Anasayfa arrow Köylü - Kooperatifler
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 5 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515521

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ VE DİRENİŞ PDF Yazdır
Yazar Tayfun Özkaya - Karasaban   
31 03 2010

 Şimdi sıra şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde. Hazırlıklar ilerliyor. Özgür Müftüoğlu’nun da yazdığı gibi yönetimin “2010 yılı için 4-C kadrosunda istihdam etmeyi planladığı işçi sayısı 36 bin 215’tir. Halen 4-C kadrosunda çalışan 19 bin 436 işçinin yüzde 91.5’inin, özelleştirilen işyerlerinden bu kadroya geçirilen işçiler olduğu düşünüldüğünde, yeni 4-C’li olacakların da çok önemli bir bölümünün özelleştirilecek işletmelerde halen kadrolu çalışanlar olacağı söylenebilir. 2010 yılı özelleştirme programının başında, enerji kuruluşları ve şeker fabrikaları gelmektedir. Kısacası şeker fabrikası işçileri önce 4-C’ye konulacak. Bu şekilde “merak etmeyin, işsiz kalmayacaksınız” denilecek. Asgari ücretten çok da fazla olmayan ücretlerini bir süre (belki bir yıl veya daha fazla) alacaklar. Sonra da “işyerleriniz kapandı, hadi bakalım sokağa” denilecek. Bunu sağlamak için önce fabrikalar gruplar haline getirilecek. Hepsi birden özelleştirilmeyecek. O zaman o kadar işçi ile kim başa çıkabilir. Olay zamana yayılacak.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 210 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TEKEL İŞÇİLERİNİN YOLUNDAN GİDİYORUZ: ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK! PDF Yazdır
Yazar Ulukışla Altın Madenine Karşı Köylü Direniş Komiteleri   
03 02 2010

Güncellenme Zamanı: 15.09.2009 12:22:02 Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak.

Sizin cehennem ateşiniz, bizim direniş ekmeğimizi ısıtabilir ancak. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da kendi ellerinizle kendi cehenneminizin ateşini körüklersiniz.

Desteklediğimiz Tekel işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz? Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin...

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası,
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası,
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ayamama Son Durak, Beyaz Adımlar Platformu, Çağdaş Hukukçular Derneği, DOĞADER, Donkişot Çevre Akademisi, Ekoloji Kolektifi, EKODER, GDO'ya Hayır Platformu,
Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği
Gemlik Doğal Hayatı ve Hayvanları Koruma Derneği (GEMDOHAY), Gemlik Satranç Kulübü,, Gemlik Yaşam Atölyesi, İmeceevi,
İmece Toplumun Şehircilik Hareketi, Kentsiz, KESK, Nilüfer Yerel Gündem 21, Osmaniye Çevre Platformu, Sorgun Platformu,
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Sendikası, Tüketici Dernekleri Federasyonu, Tükoder, Tüketici Hakları Derneği,
ORTAK BİLDİRİSİ İÇİN TIKLAYIN...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 752 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
SERBEST PİYASA TANRISININ SON KURBANI: FINDIK ÜRETİCİLERİ PDF Yazdır
Yazar Tayfun Özkaya - sendika.org   
20 07 2009

Bakanlar kurulunun 14 Temmuz 2009’da fındık üreticileri ile ilgili kararının fındık alanlarını kısıtlanmayı, aşırı üretime engel olmayı, diğer yandan da üreticilere destek olmayı amaçladığı iddia edilmektedir. Son yıllarda alım yapan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) artık alım yapmayacakmış. Fındık yetiştirmek üzere ruhsat almış ve fındık yetiştiriciliği belgesi almış üreticilerin desteklenmesinin de üç yıllık bir süre ile sınırlı olarak dekara 150 TL’lik bir alan bazlı ödeme ile yapılacağı kararda yazmakta. Kararda daha çok Batı Karadeniz’de olan başka ürün yetiştirilebilecek fındıklıkların sökülmesi öngörülüyor. Fındık Alanlarının Tespitine Dair Kararın 1 inci maddesinde belirtilen il ve ilçelerdeki, birinci, ikinci ve % 6’dan daha az eğimli üçüncü sınıf tarım arazilerinde ve rakımı 750 metrenin üzerindeki ruhsatsız fındık bahçelerinin sökümü teşvik edilecek. Bu amaçla da en fazla üç yılık bir sürede toplam 600 TL ödenecek. İlk bakışta karar olumlu gibi görünmekte. Sanki aşırı üretim azalınca stoklar eriyecek, Türkiye fındığı daha iyi para edecek ve herkes kazanacakmış gibi gözüküyor. Ancak koyduğum başlıktan da anlayacağınız gibi kazın ayağı hiç de öyle değil...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 308 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
BULANCAK'DA FINDIK MİTİNGİ PDF Yazdır
Yazar sendika.org   
11 09 2008

AKP’nin fındık fiyatları’ndan sonra Fındık-Sen tarafından örgütlenen ve bu yılki ilk büyük tepki mitingi olan ‘Emeğimize ve fındığımıza sahip çıkalım’ mitingi Giresun’un Bulancak ilçesinde yaklaşık 2500 üreticinin katılımıyla yapıldı.

Saat 11.00’dan sonra Bulancak’dan ve çevre il ve ilçelerden gelen üreticiler otogar alanında toplanmaya başladı. Giresun halk tiyatrosunun hazırladığı “Fındık Kurdu AKP” adlı sokak tiyatrosunun sergilenmesiyle başlayan miting; köylerden gelen fındık üreticilerinin konuşmasıyla devam etti.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 571 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TAYFUN ÖZKAYA: TOHUM ŞİRKETLERİ TOHUMLARIMIZA GÖZ DİKTİ PDF Yazdır
Yazar Prof. Dr. Tayfun Özkaya (*)   
06 08 2008

Geçen hafta Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde ilan panolarında öğrencilere yönelik bir afiş gözüme çarptı. Bir İsrail firması olan Hazera Tohumculuk ve Antalya Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi işbirliği yaparak bir tohumculuk proje yarışması başlatmış. Konu; kaybolmakta olan yerel sebze çeşitlerinin yetiştirilmesi veya özelliklerinin belirlenmesi. Şirket daha önce de öğrencilere yönelik eğitim çalışmaları yapmış. Akdeniz Ziraat Fakültesi'nin dekanı da bunları çeşitli yerlerde açıklıyor. Birinci olana dizüstü bilgisayar verilecek, her fakültenin birincileri ve danışmanı olan hocaları (hocalar da öğrencilerin danışmanı oluyor) Antalya'da beş yıldızlı bir otelde bir hafta ağırlanacak…

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1055 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TAYFUN ÖZKAYA: ORADA KİMSE VAR MI? UPOV'LA İLGİLENEN YOK MU? PDF Yazdır
Yazar Tayfun Özkaya   
03 12 2007
Körfez depreminde enkazın altına seslenilirdi: Orada kimse var mı? Bir umut, belki bir ses gelir diye...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1138 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TAYFUN ÖZKAYA: TOHUM ŞİRKETLERİNİN SON DARBESİ: UPOV PDF Yazdır
Yazar Tayfun Özkaya (*)   
03 12 2007

UPOV da nerden çıktı demeyin. Küresel tohum şirketlerinin yeni bir darbesi ile karşı karşıyayız. Tohum Yasası'nda olduğu gibi bu işlem de fazla toz kaldırmadan yürütülmekte. Türkiye’deki destekçileri “ne güzel ülkemiz 65. üye olacağına göre bu iyi bir şey, modernleşiyoruz” diyecekler...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1276 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TARIMIN ŞİRKETLEŞMESİ VE GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR PDF Yazdır
Yazar L.G.Alev - M. Bayram (GDO Çeviri) sendika.org   
02 10 2007

Tarımda geleneksel tarım metodları yerine, modern tekniklerin kullanılmaya başlamasıyla ortaya çıkan sürece “Yeşil Devrim” adı veriliyor. Yeşil Devrim lafıyla, tarımda hibrit tohumların, yapay gübrelerin, yabani ot ve böcek öldürücü kimyasalların ve tarım makinalarının kullanılmaya başlamasıyla, yani endüstriyel tarımın gündeme gelmesiyle birlikte meydana gelen ürün artışı kastediliyor. 70’li yıllara denk gelen bu süreçte sözü edilen ürün artışı o güne kadar tarımda hiç elde edilmeyen boyutlarda gerçekleşti. Yeşil Devrim’in propagandası; birim alandan elde edilen ürünün artması gerektiği, çünkü nüfusun hızla artmakta olduğu, bu nüfusu doyurmak için daha fazla gıda üretilmesi gerektiği söylemiyle yapıldı. Yeşil Devrim’le birlikte tarımda kimyasalların yoğun bir biçimde kullanılmasının yolu açıldı. 2. Dünya Savaşı sırasında kimya sanayiinde gelişmeler yaşanmış, yeni silahlar, teknikler keşfedilmişti. Bu teknikler savaşın ardından kendine yeni pazar alanı buldu ve tarım sanayiinde kullanılmaya başlandı. Nitrojen bombası modifiye edilerek nitrat gübresine, sinir gazı modifiye edilerek böcek öldürücü ilaçlara dönüştürüldü. Bu ve buna benzer birçok örnek tarımsal girdilerin ecza şirketleri tarafından ele geçirilmesinin önünü açtı. Gelişmiş ülkelerdeki tekellerin tarım sistemindeki egemenliklerini iyice pekiştirmesi, küçük çiftçinin ve küçük gıda firmalarının yavaş yavaş yok olması sonucunu doğurdu. Tekeller malın üretiminden satışına kadar her türlü aşamaya hakim hale gelmeye başladı...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 995 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
TÜRKİYE'NİN YENİ TOHUM YASASI: YENİ KONTROLLER, ESKİ TARTIŞMALAR PDF Yazdır
Yazar Çev: Ekoloji Kollektif - sendika.org'dan   
05 05 2007

 Ekim 2006’da Türkiye Büyük Millet Meclisi, tohumlar üzerine, tamamen uygulandığı takdirde tarım pratiğini yıkacak, köylerde halen çalışan nüfusun %35’inin haklarını eritecek geniş kapsamlı bir kanunu (1) kabul etti. Yeni kanun, Türkiye’nin eninde sonunda üye olmayı umduğu Avrupa Birliği ile kanunlarını uyumlu hale getirme genel eğiliminin bir parçası.

Yorumlar (2) / Görüntüleme sayısı: 2213 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
PROF.DR.TAYFUN ÖZKAYA: TARIMIMIZ ULUSLARÜSTÜ SERMAYENİN BÜYÜK TEHDİDİ ALTINDA PDF Yazdır
Yazar USİAD Bildiren - Oktay Güney   
31 03 2007

 Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü Prof. Dr. Tayfun Özkaya ile USİAD Bildiren dergisi editörü Oktay Güney görüştü.

Türkiye tarımının güçlü ve zayıf yanları nelerdir?

Kırsal alanda kullanılmayan geniş bir iş gücü söz konusu. Tarımsal araştırıcılar da sayı ve nitelikçe zengin. Su kaynaklarının zenginliği; çok değişik agroekolojik bölgelerin varlığı, çok sayıda ürün yetiştirme olanağı yaratıyor. Bazı bölgelerde endüstriyel girdi kullanımının düşüklüğü, organik ve sürdürülebilir tarım potansiyelini arttırıyor. Ayrıca dünyadaki önemli zengin tüketici kütlelerine yakınlık gibi tüm bu etkenler Türkiye tarımının güçlü yanlarını oluşturuyor.

Türkiye tarımının zayıf yanlarını ise; kooperatifçilik başta olmak üzere örgütlenmenin geri oluşu; küçük ve parçalı işletmelerinin çoğunluğu oluşturması; buna karşın başta hayvancılık olmak üzere bazı üretim alanlarında maliyetin yüksek ve verimin düşük olması; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı kamu hizmetlerindeki bütçe darlığı; pazarlama sisteminde tekellerin varlığı ve bu tekellerde yabancıların ağırlığının giderek arması olarak sıralayabiliriz.

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 5355 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
'KÜRT SORUNU', 'ETNİK SORUN' GİBİ GÖZÜKEN SORUN ASLINDA TOPRAK, TARIM VE KÖYLÜLÜK SORUNUDUR PDF Yazdır
Yazar Vatan Postası   
03 03 2007

Ülkemizde toprak sorunu, burjuva demokrat anlamda olsun hâlâ çözülememiştir. Buna bağlı olarak 'etnik sorun' kördüğüm olmuş, emperyalizmin böl-yönet politikasına hizmet ediyor...Active Image

Gerek genel olarak tüm halkımızın işsizlik ve pahalılık cehenneminden kurtulamayışında, gerek özel olarak Kürt halkımızın (ayrıca 'payına düşen') kan ve ateş çemberinde yakılmasında; hepimizin derece derece sorumluluğu var. Toplumsal sorunlarımızı; sadece yerel yönetimler ve parlamento platformunda reformist bir ajitasyon ve propagandayla ya da dar fraksiyoncu, 'barikatçı' tepişmelerle, 'etnik-milliyetçi' örgütlenmelerle halledemeyiz. Unutmamalıyız ki, örgütlü halk inisiyatifinin olmadığı bir demokrasi ve cumhuriyet yoktur ve 'ULUSAL SORUN' aslında bir 'TOPRAK, TARIM VE KÖYLÜLÜK SORUNU'dur...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1833 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
NURCAN TURAN: BÖLGESEL KALKINMADA BAŞARILI BİR ÖRNEK: MONDRAGON İŞÇİ ÜRETİM KOOPERATİFLERİ PDF Yazdır
10 02 2007

 Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF Kooperatifçilik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Nurcan Turan hocamızın
10 yıl önce Kuvayi Milliye dergimizde yayınladığımız araştırma-inceleme yazısı. (V.P.)

BÖLGESEL KALKINMA İÇİN İNSAN MERKEZLİ YAKLAŞIMIN BAŞARILI BİR ÖRNEĞİ OLARAK MONDRAGON İŞÇİ ÜRETİM KOOPERATİFLERİ

GİRİŞActive Image

İşçilerin girişimciliğini yüklendiği ve yönetiminde bütünüyle söz sahibi olduğu bir işletme türü olan, işçi üretim kooperatiflerinin en başarılı örneğini, Mondragon İşçi Üretim Kooperatifleri oluşturmaktadır.

Mondragon İşçi Üretim Kooperatifleri sistemi, yerel özerkliğin elde edilmesindeki katkılarının yanısıra, yerel sanayinin kurulması ve istihdam sorununa çözüm oluşturmasındaki rolüyle de ilgiyle izlenen ve diğer ülkelere model olarak önerilen bir sistemdir (Polat, 1993). Sistem, endüstriyel sisteme insani bir bakış açısı kazandırması bakımından da önem taşımaktadır (Irazabal 1990).

Mondragon İşçi Üretim Kooperatifleri, kooperatifçilik yolu ile kalkınmada dünyadaki tek örneği oluşturur ve işletmecilik ve endüstriyel demokrasi, katılımcılık ve dayanışma gibi sosyal kavramlar üzerine kurulu yaklaşık kırk yıllık bir başarının sahibidir (Lezamiz, 1996). Mondragon Kooperatifleri, aynı zamanda, büyük ölçekli modern endüstride, kooperatiflerin de faaliyet gösterebileceğinin ve başarılı olabileceğinin göstergesi olmuştur (Whyte, 1991).

Yorumlar (2) / Görüntüleme sayısı: 17754 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop