Anasayfa
03 07 2009
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 224
Haberler: 586
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1281590
HASAN BASRİ GÜRSES'İ ATALARIMIZIN YANINA UĞURLUYORUZ

...GÜNEŞİN NEDEN DOĞU'DAN DOĞDUĞUNU VE DOĞU'DAN DOĞACAĞINI İYİ BİLEN, GÖZÜ, YÜZÜ VE GÖNLÜ BAŞKA YERLERE DÖNÜK OLANLARI İYİ AYIRDEDEN BİR İNSANLA, ABİMİZLE, SOSYALİST YAYINLARI KURUCUSUYLA BİR DAHA CANLI OLARAK GÖRÜŞÜP KONUŞAMAMANIN EKSİKLİĞİNİ HER ZAMAN YAŞAYACAĞIZ...
image
Sosyalist Yayınları sahibi Hasan Basri Gürses, 19 Mart 2009 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
Bir süredir kanser tedavisi gören Gürses, vasiyeti üzerine 21 Mart Cumartesi günü Eyüp Camiinde kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi. TIKLAYIN

GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
============================== B A Ş Y A Z I L A R ==============================
TEZ KOOP İŞ ÜYESİ BİR CARREFOUR İŞÇİSİNDEN TESCO KİPA İŞÇİLERİNE
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Nuray - Bursa Carrefour   
03 07 2009

BİZ DE DAHA BİRKAÇ YIL ÖNCE FRANSIZ CARREFOUR'A BALZAK'I YENİDEN OKUTMUŞTUK...

ŞİMDİ SİZ DE İNGİLİZ TESCO'YA SHAKESPEARE'İ YENİDEN OKUTACAKSINIZ...

SİZDEN VE BİZDEN ÖNCE DE, ALMAN REAL'E, SAKALLI BİR ALMAN BİLİMADAMI VARDI YA HANİ, ONU YENİDEN OKUTTU REAL'DE ÇALIŞAN İŞÇİ KARDEŞLERİMİZ...

AMERİKAN WALL-MART GELİRSE ONA DA JACK LONDON'U, JHON REED'İ YENİDEN OKUTMAYA HAZIRIZ... SENDİKAMIZ DA BİZ DE KARARLIYIZ...

NE GÜZEL DEMİŞSİN KARDEŞİM; DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM?

BEN DE; HEM OKUDUM HEMİ DE YAZDIM... DİYORUM...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 112 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TEZ KOOP İŞ SENDİKASI ÜYESİ BİR TESCO KİPA İŞÇİSİNDEN MEKTUP VAR!
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Adımı Çoğunluğu Aldıktan Sonra Yazacağım   
28 06 2009

25-26 HAZİRAN 2009 TARİHLERİNDE TESCO (KİPA) ULUSLARÜSTÜ MARKET ZİNCİRİNDE ÇALIŞAN İŞÇİLERİN ÖRGÜTLÜ OLDUĞU SENDİKALAR UNI TESCO İTTİFAKI TARAFINDAN İZMİR'DE BİR ARAYA GETİRİLDİ. BU TOPLANTIDA SÖZ ALAN BİR KADIN KİPA ÇALIŞANININ ÇIĞLIĞINI DUYURUYORUZ...

Değerli işçi ve temsilci arkadaşlarım, kardeşlerim, merhaba...

Biliyorum bizler için, sizler için, hepimiz için geldiniz... hoşgeldiniz...

Bir türkümüz var: Derdim çoktur hangisine yanayım?..

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 558 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
PETROL İŞ VE TEZ KOOP İŞ SENDİKALARI "ARTIK YETER" DEDİ!
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Derleyen: Sadri Gürlüer - Tez Koop İş Balıkesir   
20 06 2009

Türk-İş eylem kararı almazsa başta Petrol İş, Tez Koop İş, Yol-İş, GMİS, Türkiye Maden-İş sendikaları olmak üzere sendikalar harekete geçecek

 

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 132 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
PERU AMAZON'DA KAN AKIYOR BAKSANA*
MEDYA HABER-YORUM
Yazar James Petras - sendika.org   
20 06 2009

 ABD Başkanı Barack Obama’nın müttefiki Peru Devlet Başkanı Alan García, Haziran başında, zırhlı personel taşıyıcıları ve saldırı helikopterleri (gunship) ile desteklenen yüzlerce ağır silahlı askere, yabancı çokuluslu maden şirketlerinin geleneksel yurtlarına girişini protesto eden, Peru’nun Amazon yerli cemaatlerinin üyeleri tarafından organize edilen barışçıl, yasal bir protestoya saldırıp, eylemi dağıtmaları için emir verdi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 67 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ 15-16 HAZİRAN DİRENİŞİ
GÜNCEL HABER-YORUM
Yazar Derleyen: Vatan Postası   
16 06 2009

15-16 HAZİRAN GENEL BİLGİ İÇİN TIKLAYIN

image
 

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 189 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
YAŞAMI SAVUNMAK İÇİN SAVAŞACAĞIZ!
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
Yazar Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi - Necdet Bayhan   
04 06 2009

Değerli basın mensupları, Birleşmiş Milletler 1972 yılında İsveç’in Başkenti Stockholm’da 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin Dünya Çevre Günü olmasını oybirliği ile kabul etti.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 276 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
NEZİH GENÇLER: NASIL MÜCADELE? SINIFLAR SAVAŞI NEDİR? NEDEN 1 MAYIS? TARİHİ SÜREÇ
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar Nezih Gençler   
01 05 2007

Active ImageYa üretim ya da hizmet sektörlerinde işgücümüzü ve yeteneğimizi satarak ya da kiralayarak çalışmaktayız.

Yaşayabilmemiz için başat bir zorunluluk çalışmak. Kendimizi, yakınlarımızı yaşatabilmemiz, yaşanabilir bir doğayı ve toplumu koruyup geliştirebilmemiz bu çalışma eylemimizle gerçekleşiyor.

Çalışma, işgörme; üretim denilen, insana özgü ekonomik ve sosyal faaliyet alanının en temel unsurlarındandır.

Çalışan insan bir iş yapar, üretim ya da hizmet sektörlerinde toplumun kendisini yeniden üretmesine katkıda bulunur. Bunun karşılığında da,  kendisini yeniden üretmek, geliştirmek ve soyunu devam ettirmek üzere temel gıda maddelerinden, çeşitli hizmet ve kültürel gereksinimlerine kadar bir çok şeyi tüketme hakkını ve yetkinliğini toplumdan alır.

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 1960 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
23 NİSAN - 19 MAYIS - 21 MAYIS - 27 MAYIS - 29 EKİM VE 1 MAYIS
KUVAYİ MİLLİYE DERGİSİ
Yazar Nezih Gençler   
22 04 2007

Active ImageBugünün dünyasında işçi sınıfı, tüm toplumun öncüsü olarak yeniden tarihi misyonunu ele alıyor. Özellikle bizimki gibi sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerin işçi sınıfları, hem kendilerinin hem de diğer halk kesimlerinin ve ülkenin sorunlarını çözmek durumunda.

Günümüz Türkiye'sinde de işçi sınıfımız, kendi acil ekonomik, demokratik, sosyal ve politik taleplerinin yanında diğer halk kesimlerinin ve ülkenin çıkarlarını ve bağımsızlığını da savunmak gibi tarihi bir misyonu üstlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya...

Yorumlar (5) / Görüntüleme sayısı: 1179 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ALİ TARTANOĞLU: SEÇİMLE GELEN KRALLAR VE DEMOKRASİLERİ
GÜNCEL HABER-YORUM
Yazar Ali Tartanoğlu   
10 04 2009
Demokrasi tarihinde anayasacılık hareketlerinin özü, geçmişin mutlak merkezi otoritelerinin gücünün zayıflatılması, sınırlandırılmasıdır. En tepedeki, her sözü kanun gücünde olan, her şeye yetkili bir tek kişinin yanına, onu denetleyip sınırlayacak başka güçler konulmaya çalışılmıştır. Bu güçler de, ilk ağızda genellikle seçime dayalı parlamentolar ile, daha sonraki gelişmelere paralel olarak yargı olmuştur...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 505 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
CANER FIRAT: BALÇOVA TESCO-KİPA 9 YILLIK EMEĞİME KARŞILIK KIDEM TAZMİNATSIZ KAPININ ÖNÜNE KOYDU!
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Caner Fırat   
30 03 2009


İzmir Balçova Tesco Kipa'nın önünde Tez Koop İş Sendikası'nın yaptığı kitlesel basın açıklamasında konuşan Caner Fırat'ın açıklamaları:

Active Image

 

 

 

İZMİRLİ KENTTAŞLARIM MERHABA. BEN CANER FIRAT. 9 YILLIK BALÇOVA TESCO KİPA ÇALIŞANIYDIM...

2001 yılından beri Tesco Kipa’da çalışmakta
ydım. Bugüne kadar gerek yeni mağazalar açılışında açılış ve destek ekibi olarak gerekse de kendi mağazamda gece gündüz demeden her türlü zorluğa göğüs gererek fedakarca çalıştım. Tesco Kipa bana çok sayıda takdir ve teşekkür belgesi verdi. Çalışmalarımdaki başarıdan dolayı işveren ve yöneticiler beni vazgeçilmez eleman olarak gördüler. Daha 2 ay önce bana mağaza gece sorumlusu görevi vererek mağaza müdürü yetkileri verecek kadar güvenilir bir insan olduğumu kendileri belgelediler. Ancak Tesco Kipa beni 26 Mart Perşembe günü 9 yıllık fedakarlığımın karşılığı olarak tazminatsız işten attı. Hem de adaletsiz, vicdansız ve haksız bir sözde nedenle kapının önüne koyuldum...

Yorumlar (6) / Görüntüleme sayısı: 1887 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
AZİZ ÇELİK: HAK ARAYAN İŞÇİYE ERGENEKON İFTİRASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Aziz Çelik - Birgün   
29 03 2009

Ülkemizde hak arayanlar, sendikal mücadele yürütenler, grev-direniş yapanlar yıllar yılı egemen sınıfların ve onların borazanlarının yalan ve iftira kampanyalarına hedef oldular. Siyasi iktidarlar ve borazanları her dönem kirli bilgi (dezenformasyon) yayarak demokratik hak arayışlarını bastırmak, zan altında bırakmak ve meşruiyetlerini yok etmek istediler. Her dönem kullandıkları araçlar değişti: Yeri geldi “komünist” diye korkutmak istediler; yeri geldi “vatan haini” yaptılar, yeri geldi bölücülükle suçladılar. Şimdi moda Ergenekoncu suçlaması...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 326 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
İ. ŞAHİN: İLKEL KOMÜN İLE MODERN SOSYALİZMİN BULUŞTUĞU NOKTA; SÜREKLİ DEVRİM VE MARKSİZMİN KRİZİ (2)
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar İsmail Şahin   
22 03 2009
http://img.blogcu.com/uploads/benimhalkim_hun_attila.jpgTarihte bütün devrimler sınıflar mücadelesi olarak ele alınsa da esas olarak sınıfsız toplum gelenekli ilkel komün kolektif aksiyonuyla sınıfsal ilişki ve çelişkiler sonucu çürüme içinde olan medeniyetlerin kapışması şeklinde gelişmiştir. Sınıf çelişkilerinin derinleştiği toplumlar, daha üst toplum biçimlerine sıçrayacak zindeliği kendi içlerinden yeterlice bulamadıkları durumlarda bir tıkanıklığa uğrarlar. Bu tıkanma, dışarıdan gelen barbar akınlarıyla; “kılıç darbesi”yle çözülür. Toplumsal gelişme; üretici güçlerin gelişiminin önündeki molozların ve engellerin kaldırılmasıyla, göreceli de olsa sağlanmış olur. Bütün bir tarih, kapitalizm de dahil, ilkel komün gelenek ve genetiğinin barındırdığı dinamizm ile, çürümeye karşı insan kollektif aksiyonunu öne çıkaran, ezilenlerin ezenlere karşı baş kaldırı ve devrimleri tarihidir. Kapitalizme geçiş ve ondan daha ileri sosyalist devrimler dahil hep ilkel komün genetik ve gelenekli insan üretici gücünün kolektif aksiyonuyla oluşmuştur...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 499 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
BUGÜN SUYUMUZA YARIN HAVAMIZA EL KOYACAKLAR
KAMUOYUNA
Yazar Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi - Necdet Bayhan   
24 03 2008

Sample Image

Bugün Dünya Su Günü!

Yaşamın temelini oluşturan, devamını sağlayan ve tarih boyunca insanlığın kaderini belirleyen su ve hava vazgeçilmez birer yaşam kaynağı ve canımızın değerleridir.

Bugün dünyamız bir su savaşının içindedir. Bu savaşın bir tarafında uluslarüstü su, inşaat vs. tekelleri ile bunların kontrolündeki emperyalist devletler, DTÖ (Dünya Ticaret örgütü), GATS (Hizmet Ticaret Genel Anlaşması), Dünya Bankası, Dünya Su Konseyi gibi kuruluşlar, diğer tarafında ise Dünya Halkları, tümüyle insanlık vardır ve bu savaş “kaynaklara sahip olma savaşı” olarak devam etmektedir...

Unutmayalım, sudan sonra sıra havaya gelecek…

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1115 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ON YILDA İKİ KRİZ: KAPİTALİZMİN DOĞAL HALİ
MEDYA HABER-YORUM
Yazar Korkut Boratav - Sol.org.tr   
09 03 2009

Kapitalist dünya sistemi on yılda iki kez krize girdi. İkincisinin içindeyiz. Ne zaman son bulacağı belli değil.

Her ikisi de emperyalizmin temel öğelerinden biri olan finans kapitalin yol açtığı krizlerdi. Birincisi 1997-1998’de emperyalist sistemin çevresinde patlak verdi. Doğu Asya’da başladı. Rusya’ya, ardından Latin Amerika’ya sıçradı; son olarak da Türkiye’ye (2000-2001) uğradı.

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 192 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
İSMAİL ŞAHİN: "ULUSAL SORUN" VE TÜRKİYE'NİN "KÜRT MESELESİ"
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar İsmail Şahin   
04 03 2009

Tarihte “ulusal sorun”, bildik pozitivist yaklaşımların iddia ettiği gibi kapitalizmin ortaya çıkmasıyla var olmamıştır. İlkel komün kan teşkilatlanmasıyla başlayan süreç kapitalizme ulusal bir bütünlük kazandıracak şartları sunmuş, geniş yeniden üretimin imkanlarına temel oluşturmuştur. Kapitalizmden önceki toplum biçimlerinde de, örneğin Yukarı Barbarlık’ta ortak yurt ve yurt edinilen toprağın yurttaşları vatandaş ve dindaş olarak bir birlik temeli oluşturabilmişlerdir. Tarihte ulusçuluğun iki ayrı gelişimini görmekteyiz; biri yurttaş ulusçuluğu, diğeri kandaş yani etnik temele dayanan vatandaş ulusçuluğudur. Yurttaş ulusçuluğu coğrafya üretici gücüne dayanır. Vatan edinilen toprağın üzerinde yaşayan halkların bütününü kapsayan üst kimlik olarak coğrafyayı öne çıkaran yurttaşlar topluluğudur. Diğeri etnik temele dayalı soydaş ulusçuluğudur; kandaş (klan, kan) kollektif aksiyonlu insan üretici gücüne dayanır. Biri kapitalizmin daha gelişkin olduğu, diğeri daha geri olduğu şartlara tekabül eder. Konumuz açısından bizim için önemli olan, daha geri olan ama devrimlere ivme kazandıran kandaş ulusçuluğudur. Modernizmin gelişkin olduğu ülkelerde kapitalizm gelişkin, devrimci durum geridir...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 631 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ÖZGÜR MÜFTÜOĞLU: ÜNİVERSİTEDE ESNEKLEŞTİRME ÇALIŞMALARI VE 50/D MÜCADELESİ
İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
Yazar Özgür Müftüoğlu (Sol.org.tr)   
03 03 2009
2547 sayılı YÖK yasasının 50/d maddesine tabi olan üniversite araştırma görevlileri, bir süredir doktora çalışmalarını tamamlar tamamlamaz işlerini kaybetmektedir. 50/d maddesine göre çalışan araştırma görevlileri bir araya gelerek, durumlarını kamuoyuna duyurmayı ve iş güvencelerini tekrar elde etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma görevlilerinin iş güvencesini elde etme çabası bugüne kadar üniversite içinde ve üniversite dışında yeterince destek bulmamıştır...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 257 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DİNE KARŞI DİN
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar Ali Saldıran - aliseriati.com   
02 03 2009

Geçenlerde bir arkadaşla tartışırken bana “sen İslam’ı idealize ediyorsun, böyle bir İslam yok” dedi. Dedim ki 'var ama piyasada yok'. İşte tam o an aklıma rahmetli Şehid Doktor Ali Şeriati’nin (*) 'dine karşı din' konferansı geldi. O an arkadaşa bir şey diyemedim çünkü haklıydı, çünkü suçlu bizdik, çünkü biz hep yanlış dini anlattık ve sonuçta yanlış din 'doğru din' oldu, doğru din de ‘idealize din’ oldu. Düşündüm ki şöyle inkilabi İslamla muhafazakar İslam arasındaki farkları bir tespit etsem nasıl olur, hadi daha özele inelim: devrimci müslümanın muhafazakar müslümandan farkı nedir? Uzun süren fikri mütalaa ve mülahazalardan sonra aşağıdaki satırları tespit ettim:

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 286 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
İ. ŞAHİN: İLKEL KOMÜN İLE MODERN SOSYALİZMİN BULUŞTUĞU NOKTA; SÜREKLİ DEVRİM VE MARKSİZMİN KRİZİ (1)
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar İsmail Şahin   
26 02 2009

http://img.blogcu.com/uploads/UNUTULAN_gocmen_kus.gifKonunun derinliğine anlaşılabilmesi için çalışmamızı dizi halinde vermeyi uygun bulduk. Dünyanın içinde bulunduğu küresel-kaotik durum, hem soyut teorik ve hem de somut pratik açıdan adeta bir kıyameti andırıyor. Küresel kapitalizm; ekonomi politik olarak dalga dalga insanlığı ve kendi temellerini sarsarak, derin bir krizde. Savaşlar, açlık, yoksulluk, işsizlik, evsizlik ve ekosistemin tahribatı insanlığı kara bir deliğe doğru sürüklüyor. 'Yeni Dünya Düzeni’yle vadedilen demokrasi ve özgürlük yalanının yarattığı tahribat, kapitalizmi, kendini bile kurtaramayacağı şartlara mahkum ediyor. Küresel krizler, emperyalizmin cançekişmesini tetikleyerek, kapitalizmin varlığını toplu iflaslarla sarsıyor ve dünyayı yıkıma sürüklüyor...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 715 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
SABAH OKUMUYORUZ
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Vatan Postası   
20 02 2009

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 456 / Yazdır / Devamı...

 
SENDİKALI İŞÇİYİ TEHDİT EDEN GENEL MÜDÜR YARGILANIYOR
İŞÇİ - SENDİKALAR
Yazar Çeşitli basından   
08 12 2008

 Aylık Forbes dergisi grafikeri Ender Ergün'in "sendikal haklarını engellediği" gerekçesiyle şikayet ettiği Turkuvaz Medya Grubu genel müdürü Levent Tayla ve Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.’nin sahibi Ahmet Çalık yargılanacak...

Sözkonusu ceza yasasına göre sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi 1 ila 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmayı, bu suçun zincirleme ve kendi konumunu ve mesleğini kullanarak işlenmesi halinde ise cezanın %50 artırılmasını hükme bağlıyor. Suçun sabitliği halinde ceza para cezasına çevrilemiyor.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 625 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
EMPERYALİZM; GEBEREN KAPİTALİZM
KAVRAMLAR-SÜREÇLER
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
08 12 2008

Ortalıkta bir “KRİZ” lafı dolaştırılıyor! Konuyla ilgili daha önceki yazımızda da bahsettik, kriz; yüz yılı aşkın bir süredir devam eden emperyalist sistemin ta kendisi dedik. Ancak görüyoruz ve duyuyoruz ki; sanki tıkır tıkır işleyen bir sistem varmış da, şu kahrolası kriz, o güzelim sistemimizi geçici olarak sekteye uğratan arızi ve gelgeç bir belaymış. İnşallah bir an önce kurtuluruz şu kriz belasından mış…

Efendim, krize karşı hiçbir önlem alınmamış! Kriz bize öyle bir vurmuş ki perişan olmuşuz! Nerede bu hükümet! Nerede bu devlet! Krizin faturasını biz ödemeyeceğiz! gibi söylem ve eylemler; bulanık suları daha da bulandırmaya, kaosu ve sis perdesini kalınlaştırmaya, kafaları karıştırmaya yarıyor. Meseleyi aydınlatma adına gözümüze tutulan projektörler, kulaklarımızın dibinde patlatılan sansasyonel "bilgi" ve "haber" bombardımanıyla göz gözü görmez bir ortam yaratılıyor. Kör ve sağırlıktan kurtulabilmek için, Alpaslan Işıklı hocanın dediği gibi; “Çok dikkat etmek lazım! Akıl sağlığımızı ve muhakeme yeteneğimizi kaybetmemek gerek…”

Amerika’da ellerine Marks’ın posterleri verilen orta sınıf kalabalıklar alanlara sürülüyor… Banka holding sahibi işadamları “Marks haklı mıydı?” diye soruyor… Medya holdinglerinden maaşlı “sunucu”, “tolk-show”cu “şirin çocuk”lara “marksizm yeniden gündeme mi geliyor?” diye sordurtuluyor… “N’oluyoruz? Kıyamet alametleri mi?” diye sorası geliyor insanın…

Marks; her ne kadar emperyalist savaşlara gönderme yaptıysa da, tekelleşmelere değindiyse de kapitalizmin ilk evresini bilimsel olarak açıklayan, ekonomi politik olarak ne olup ne olmadığını gözler önüne seren bir bilim adamı. Marks’tan emperyalizm üzerine kehanet beklemek, onu metafizik bir anlayışla değerlendirmek olurdu. Emperyalizm; Kapitalizmin En Yüksek Aşaması adlı kitapçığı ile emperyalizmi enine boyuna açıklayıp ne olup ne olmadığını gösteren Viladimir İliç Ulyanov Lenin’dir.

Durum böyleyken, gerek en son “kriz” denilen olayları açıklarken, gerekse de genel olarak dünyamızın bugün içinde olduğu süreci değerlendirirken Lenin’i görmezlikten gelmek ve yok saymak neden? “Efendim evet dahiyane bir emperyalizm analizi. Ancak100 yıl önce yazıp çizmiş!” Peki Marks ne zaman yazıp çizmiş de onu gündeme getirebiliyorsunuz? Ha zaten birçok “solcu”muzun da dediği gibi “Marksizm; daha çok teorik, pozitivist ve hümanist bir FELSEFE!” olarak mı değerlendiriliyor? Yani, Marks, “Tanrı korusun!” proletarya diktatörlüğü gibi “tehlikeli” bir işi yaşama geçirmediği için mi bazı kesimler tarafından kolaylıkla dile getirilebiliyor?

Lenin gibi, Mustafa Kemal gibi geçen yüzyılın “diktatör” denilen liderleri emperyalizmin “küresel piyasası”nda para etmiyor mu? Yani artık “demokrasi zamanı” mı? Peki ya o finans-kapitalistler ve yerli-yabancı uşakları “küresel demokrasi” maskesiyle insanlığı küresel faşizme mahkum etmek için her türlü düzenbazlığı çeviriyorsa…

Gazi Mustafa Kemal’i dinleyelim:

“Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları, milletler arası sermayenin, efendilerine büyük çıkarlar sağlamak, kendilerini yıkmak ve köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve emperyalist sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir." 22 Ekim 1922

“Hükümet merkezi, düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, halkın ve devletin bağımsızlığını koruyacak (silahlı) kuvvetlere (onlar) emrediyorlardı. Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve halkın araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. Yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da, ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu. İşte bunun içindir ki, yurdu savunmaktan ve korumaktan ibaret olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan doğruya halkın kendisine kalıyordu... İşte buna KUVÂ-Yİ MİLLİYE diyoruz...” TBMM Gizli Celse Zabıtları, Cilt 1. s.6

“Lenin de Mustafa Kemal de geçen yüzyılın başından sesleniyorlar, artık her şey değişti!” diye itiraz mı var? Peki daha birkaç on yıl önce yazılmış, geçen yıl Sosyal İnsan Yayınları tarafından basılıp yayınlanan EMPERYALİZM; GEBEREN KAPİTALİZM adlı kitapçık ile Lenin’in bıraktığı yerden başlayıp günümüze kadar emperyalizmin ne olup ne olmadığını gözler önüne seren Dr. Hikmet Kıvılcımlı bakın ne diyor:

"Emperyalizm çağında kapitalin merkezileşmesi, dünyayı bir tek pazar haline sokar. Bu pazar üzerinde ekonomi gibi, politika da merkezileşir. Eskiden bir memleket politikasında bütün bir kapitalist sınıfı hakim iken, şimdi nasıl o sınıf namına bir avuç finans kapitalist hakim olmuşsa; tıpkı öylece, dünya politikasında da, serbest kapitalizm zamanında büyük küçük bir çok bağımsız devletler varken, emperyalizm zamanında artık düveli muazzama denilen birkaç büyük devletin astığı astık kestiği kestik olur. En küçük devlet ve milletler gittikçe, en büyük kapitalleri tekellerinde tutan büyük devletlere dama taşı hizmetini görerek teb'alaşırlar."

Konuyu EKONOMİK VE SOSYAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN TEORİK VE PRATİK SORUNLARI (1) başlıklı yazımızda da incelemiştik:

[Kapitalizm; 13. ve 14. yy.lardan itibaren, toplumların ekonomik yapılarında derinlemesine ve genişlemesine egemenleşirken kendi politika, din (laiklik), kültür, sanat, edebiyat, estetik yapı ve anlayışlarını da filizlendirip geliştirdi. 15. ve 16. yy.larda Rönesans ve Reform ile filizlenen, “Aydınlanma Dönemi” ile gelişip 17 ve 18. yy.larda Ulusal Burjuva Demokratik Devrimlerle kurumlaşarak yaygınlaşan sanayi toplumları; aristokrasinin, derebeyliğin, para ve toprak rantiyelerinin ve Ortaçağ karanlığının Asker-Banker-Yunkerlerinin karşısında yeni, genç ve devrimcidir.

Sanayici ve serbest rekabetçi işveren, başlangıçta, zengin bir parababası değildir. O, geniş yeniden üretim yapabilecek yeni teknikleri elinde bulunduran bir girişkendir. Sanayici işveren, derebeyliğin son dönemlerindeki kriz ve kaos ortamında, politik öncülüğü ele geçirmezden önce (tıpkı Antik Roma ve Yunan Demokrasilerinin oluşmasında baş rol oynayan tüccarlar gibi) ekonomik olarak toplumdaki diğer alt sınıfların “umudu” oldu. Sanayici işverenlerin, tüm toplum kesimlerini, öncelikle ekonomik ve sosyal olarak kendi zafer arabasının arkasına takabilmesi; o zamana kadar görülmedik teknik ve insan üretici güçleriyle sanayi üretimini verimlilik ve kâr temelinde yükseltmesi ile gerçekleşti. Her ülkenin sanayici işverenleri öncülüğüyle gerçekleştirilen bu sanayi devrimlerine, Ulusal ya da Milli Demokratik Burjuva Devrimleri de denir.

Sanayici işverenin, toplumdaki POLİTİK öncülüğü ele geçirmesi; aşağıdaki 4 EKONOMİK VE SOSYAL dayanağı kotarabilmesiyle olmuştur:

1- Üzerinde fabrikasını kurduğu arazinin sahibine ödediği sürekli ve yüksek KİRA,

2- Bankerden alıp ilk sermaye yaptığı paraya karşılık bankere ödediği güvenli ve yüksek FAİZ,

3- “Seyahat özgürlüğü”, “eşit yurttaş ve insan hakları”, daha iyi bir yaşam vs.  vaadiyle köyünden getirttiği işçi yığınlarına ÜCRET,

4- Kendisi için KÂR.

Sanayici işveren, bu dört temel görevi gerçekleştirmekle kalmaz. Bir taraftan, toplumda her ağzını açanın ağzına iyi-kötü bir lokma veya umut verirken kendi kültürünü, edebiyatını ve sanatını da egemen kılar, diğer yandan, başka işverenlerle de kıyasıya rekabet etmek, yeni teknik ve insan üretici güçlerini harekete geçirmek, ulusal sanayii geliştirmek zorundadır. Nerede o ilk sanayici işverenler, nerede şimdiki müteahhit ve rantiyeler?

19. yy’dan 20. yy’a... Kapitalizmden emperyalizme; devrimcilikten karşıdevrimciliğe: Sanayici-Devrimci burjuvalar artık rantiye- karşıdevrimci-tekelci finans-kapitalist olurlar    

RANTİYE FİNANS-KAPİTALİZM

Kapitalizm, daha doğarken, işçi sınıfını da doğurmuştu. Serbest rekabetçi ve sanayici işverenler, 17. ve 18. yy.larda iktidara yürürken arkasına taktığı işçi sınıfına ve tüm halka “iş, ekmek, özgürlük, eşitlik ve adalet” vadetmişti. İktidara gelen bu yeni sınıf, karşısında işçi sınıfını bulunca; daha yeni iktidardan indirdiği, geçmiş toplumun egemen sınıflarıyla ekonomik-politik ittifaklar kurdu. 19. yy.ın ikinci yarısından itibaren de Avrupa’dan başlayarak emperyalizm çağına geçildi. Ulusal sanayici işverenlerin tekelleşmiş en kodaman zümreleriyle bankerlerin, emlak ve arazi sahiplerinin en irileri, banka-holding “evliliği” ile finans-kapital olarak sentezleştiler. Kilise çanları ve haham ayinleri, artık, “her yol mübah” diyen bu yeni efendilerin çıkarları için “fon müziği” gibi kullanıldı. Bu sentez ulusal/kıtasal sınırları da aşarak uluslarüstü/küresel şirket ve holdinglerin mâli-hisse senetli bütünleşmesi temeline oturdu. Daha sonra doğu ve güneydeki egemenlerin batılı tekelcilerle finans-kapitalistleşmesi gerçekleşti. Bu kez ezan sesleri, önce irticai sonra ‘ılımlı’ sıfatlarla kullanıldı.

Ekonomik olarak sanayiciliğin ve sanayi sermayesinin yerini bankacılık, para rantı ve sermaye piyasası aldı. 17. ve 18. yy’ın devrimci ve atılımcı işverenleri, 19. ve 20 yy.larda, ortaçağ kalıntılarıyla bütünleşip, gericileşti, para ve emlak rantıyla beslenen uluslarüstü tefecilere dönüştü…]

Şimdi ustaları konuşturalım. İşte önce Kıvılcımlı Usta’nın Emperyalizm; Geberen Kapitalizm eseri... Önümüzdeki günlerde Lenin Usta’nın Emperyalizm; Kapitalizmin En Yüksek Aşaması eserini de yayınlayacağız. Biraz zamanınızı alacak ama gerçekten okumaya değer. Her şeyden önce kendimiz, çocuklarımız, yakınlarımız, halkımız ve insanlık için…

Nezih Gençler - Genel Yayın Yönetmeni

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 801 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 26 Toplam 27
----- EN ÇOK OKUNANLAR -----
ÜYE GİRİŞ FORMU





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun
SABAH OKUMUYORUZ
....katılmak için grevi tıklayın...
 
İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop