI AÇLIĞA VE KÖLELİĞE RAZI ETMEK

Sistemin doğası gereği yaklaşık her on yılda bir yaşanan ve adına “kriz” denen depremler, yaşam düşmanı holdinglerin ve işverenlerin gasp ve talan eğilimlerinden kaynaklanan can çekişme belirtileri. Kendi banka, holding ve şirketlerinin yollu-yolsuz çıkarlarını büyük insanlığın açlığı ve işsizliği pahasına sınırsızlaştırmaya çalışan bir avuç azınlık, toplumsal değerlerin büyük bir kısmını gasp ediyor. Halk, kendisine bırakılan artıklarla açlık sınırında yaşam savaşı verirken, en temel yaşamsal gıda-giyim-barınma araçlarını bile tüketememeye mahkum oluyor. Tüm o toplumsal değerleri üretenler, bir günde harcadıkları işgüçlerini ertesi gün yeniden üretebilmek için gerekli olan temel beslenme-giyinme-barınma madde ve araçlarını tüketemiyorlar. Çünkü işgüçlerinin sözde karşılığı olarak aldıkları asgari-azami ücret ile temel yaşamsal madde ve araçlardan yeterince satın almaları imkansız...

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 1333 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ÇETİN USTA: EMEKÇİYE HERGÜN KRİZ VAR !!!
İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
Yazar Çetin Usta   
09 11 2008

Merhaba emekçi kardeşlerim.  Finansal  kriz bence işverenin zevklerinden, hovardalıklarından ve ekstra vurgunlarından mahrum kalma korkusundan ileri geliyor. Çünkü kârından zarar ediyor. Emekçinin dünyasında her zaman kriz var...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 812 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
NEZİH GENÇLER: NASIL MÜCADELE? SINIFLAR SAVAŞI NEDİR? NEDEN 1 MAYIS? TARİHİ SÜREÇ
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar Nezih Gençler   
01 05 2007

Active ImageYa üretim ya da hizmet sektörlerinde işgücümüzü ve yeteneğimizi satarak ya da kiralayarak çalışmaktayız.

Yaşayabilmemiz için başat bir zorunluluk çalışmak. Kendimizi, yakınlarımızı yaşatabilmemiz, yaşanabilir bir doğayı ve toplumu koruyup geliştirebilmemiz bu çalışma eylemimizle gerçekleşiyor.

Çalışma, işgörme; üretim denilen, insana özgü ekonomik ve sosyal faaliyet alanının en temel unsurlarındandır.

Çalışan insan bir iş yapar, üretim ya da hizmet sektörlerinde toplumun kendisini yeniden üretmesine katkıda bulunur. Bunun karşılığında da,  kendisini yeniden üretmek, geliştirmek ve soyunu devam ettirmek üzere temel gıda maddelerinden, çeşitli hizmet ve kültürel gereksinimlerine kadar bir çok şeyi tüketme hakkını ve yetkinliğini toplumdan alır.

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 2242 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
23 NİSAN - 19 MAYIS - 21 MAYIS - 27 MAYIS - 29 EKİM VE 1 MAYIS
KUVAYİ MİLLİYE DERGİSİ
Yazar Nezih Gençler   
22 04 2007

Active ImageBugünün dünyasında işçi sınıfı, tüm toplumun öncüsü olarak yeniden tarihi misyonunu ele alıyor. Özellikle bizimki gibi sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerin işçi sınıfları, hem kendilerinin hem de diğer halk kesimlerinin ve ülkenin sorunlarını çözmek durumunda.

Günümüz Türkiye'sinde de işçi sınıfımız, kendi acil ekonomik, demokratik, sosyal ve politik taleplerinin yanında diğer halk kesimlerinin ve ülkenin çıkarlarını ve bağımsızlığını da savunmak gibi tarihi bir misyonu üstlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya...

Yorumlar (5) / Görüntüleme sayısı: 1403 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
VATAN POSTASI'NIN İLK İŞİ; İŞSİZLERİN YARDIMLAŞMA, DAYANIŞMA VE ÖRGÜTLENMESİ İÇİN ÇALIŞMAKTIR.
İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
Yazar Vatan Postası   
14 09 2007

İŞSİZLER, DAHA İYİ BİR İŞ ARAYANLAR, SİGORTASIZ ÇALIŞANLAR, PART-TIME ÇALIŞANLAR, MEVSİMLİK İŞÇİLER, GEÇİCİ İŞÇİLER,

ÇÖP-ATIK TOPLAYICILARI, KAĞIT TOPLAYICILARI, HURDA TOPLAYICILARI,

PAZARCILAR, HAL ÇALIŞANLARI, SEYYAR SATICILAR,

İŞGÜCÜNÜ GELİŞTİRMEK, MESLEK SAHİBİ OLMAK İSTEYENLER,

HIRSIZLIĞA, DİLENCİLİĞE, AÇLIĞA, YOKSULLUĞA, EVSİZLİĞE, EĞİTİMSİZLİĞE, SOSYAL GÜVENLİKSİZLİĞE, SEVGİSİZLİĞE; KISACA YOKLUĞA VE ÖLÜME  MAHKUM EDİLENLER,

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KİMSESİZ YURTTAŞLARI

GELİN SORUNLARIMIZI PAYLAŞALIM. BİRLEŞELİM. ÖRGÜTLÜ GÜÇ OLALIM.

BURASI İŞSİZLERİN KÜRSÜSÜDÜR. SORUNLARIMIZI ANCAK ÖRGÜTLÜ BİRLİĞİMİZLE ÇÖZEBİLİRİZ.

TÜM SORUNLARINIZI VE ÖNERİLERİNİZİ YUKARDAKİ "İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI" BÖLÜMÜNE YA DA AŞAĞIDAKİ "YORUMLAR" BÖLÜMÜNE YAZABİLİRSİNİZ...

HER İKİ DURUMDA DA YAZINIZ YAYINLANACAK, SORUNLARA, HEP BİRLİKTE ÇÖZÜM YOLLARI BULMAYA ÇALIŞACAĞIZ...

BUGÜNE KADAR HEP "KURTARILDIK"! UMUT TACİRLERİNİN BOŞ LAFLARI VE PARABABALARININ SADAKALARIYLA NE HALE DÜŞÜRÜLDÜĞÜMÜZ ORTADA...

ARTIK KURTULUŞUMUZUN KENDİ ELİMİZ VE AKLIMIZLA KURACAĞIMIZ BİRLİĞİMİZLE MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ BİLİYORUZ...

ÖRGÜTLENMEK VE KENDİNİZİN, YAKINLARINIZIN, ÇOCUKLARINIZIN, SİZE BENZEYENLERİN YAŞAMINI SAVUNMAK, MEŞRU VE ANAYASAL HAKLARINIZI SAVUNMAK; SİZİN EN DOĞAL, EN ONURLU İŞİNİZDİR...

"İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI" BÖLÜMÜNDE YAZILANLARI MUTLAKA OKUYUN, CEVAP YAZIN. "İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE DAYANIŞMA KOOPERATİFİ" ANA TÜZÜĞÜNÜ MUTLAKA OKUYUN. BİZİMLE VE BURADAKİ DİĞER KARDEŞLERİNİZLE İLETİŞİM KURUN.

EL ELE, DİZ DİZE, GÖZ GÖZE VE OMUZ OMUZA OLALIM...

YAŞANASI BİR DOĞA VE TOPLUM İÇİN, YAŞAMI SAVUNMAK İÇİN DUYGU-DÜŞÜNCE-DAVRANIŞ BÜTÜNLÜĞÜNÜ GERÇEKLEŞTİRELİM...

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 3672 / Yazdır / Devamı...

 
NEDEN VARIZ? NE İÇİN VARIZ? NASIL VARIZ?
ANASAYFA
Yazar Vatan Postası Çalışanları   
10 02 2007

Active Image

Neden Vatan Postası?

Kendimizi, yakınlarımızı, işimizi, aşımızı, evimizi, barkımızı, çocuklarımızı, halkımızı ve ülkemizi savunabilmek, dünyayı ve insanlığı yaşam düşmanlarının elinden kurtarabilmek için...

Yaşanası bir doğa ve toplum yaratmak üzere duygu, düşünce ve davranış birliğini yaşama geçirmek için...

Ekonomik ve sosyal adaleti yaşama geçirecek yeni bir kuvayi milliyeci halk örgütlenmesini gerçekleştirmek için...

ABD, AB ve İsrail emperyalist güç merkezleri ve onların “yerli“ ortakları tarafından halkımıza, ülkemize ve bölgemize karşı yürütülen “haçlı seferleri”ne dur diyebilmek için...

Nasıl Vatan Postası?

Halk için, halkla birlikte ve halk tarafından ilkesi ile, yoksul ve dar gelirli halk kesimlerimizin örgütlü öncülüğünde...

Halkımızın ve ülkemizin sorunlarının bölgemizin ve dünyamızın sorunlarından ayrı olmadığının bilincinde düşünüp davranarak...

Yaşanabilir bir doğa ve toplum yaratabilmek adına sevgiyi, çalışmayı, bilgiyi ve sorunları paylaşarak...

Ezilen ve sömürülen halkların ordulaşmasını, bize benzeyen ülkelerin ordularının halk(çı)laşmasını sağlayarak...

Öncelikle kendi ülkemizden başlayarak tüm Ortadoğu’da ve ezilen - sömürülen dünyada artık bir tercih meselesi olmaktan çıkıp yaşam için, kendimiz, ailelerimiz, çocuklarımız, halkımız ve tüm insanlık için hayati bir zaruret olan YAŞAM CEPHESİni gerçekleştirerek...

Yaşam düşmanlarına karşı hayatın her alanında birliği, dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlayarak...

Ve tüm bunlar için gerekli olan sevgi, kardeşlik, çalışma ve bilgi iktidarını kuracak siyasi örgütlenmeyi gerçekleştirerek...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2795 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
----- EN ÇOK OKUNANLAR -----
ÜYE GİRİŞ FORMU





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop