Anasayfa arrow Kütüphane
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 5 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515527

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: SAYIN İ. İ. PAŞA'YA AÇIK MEKTUP PDF Yazdır
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
24 03 2007

İ. İ. Paşa’nın, her ölümlü kişi gibi, bir tutkusu var: “İkinci Adam” kompleksi, onda Mustafa Kemal’den daha baskın değilse bile sürekli bir orijinal iş yapma eğilimi yaratıyor. Bunu, epey “tarihsel” denebilecek son “gündem dışı” konuşmasından öğreniyoruz. “Demokrasi koz helvasını ben icat ettim, ben de beğenmedim” demek istemiyor, Paşa:

“Demokratik rejimi getirenler, Atatürk’ten sonra, tam otuz yıl bu devrimleri candan koruyan nesilleri bu nizam içinde hürriyet nizamı içinde yetiştirdiklerinden dolayı bahtiyar ve müftehirdirler” diyor.

Bu mutluluğu ve övüncü İ. İ. Paşa’ya kim çok görüyor? Gene kendisi. Atatürk 1923’ten 38’e dek 15 yıl, İnönü 1938’den 69’a dek 30 yıl “nesil yetiştirmiş” durumdadır. Bu iki kat yıl, İnönü’yü Atatürk’ün iki katı yapar mı? Böyle bir soruya en çok İ. İ.’nün kızacağı muhakkak. Ama, sormamazlık edilemez. Sormaktan bir kötülük de çıkmaz...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 738 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: DİNİN "TÜRK TOPLUMU"NA ETKİSİ PDF Yazdır
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
22 03 2007
KONUNUN METODOLOJİK BELİRLENMESİ
İSA'DAN 300 YIL ÖNCEKİ VE SONRAKİ KIYAMETLER
SOSYAL KIYAMETLER ORTASINDA TÜRKLER - MOĞOLLAR
TÜRK SÖZCÜĞÜ NEREDEN GELİR?
TÜRKLER HANGİ YILLARDA TARİHE GİRDİLER
"TÜRK TOPLUMU" ve DİN
"TÜRK DİNİ"
NUH - TUFAN - TÜRKLER
TÜRKLER DİNSİZ, ya da TABİATA TAPICIYDI
TARİH ÖNCESİNDE OĞUZ MİTOLOJİSİ
TÜRK: KAN - HAN ÖRGÜTLENİŞİ
ALLAH SAYISI - KAN SAYISI
ŞAMANLIK: ANAHAN DİNİ
İL DİNİ : ANAHAN + BABAHAN DİNİ
İLHANLIK DİNİ : BABAHAN DİNİ
ÇOBANLIKTA DEMİR ÇAĞI
 DEVLET VAR MI?
YERİN GÖĞE ÇIKIŞI
TÜRKLERDE KENTLEŞME
TÜRK - MÜSLÜMAN SİLAH ARKADAŞLIĞI - DÜŞMANLIĞI
TÜRKLER NE ZAMAN, NASIL MÜSLÜMAN OLDULAR?
TÜRK TOPLUMUNUN İSLAM DİNİNE TEPKİ VE KATKILARI
DİNİN TÜRK TOPLUMUNA ETKİLERİ
DIŞ DİN ETKİSİ: ÇEVRE MEDENİYET ETKİSİDİR.
İSLAMLIĞIN TÜRK TOPLUMUNDA KANBAĞLARINI ÇÖZÜŞÜ
İSLAMLIĞIN TÜRK TOPLUMUNA TOPRAK DÜZENİNİ VERİŞİ

Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 3847 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: ÜRETİM NEDİR? PDF Yazdır
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
22 03 2007
ANLAŞILMAYAN TEMEL KONU
ÜRETİM NEDİR?
BASİT YENİDEN - ÜRETİM
TÜKETİM İÇİN ÜRETİM
KAPİTALİST ÜRETİM YORDAMI
a) SERMAYE ve FAİZ
b) İŞYERİ ve İRAT
KAPİTALİZM ve GENİŞ YENİDEN ÜRETİM
c) KAPİTALİST ÜRETİMDE ÜCRET VE KÂR
KAPİTALİST SINIFIN KENDİ KUYUSUNU KAZIŞI
a) ÜRETİM TABANINDA ÇELİŞKİ
b) SINIF İLİŞKİLERİNDE ÇELİŞKİ
GENİŞ YENİDEN-ÜRETİM
KAPİTALİZM İLE PREKAPİTALİZMİN UZLAŞMAZ ZITLIĞI
TARİHTE TEFECİ-BEZİRGANLIKLAR
OSMANLILIK'TA TEFECİ-BEZİRGANLIK NASIL ÇÖKTÜ?
KAPİTALİZM PREKAPİTALİZMİ NASIL ÇÖKERTİR?
PREKAPİTALİZM VE KAPİTALİZMİN KAYNAŞMASI

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2398 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: GENEL OLARAK SOSYAL SINIFLAR VE PARTİLER PDF Yazdır
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
19 03 2007

Fransızca "PARTİ" sözcüğü; Türkçe "BÖLÜK", Acemce "PARÇA", Arapça "KISIM" anlamına gelir... Bir toplumda "PARTİLER" var demek, o toplumun insanları bir sıra bölüklere, kısımlara, parçalara ayrılmışlar demektir. Toplumların en belirli parti-bölükleri; SOSYAL SINIFLARdır.

"SINIF" nedir? Das Kapital'in üçüncü tomunun son sahifesi, sınıfın ne olduğunu araştırırken, yarım kalmış bir cümle ile biter. Belli ki Karl Marx, sınıfın, dilediği gibi güçlü bir tanımlamasını en gelişkin biçimiyle yapmak isterken, bunu tümleyemeden ölmüştür. Engels de arkadaşının bıraktığı gibi vermeyi uygun bulmuştur. Büyük ustaların böyle bıraktıkları konuyu sonra gelenler didaktik kaçınılmazlıklarla, yani öğretici pratiğe uyarak bütünlemeye çalışmışlardır...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 581 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: DECCAL NASIL KAPIMIZI ÇALIYOR! PDF Yazdır
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
15 03 2007
İÇİNDEKİLER:
 1 - Emperyalizm Kurdunun Kuzu Postu: "Hür Basın!"
 2 - Kiralık Katil ve Maskesi
 3 - De Gaulle'ün Kırılan Burnu
 4 - Alman Emperyalizminin Rönesansı
 5 - Kapitalizmin Eşitsiz Gelişimi
 6 - Emperyalizmin Komplosu ve İntiharı
 7 - Yeni Emperyalizmin Alfabesi: (A. B. C.) Silahları
 8 - (B.C.) Ölümüne: (A) Maskesi
 9 - Emperyalizmin Deney Hayvanları
 10 - Amerikan - Alman Gizli Silahları
 11- "Batı"nın Doğu'lu Oyunu
 12 - Finans Kapital Kedisine Peynir Tulumu
 13 - Küçükburjuva "Hürriyetçi Sosyalizmi"
 14 - "Milli Sosyalizm" = Nazilik
 15 - Birincide: Polonya, İkincide: Çekoslovakya
 16 - Emperyalizm Kenefinin Alman Jandarması
 17 - Dolar Saltanatının Sallanışı
 18 - Alman Bitinin Kanı
 19 - Ekonomik Üstünlüğün Yeni Emperyalizmi
 20 - Tecrübe Tahtası: Geri Ülkeler
 21 - Bağımsızlık Boğuntusu
 22 - Amerikan Militarizminin Kazdığı Kuyu
 23 - Kuyunun İçindeki "Sandıktan Çıkma" Adam
 24 - Cehennemi Başlarına Yıkmak
 25 - Ölüm Adakları
 26 - Türk'e Yasak Türkiye İşçi Sınıfı
 27 - Antika Ayak Takımının Amerikan Allahı ve Halk
 28 - Türkiye'nin NATO - İçi, NATO - Dışı Harcanışı
 29 - (Panturanizm + "Aşırılık") = Panamarikanizm
 30 - "Yardım" mı, Sömürgeleştirme Oltası mı?
 31 - Bu Balık Gönüllü Balık
 32 - Kurtla Kuzunun Sarmaşması
 33 - Kişi Aldanması mı, Sınıf Eğilimi mi?
 34 - Emperyalist Silahların Parmağı
 35 - Muhalefetin Beyni
 36 - Türk Ordusu ve İkinci Milli Kurtuluş
 37 - Emperyalist Silahın İki Yüzü
 38 - Çekoslovak Olayının İçyüzü
 39 - Emperyalizm Ölümü Göze Alır mı?
 40 - Türkiye Ölüm Depboyu ve İlim Öğüdü
 41 - Azrailin Diş Kirası da Bizden
 42 - Azrailin Sorumluluğu da Bizden
 43 - Alman Celladı Sahnede
 44 - Alman Markı - Çekoslovakya Madalyası
 45 - "Doğu" Tutmayınca: "Batıya Bas!"
 46 - Emperyalizm Kaleyi İçinden Fetheder
 47 - Emperyalistlerarası Çekişmeler Olmasa
 48 - Emperyalizm: Vatanları - Milletleri Kaldırıyor
 49 - Alman Haydudu: Avrupa Öncüsü
 50 - Emperyalizmle Sömürgeler Çelişkisi Olmasa
 51 - Emperyalist Anavatanın İç Çelişkileri
 52 - "Bir Sinek Bir Kartalı Vurdu Yere!"
 53 - Alman Kartalının Ekonomik Kanadı
 54 - Alman Kartalının Nazi Pençesi
 55 - Diriltilen Kafatasçılık Ülküsü
 56 - Finans Kapital Bir Hitler Arıyor
 57 - Emperyalizm Faşizmi - Sömürge Faşizmi
 58 - Parola: "Alman Avrupası!"
 59 - Strateji: Bütün Silahlar Alman'a Teslim!
 60 - Amerikan Emperyalizmi Alman'a Emanet
 61 - Avrupa Emperyalizmi Alman Emrinde
 62 - Alman Kazığının Alıştırılarak Sokuluşu
 63 - Komünizme Karşı Haçlı Komutası
 64 - Amerikan "Boşluğu"nu Alman Doldura
 65 - Türkiye: Nazi "Yaşantı Alanı"
 66 - Türkiye Darboğazında: Alman Huzuru
 67 - Alman "Huzuru"nun İki Kanıtı
 68 - Amerikan Hızırı: Genelev - Haşhaş
 69 - Yıpranan Finans Kapital Yedek Parça Arıyor
 70 - Türkiye'de Kıyamet Alametleri
 71 - Finans Kapital Bitpazarında Birinci Raund (Tekparti - Tekönder)
 72 - Finans Kapital Pazarında İkinci Raund (DP)
 73 - Finans Kapitalde Üçüncü Raund (YTP ve İlh.)
 74 - Teorice "Milli İrade": Mecliste mi, Orduda mı?
 75 - Pratikçe Milli İrade Gerçeği
 76 - Efendilerimizin "Şeref" Anlayışları
 77 - Milleti Yenen Casusluk
 78 - Komprador Değil: "Çok Milletli" Finans Kapital
 79 - Çokpartili Finans Kapitalin Türkiye'ye Uygulanışı
 80 - Çok Milletli Finans Kapital Enternasyonali
 81 - Türkiye'nin Temel Semeri: Finans Kapital İşbirliği
 82 - Semerin Vuruşu: Bunalım
 83 - Semerin Üstündeki: Emperyalizm
 84 - Türkiye'nin Üstyapı Semeri: Faşizm
 85 - Sonuç: Finans Kapitalin Yeni Güçler Dengesi

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4486 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
ÜÇ KADIN BİR TARİH DERLEMESİ PDF Yazdır
Yazar Derleyen: Nezih Gençler   
07 03 2007

SUNUŞ

2007’nin 8 Mart’ına Doğru Üç Sosyalist Kadını Yeniden Okumak

Geçtiğimiz yıl İzmir’den Suna arkadaşım; Rusya’da, devrim öncesi kadın hareketleri ve sosyalist kadın liderler ile ilgili bir araştırma yapmak istediğini söylemişti. Elimizde ne var, ne yok, nereden ne buluruz derken, 2006 başında Sadık (Göksu) abimizle başladığımız bir başka araştırma aklımıza geldi. Bizim altı sene önce Kuvayi Milliye dergimizde, Sadık Göksu’nun konu ile ilgili yazılarını yayınlayarak araştırma konusu yaptığımız, hakkında karanlık kalmış birkaç konuyu gündeme getirip kendisini tanıtmaya çalıştığımız Fatma Nudiye Yalçı, geçen yıl, Mehmet (Aslan) arkadaşımız tarafından yeniden gündeme getirilmişti. Mehmet arkadaşın öncülüğünde hazırlanan, Fatma Nudiye Yalçı’nın hayat hikayesinin eksiklerini tamamlamaya çalışıyoruz. 23 Temmuz 2006 tarihinde Ahmet Kale ve Mehmet Aslan arkadaşlarımızın öncülüğünde Fatma Nudiye Yalçı’yı anma toplantısı düzenlendi. Bilebildiğimiz kadarıyla Fatma Nudiye’nin, kuruluşunda kendisinin de bulunduğu “Marksizm Bibliyoteği” tarafından 1935 yılında basılan “Sosyete ve Teknik” adlı bir kitabı, gene kuruluşunda kendisinin de bulunduğu “Emekçi Kütüphanesi” tarafından 1 Ağustos 1936’da basılan, Fr. Engels’in “Marksizmin Prensipleri” çevirisi, aynı kütüphane tarafından 1937’de basılan, Karl Marks’ın “Enternasyonal İşçiler Cemiyetini Açış Hitabesi” çevirisi, “Emekçi Yavrusunun Hikayeleri” “Gölgenin Çocuğu ile Güneşin Çocuğu” gibi çocuk masalları kitapları var. Öncelikli amacımız; yaşamını ayrıntılarıyla belgeselleştirmek; tüm insanlarımızın, bu arada senaristlerin, oyun yazarlarının ve romancıların da yararlanabileceği hale getirmek.

Fatma Nudiye Yalçı’nın yaşam hikayesini araştırırken Alexandra Kollontai adına ulaşmıştım ama hakkında hemen hiçbir şey bilmiyordum. Cahilliğimi bağışlayın. İşte tam o günlerde Suna arkadaşımızın araştırma önerisi fitili ateşledi. Onurcan Taştan arkadaşımız Alexandra Kollantai’nin, Bilgi Yayınevi tarafından 1974 yılında basılmış olan “Marksizm ve Cinsel Devrim” adlı kitabını buldu. Daha sonra da Deniz Kitabevi Ayhan arkadaşımızın katkıları ile türkçeye çevrilmiş diğer kitaplarına ulaştık: “Kızıl Aşk”, “Rusya’da İşçi Muhalefeti”, “İşçi Arıların Aşkı”, “Toplumsal Gelişmede Kadının Konumu”, “Kollontay Özgür Bir Kadın Komünistin Otobiyografisi”... Sovyetler Birliği’nin ilk kadın bakanı ve ilk Büyük Elçi’si Alexandra Kollontai. Bugün “Marksizm ve Cinsel Devrim” adlı kitabını bitirdim. Suna arkadaşımızın önerdiği araştırma konusu, bu kitap okunmadan aydınlanmaz. Hakettiği ilgiyi gördüğünü, yeterince anlaşıldığını sanmadığım Alexandra Kollontai beni çok etkiledi.

Sovyetler Birliği’nin dağılışının en önemli nedenlerinden birinin, Alexandra’nın (kendisine artık ön adıyla hitabetmek istiyorum) üzerinde durmaya çalıştığı bu sorun olduğunu görüyorum. Yani, dağılışın nedeni sadece bürokrasi değil, sadece köylülük değil, aynı zamanda ve aynı nedenlerle toplumu felç eden, insanlığın yarısını ve onun en aktif ve bilinçli temsilcilerini mücadele dışına iten cinsiyet ayırımı ve “kadın sosyal sınıfımız”ın kökü tarihten gelen ağır sorunlarının anlaşıl(a)mayışı ve bilince çıkarıl(a)mayışıdır.

Bir başka deyişle; Parti-Devlet-İşçi Sınıfı/Halk üçgeninde; parti; muhalefetteyken de iktidara geldikten sonra da, halkla bütünleş(e)mez, devletle bütünleşir, bir zaman sonra varlığına ihtiyaç duyulmayacağı için sönüp gidecek olan ve o zamana kadar halkın emrinde etkin bir araç olarak kullanılması kaçınılmaz olan devleti ebedileştirmeye, mutlak egemen kılmaya kalkarsa işçi sınıfından ve halktan kopar, üretici güçlerin nabzını tutmaktan uzaklaşır ve çöküş kaçınılmazlaşır. Örgütlü parti halkın içinde, örgütlü halk partinin içinde ilkesiyle, devletle değil halkla örgütlenmiş ve insanlığın çıkarlarına aykırı işleyen her türlü bürokrasi ve idareyi halkla birlikte değiştirmeye kararlı ve işçi sınıfı öncülüğünde örgütlenmiş (ordulaşmış) halkın söz ve karar hakkını, inisiyatif ve güdümünü her alanda sonsuz geliştirme yönünde samimi bir düşünce ve davranış bütünlüğüne sahip parti; insanlığın geri dönüşsüz nihai kurtuluş yolunu açacaktır.

Toplumun gelişim sürecinin temeli olan Tarih, Coğrafya, Teknik ve İnsan Kollektif Aksiyonu adlarıyla özetlenebilecek Üretici Güçler, Bilimsel Sosyalizm’in önemli buluşlarından biridir. Üretici Güçler’in içinden herhangi birini, örneğin insan kollektif aksiyonunu zaafa uğratacak, onun gelişim sürecini zorlaştıracak, önünü tıkayacak etkenler, eğilimler ya da görmezden gelişler ve ihmaller; telafisi imkansız geri gidişler ve karşı devrimlerle sonuçlanabilir. İnsan Kollektif aksiyonu derken, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle ve çocuğuyla insanlığın toplumsal, ekonomik ve sosyal davranış, hareket ediş eylemliliği sözkonusudur. Burada insan bütünlüğünün daha başlangıçta yarısını gözden çıkaran ya da onu yeterince değerlendiremeyen bir kollektif aksiyondan bahsedilebilir mi? O kollektif aksiyon üretici gücü, şu veya bu şekilde toplumu etkileyerek kendisini gösterecektir. İnsanlık, bunun sonuçlarını er ya da geç, yaşayarak görecektir. Hep beraber yaşayarak görmedik mi? Görmüyor muyuz? Bu bağlamda Alexandra ile birlikte Rosa Lüksemburg ve Clara Zetkin’i yeniden incelememiz, “erkek” düşünce-davranış eğilim ve alışkanlıklarımızı ve “kadın sosyal sınıfımız”ı bilince çıkartmamız gerek.

Kendisine de söylediğim gibi bu emek, Suna arkadaşımızın bize 8 Mart armağanıdır.

Şimdi bir başka sosyalist kadından bahsetmek istiyorum; Ellen Meiksins Wood. İlk olarak, Onur Can (Taştan) ve Serkan (Marcan) arkadaşlarımızın önerisi ile, 1985 yılında yazmış olduğu, 1992 basımı “Sınıftan Kaçış” adlı kitabını okudum. Uzman olarak görev aldığım market örgütlenmeleri sırasında okuma fırsatı bulduğum bu kitap, yaşadığımız çeşitli olumsuzluklara, işçilerin örgütlenme azmini ve dinamizmini kırmaya yönelik çeşitli küçük-burjuva aydın eğilim ve yansımalarına karşı birlikte çalıştığımız arkadaşlarıma ve bana güç, yaşama ve savaşma azmi verdi, yazdığım raporlara kaynak oldu. Daha sonra diğer kitapları da türkçeye çevrildikçe okuyoruz ve görüyoruz ki ilerlemiş olması gereken yaşına rağmen bilimsel sosyalizmin ışığını, mücadele azmini ve dinamizmini daha uzun yıllar taşımaya ve paylaşmaya kararlı sevgili Ellen. Ona da ilk ismiyle hitabetmek istiyorum. “Kapitalizm, Demokrasiye Karşı”, “Kapitalizmin Kökeni”, “Sermaye İmparatorluğu” benim bildiğim türkçeye çevrilmiş diğer kitapları. Bu duygu ve düşüncelerle yeniden gözden geçirdiğim bu derleme, umarım 2007 8 Mart’ında, ‘yol’un aydınlanmasına katkıda bulunur.

NOT: Bu özet derlemeyi hazırlarken; L. H. Morgan, F. Engels, Dr. Hikmet Kıvılcımlı, K. Marx, Fatma Nudiye Yalçı, George Thomson, C. W. Ceram, Joseph Campbell, Edith Hamilton, Wilhelm Reich, Evelyn Reed’den yararlandım.

"BİR"LER YOKMUŞ! "BİN"LER VARMIŞ! "BEN"LER YOKMUŞ! "BİZ"LER VARMIŞ!

DEVLET DE YOKMUŞ! KADIN VARMIŞ, İNSAN VARMIŞ!

Bir zamanlar, BABUİN denen bir maymun türü varmış. Bu türün yırtıcı ve saldırgan olan erkekleri, dişilerin ve yavruların üzerinde genoside dayalı, ‘çok karılı’, mutlak bir egemenliğe sahipmiş. O zaman besin maddeleri çok kısıtlı ve zor temin edilebiliyormuş. Türünün bebek, genç yavru, güçsüz erkek ve dişilerini parçalayıp yemek ve ayırdetmeksizin onlara tecavüz etmek; doymakbilmez bir etobur olan Babuin erkeğinin günlük davranışlarındanmış. Her güçlü Babuin erkeği, egemenliği altında ezip kanını emdiği küçük bir Babuin sürüsünü güdermiş.

Bütün canlılar; yaşama ve türünü devam ettirme içgüdüsüne, yaşam enerjisine sahiptirler.

Babuin erkeğinin bencil hayvansal içgüdüyle mutlak egemen bir zorba olarak sivrilmesi, sürüde; yaşama ve türünü devam ettirme içgüdüsüyle kollektif reaksiyonu geliştirmiş. Önce; sürüdeki tüm erkek ve dişileri uzunca bir süre karnında taşıdıktan sonra doğuran, emzirip büyüten analar karşı durmuş Babuin’e. Yenilmişler. Böyle yüzlerce ve binlerce denemelerle uzun yıllar, yüzyıllar, bin yıllar geçmiş. Nihayet birgün; sürünün genç erkek ve genç kızlarını da arkasına alan analar, zorba erkeği sürüden kovup yoketmeyi başarabilmişler. İlkel taş aletleri, (belki de ilk defa) kan emici Babuin’in kalın kafasını kırmakta kullanarak ANACIL bir “düzen” kurmuşlar; yaşayabilme ve türlerini sürdürebilme içgüdüleriyle. Ellerinin, alet kullanarak yaptığı ilk iş; belki de bu olmuştur. Kim bilir? Geri dönüşü önlemek için de, deneme-yanılma ile buldukları bir dizi kural ve yasaklamaları kesin ve acımasız yaptırımlara bağlamışlar. İlkin, yaşlılarla gençlerin cinsel birleşmelerini yasaklamışlar. Daha sonra, başka nedenlerin de etkisiyle, kardeşler arası evlilikten vazgeçmişler. Doğum yapan kadınların yanına erkeklerin sokulmaması ve lohusalık dönemi, doğum yapan kadının ve bebeğin çevresinde sürekli ateş (savunma silahı) yakılması, avdan dönen erkeklerin bir müddet karantinaya alınıp sadece bitkiyle beslenmeleri, av vahşetinden kurtarıldıktan sonra topluma karışabilmeleri vb. yüzlerce yazısız kural; hayvanlığa dönüşü imkansızlaştırmak için gelenekleşmiş...

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1294 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
DR. HİKMET KIVILCIMLI: GOBİNAU IRKÇILIĞI - TOYNBEE DİNCİLİĞİ PDF Yazdır
09 02 2007

Irkçılık

Gobineau; çökmüş derebeyi sınıfının Ortaçağ barbar geleneklerine, (ne olduklarını anlamaksızın) sıla illeti (nostalji) çekişinden kaynak alır. Ona göre; "Medeniyetlerin düşmesi": şuursuz gelişim konağının geçit kaçınılmazlığı değil, "muazzam... esrarengiz... ruhu ürküten bir felakettir..." Aristokrat karamsarlığıyla Tarihsel Devrimler'e baktıkça dehşetler içinde kalır.

...

Dincilik

Gelelim Mister Toynbee'ye. Gobineau, içine gömüldüğü derebeylik kalıntısı Donkişotluk şatosunun kalın duvarları arasından, 1877 yılı yayınlanan Morgan'ın "Ancient Society or Researches in the Lines of Human Progress from Savagery through Barbarism to Civilization" (Kadim Toplum) eserini belki görememiştir, diyelim. (Engels'in "L'Origine etc." eseri de Gobineau öldükten 2 yıl sonra çıktı). (Oysa) Bay Toynbee içimizde yaşıyor. 20.yüzyılda: Tarihöncesi bilimi, "Mısırdaki sağır Sultan"a bile varlığını işittirmiştir. Türkiye'de bile Toynbee: "Dünyanın en tanınmış tarihçisi", diye alkışlanan bir "bilgin"dir. Kendisi Tarihsel Devrimlere "Breakdown": "Alaşağı ediliş" adını koymuştur. Ayrıca: "Hem yeni çıkmış, hem köhne olan modern Batı tasavvuru, Çin'e veya Hind'e hiç yer vermez; hatta Rusya'ya yahut Amerika'ya bile şöyle böyle yer verir" diyerek, İngiliz vatandaşlığına küsmüş, "İnteligent-service" (İngiliz casusluğu) kanalından Amerikan Uyrukluğuna geçmiş bir profesördür.

(Günümüzde de Prof. Chomsky boşluğu dolduruyor. V.P.) 

Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4750 / Yazdır / Devamı...

Devamı...
 
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop