|
23 NİSAN - 19 MAYIS - 21 MAYIS - 27 MAYIS - 29 EKİM VE 1 MAYIS |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
22 04 2007 |
|
Bugünün dünyasında işçi sınıfı, tüm toplumun öncüsü olarak yeniden tarihi misyonunu ele alıyor. Özellikle bizimki gibi sanayileşmesini tamamlayamamış ülkelerin işçi sınıfları, hem kendilerinin hem de diğer halk kesimlerinin ve ülkenin sorunlarını çözmek durumunda.
Günümüz Türkiye'sinde de işçi sınıfımız, kendi acil ekonomik, demokratik, sosyal ve politik taleplerinin yanında diğer halk kesimlerinin ve ülkenin çıkarlarını ve bağımsızlığını da savunmak gibi tarihi bir misyonu üstlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya... Yorumlar (5) / Görüntüleme sayısı: 1614 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
NASIL BİR SSK? |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
22 02 2007 |
|
SSK’nın sorunlarını sıralamak, “Şöyle yapılsın! Böyle önlem alınsın!” demek yetmez. “Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım!” mantığı ve “salla başını al maaşını!” yöntemi ile Kurum’daki kangrenleşmeye katkıda bulunan “devletçi” gericilik, “liberal” gericiliğin özelleştirme duvarına çarpar. SSK’da, her türlü geriliğe ve gericiliğe karşı etkin bir yapılanma, daha fazla zaman kaybetmeden hayata geçirilecektir... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 793 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY TARTIŞMALARI |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
22 02 2007 |
|
“BATI”YA PLATONİK AŞK İLÂN ETMEKLE “PEYNİR GEMİSİ” YÜRÜR MÜ? Osmanlı’lığın son 50 yılında başlayan “Batı” hayranlığımız; “Batı”nın belli bir yanına, belli bir zamandan sonra duyulan ve Cumhuriyet öncesi - sonrası ekonomi-politik iktidarların kışkırttığı tek taraflı bir eğilimdir. Bu sınıfsal eğilim; 19. yy.ın ikinci yarısından sonraki “Batı”yla, yani emperyalist “Batı”yla rezonansa gelişi ve “flört”ü doğurmuştur. Bizimki gibi, 7000 yıllık tefeci-bezirgan rantiyelerin “sıkıyönetim”i altındaki bir “Doğu” toplumunun; “Batı”nın, 16. 17. ve 18. yy.lardaki serbest rekabetçi, girişken sanayici, geniş yeniden üretime dayalı sosyal düzeni ile rezonansa gelmesi, zaten eşyanın tabiatına aykırı olurdu. “Batı”daki ekonomik, sosyal, teknolojik, bilimsel ve politik atılımlar ne zaman tekelleşmeye, holding ve bankalarda finans-kapitalistleşip borsa ve para oyunlarıyla rantiyeliğe dönüştü ise, işte o zaman bu rezonans ve “aşk” başlamıştır. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4649 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
HEGEMONYA SAVAŞLARINA KARŞI NE YAPMALI? |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
KIBRIS VE ORTADOĞU ÜZERİNDE EMPERYALİST GÜÇ MERKEZLERİNİN HEGEMONYA SAVAŞLARI YOĞUNLAŞTI... EŞGÜDÜM İLETİŞİM VE ÖRGÜTLENME ZORUNLULUĞU Biz bu “film”i ilk kez M. Ö. 1200 yıllarında “gördük”. Avrupa bezirganlığı, ticaret yollarını Küçükasya üzerinden Ortadoğu, Avrasya, Hindistan ve İçasya’ya doğru açabilmek için AKHA’ları (şimdiki Yunanlıların sosyolojik olarak Orta-Yukarı Barbar atalarını) bezirganın kılıcı olarak kullandı. Grekler, tüccar-bezirgan-tefeci sermayedarların kışkırtması ile Çanakkale Boğazı’nı tutan Truva’ya saldırdılar. Akhalar için de Trajedi ile sonuçlanan bu macerayı Homeros, “İlyada” ve “Odesa” destanları ile pek güzel anlatır; ‘Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan’ları... Benzer “film”i Haçlı Seferleri’nde de gördük. Avrupa tefeci-bezirganlığı, kışkırttığı köylü yığınlarını Doğu’ya sürdü. Sonuç gene trajedi. Daha sonra, 1. Dünya Savaşı’nda başta Çanakkale olmak üzere tüm cephelerde, emperyalistler, paylaşım amacı ile geri ülke halklarından topladıkları paralı askerlerle “Hasta Adam” Osmanlı’ya saldırdı. Yüzyüze savaşan tarafların büyük kayıp ve acıları ile yıllar süren savaşlara sahne oldu bölgemiz. Sonuçları herkesçe malum... 1917 Büyük Ekim Devrimi... 80 yıl önce, başta İngilizler olmak üzere, bugünkü Avrupa Birliği’ni oluşturan ülkelerin saldırısı ile karşılaştık. İngiliz emperyalistlerinin kışkırttığı Yunan işgal orduları Ege üzerinden İzmir’e girip, tarihten hiç ders almamışçasına, efendilerinin fedaisi oldular. Fransız emperyalizmi, Güneydoğu’dan işgale girişti. İtalyan’lar, Güney’den... Sonuç gene herkesçe malum... 1919 Devrimi. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2407 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
SONUN SONUNA GELDİK! |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
... Dış politikamızı da içpolitikamızı da; bugüne kadar olduğu gibi “NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP” diyerek “DENGE POLİTİKALARI” ile sürdüremeyeceğimizi, “DOSTUMUZ, STRATEJİK ORTAĞIMIZ VE MÜTTEFİKİMİZ” olan ABD de, AB de, İsrail de açıkça dile getirmektedir: “YA BİZDENSİNİZ YA DA TERÖRİSTSİNİZ” diyorlar... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4711 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ! |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Sivil Savunma Seferberliği - Halkın Ordulaşması - Ordunun Halk(çı)laşması yaşamsal zorunluluktur !.. Çok laf sadece aptallara söylenmez.... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1556 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
KAÇAN MOMENT TARİHİ MİSYON VE GÖREV |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Dünyamızı yaşanamaz kılan koşulların başında; sayıları dünya nüfusunun yüz binde birini geçmeyen, büyük banka-şirket sahibi azınlık zümrenin, tüm dünya nimetlerinin %80’ini gaspetmesi gelmektedir. Bu dev ekonomik güç ile büyük metropol devletlerden başlayarak siyasi ve askeri olarak tüm dünyaya egemen olan bu uluslarüstü zümre, tümüyle büyük insanlığı her geçen gün daha da yoksullaşmaya mahkum ediyor. Bu zümrenin yönetimindeki kâr amaçlı sistem, dünyamızdaki doğal dengeleri her geçen gün biraz daha bozuyor, gelecek kuşaklara, hızla yaşanamaz hale gelen bir doğa ve toplum bırakıyor. Tüm bu mahkumiyetlere, bağımlılıklara, askeri ya da hisse senetli işgallere, sömürü, baskı ve savaşlara, doğal ve toplumsal tükenişe, işsizliğe, pahalılığa ve açlığa nasıl son verilecek? Temel sorun; büyük insanlığın ve doğanın kurtarılması ise, sorunun çözümündeki hareket noktamız da büyük insanlık olmalıdır. İnsanlığın toplumsal çıkarları esas alınmalıdır. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2151 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
"TÜRK LİRASI" "AMERİKAN DOLARI"NA KARŞI OLABİLİR Mİ? |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Ülke böylesine bir “Hisse Senetli $gal” altındayken; “bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş”ken; “memleket dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde”yken; “Hatta bu iktidar sahipleri,” şirket, holding ve bankalarının çıkarlarını, uluslarüstü yabancı şirket ve bankaların çıkarları ile birleştirerek ülkemizi ve halkımızı küresel köleliğe mahkum etmişken; “Dahili ve harici bedhahlar” Merkez Bankası’nı Dünya Bankası’na, kamu banka ve arazilerini uluslarüstü sermayeye, sanayi, tarım ve endüstriyi yok olmaya mahkum etmişken; Akbank, Koçbank, Garanti Bankası, Yapı Kredi Bankası, İş Bankası vb. gibi bankaların ait oldukları holdingler, uluslarüstü finans-kapital tefeciliği ile organik bütünlük, iş ve güç birliği içindeyken; Ekonomik iktidarı elinde tutan bu asıl gücün program ve planlarına göre hareket eden siyasi iktidarlar sanayisi, tarımı, yeraltı ve yer üstü tüm değerleri ile, toprağıyla, parasıyla, bayrağıyla, ordusuyla, “cebren ve hile ile” Türkiye Cumhuriyeti’ne son verirken; böyle bir ortamda; “Türk Lirası” “Amerikan Doları”na karşı olur mu, olabilir mi? Gün gelir olur. Olacak. Ancak bugün niye/nasıl olsun?.. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 622 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
21. YÜZYIL'IN EN ETKİN SİLAHI TARIM |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Uluslararası finanskapital tarımımızı ve hayvancılığımızı çökertiyor... Köylü üreticilerimizin sorunu ülkemizin sorunudur ... Ülkemizdeki bazı özelleştirme girişimcilerinin hep örnek diye gösterdikleri “Batı”da, tarımsal sanayi tümüyle kooperatiflerin ve onların birliklerinin denetiminde ya da elindedir. Oralarda bunlar, satılmaya ya da özelleştirilmeye kalkılmıyor. Fakat ülkemiz, son 20 yıldır bu alandaki girişimlere de sık sık sahne oluyor ve “dünyada ilk” olma yolunda hızla “ilerliyor”. Bu girişimler; değeri trilyonlarca lirayı bulan Birlik Tesisleri’nin, köylü üreticilerimizin elinden alınıp yerli-yabancı şirket ve holdinglere kaptırılmasıyla sonuçlanabilir. 1985’de denendi, olmadı. 1991’de denendi, olmadı. 1993’den beri bütün hükümet programlarının değişmez maddesi; Birlikler’in ve Tesisleri’nin tasfiyesi ya da satılmasıdır. Gerek tarım alanındaki KİT’ler, gerek Kooperatif ve Birlikler; genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasından gelen ilerici dinamizmi ve öncülüğüyle geliştirilmiş kurum ve kuruluşlardır. Böylece, büyük bir samimiyet ve iyi niyetle, köylü üreticilerimizin yakın-orta ve uzun vadeli çıkarları korunmak istenmiştir. Bu kurum ve örgütlerin kuruluş ve amaç maddelerinden de hemen anlaşılacağı gibi: ... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 579 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
HALK KONSEYLERİ ÖRGÜTLENMESİ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
21 02 2007 |
|
AMAÇ: * Sınıfsız, zümresiz, ayrıcalıksız bir toplum, halk-devlet bütünlüğü... * Programdaki SENATO’ya toplumsal dayanak… İLKE: Parti halk içinde, halk parti içinde… Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4531 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EKONOMİK VE SOSYAL ADALET GEREKÇELİ HALKIN ANAYASASI İÇİN REFERANDUMU BOYKOT EDİYORUZ |
|
|
|
Yazar Vatan Potası
|
|
21 02 2007 |
Anayasa değişikliğinin gündemde olduğu, değişiklik için referanduma gidildiği bir süreçte "evet"cilerle "hayır"cıların toz dumanı arasında tartışmalar sürüyor. Genel olarak 12 Eylül Anayasası'na "evet" diyen ya da en azından o eğilimde olan çevreler şimdi de 12 Eylül Anayasası'nın tamamının olmasa bile bir kısmının değişmesi için "evet" diyorlar. Diğer taraftan: 12 Eylül Anayasası'na "hayır" diyen ya da en azından o eğilimde olan çevrelerin büyük bir çoğunluğu ise bu değişikliğe karşı, "hayır" diyorlar... Hayatın çelişkisi mi diyelim, cilvesi mi diyelim! Yoksa düşürüldüğümüz durumun vahameti mi?Bir de "boykot"cular var... Somut, tek bir alternatif anayasa teklifleri yok. Değişik çevreler farklı gerekçelerle gündeme getiriyor boykotu. Bu çevrelerin boykot nedenini ve gerekçelerini iyi tespit edebildiği ve bir eylem ve söylem birliği sağladığı söylenemez. Bu olumsuzlukları aşmaları da kolay değil. Tüm bu nedenlerle de kitleselleşmesi çok zor olan "boykot"cuların, salt "referandumu boykot" tutumlarında haksız olmadıkları bir süreçten geçiyoruz.Şeriatçı-laik, siviltoplumcu-ulusalcı çekişmelerinde de olduğu gibi, son duruşmada aynı merkezden yönlendirilen ya da aynı merkeze hizmet edebilecek bir ikilem "evetçi-hayırcı" kutuplaşması. Başta, (çalışanıyla ve işsiz çalışanıyla) işçi sınıfımız olmak üzere ezilip sömürülen geniş halk kitlelerinin sorunlarına çözüm yolları üretebilecek alternatif bir proje ve programla çıkıp; "HALKIMIZIN ANAYASASI BUDUR, BUNUN DIŞINDAKİ ÇÖZÜMSÜZLÜKLERİ BOYKOT EDİYORUZ" denebilmelidir. Halkımız o anayasada; güncelinden geneline, kendisini yakan tüm sorunlara çok somut çözüm yolları üretebilecek temel, kalıcı ve güvenilir dayanaklar, kurumlar, örgütlenme ve reorganizasyon modelleri bulmalıdır... Böyle bir Anayasa var mıdır? Vardır. "40 katır mı 40 satır mı, ölümlerden ölüm beğen" mahkumiyetine karşı aşağıda sunduğumuz ANAYASA TASLAĞINI yaşama geçirinceye kadar her türlü ısmarlama "cehennemi" BOYKOT ediyoruz... (4 Temmuz 2010 - Vatan Postası)Bu Anayasa Taslağı, Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın 1960’ların başında hazırlayıp kamuoyuna ve cumhuriyet kurumlarına "Anayasa Teklifi" olarak sunduğu çalışmadan yararlanılarak, Kuvayı Milliye Dergisi tarafından güncellenip derlenmiştir. Derginin çeşitli sayılarında yayınlanmıştır. YENİ BİR ANAYASANIN TEMEL GEREKÇESİ: EKONOMİK ve SOSYAL ADALET OLMALIDIR Böyle anayasa ve yasa taslaklarını oluşturmak-değerlendirmek üzere, (gerçekten) demokrat, halkçı, özgürlükten yana, vatansever, sosyalist aydınlar ve akademisyenlerimiz, işçi sendikalarımız ve konfederasyonlarımız, diğer demokratik kitle-meslek örgütlerimiz, üniversite ve diğer cumhuriyet kurumlarımızla birlikte harekete geçmeli, karma çalışma komisyonları oluşturulmalıdır. “Çok Partili Demokrasi” ile halkımız, varlıklı sınıf, tabaka ve zümrelerin temsilcilerini kendi temsilcileri zannederek seçmekte sonra da yanlış vekil seçtiği için kendini suçlu bulmaktadır. “Parlamentarizm”; bizim gibi ülkelerde halkı aldatma aracı olmaktan kurtulamaz. İlle de çok parti olacaksa, bu partiler, dayandıkları ve çıkarlarını savundukları halk kesimlerini açıkça belirleyip ilan etmeli, tüzük ve programlarını ona göre yapmalıdırlar. Durumları ve çıkarları birbirine benzer olan halk kesimleri aynı parti içinde örgütlenmelidir. Örneğin; “Köylü Partisi”, birinci derecede köylü üreticilerin çıkarlarını savunmalı, “Küçük - Orta Sanayici ve Esnaf Partisi” bu kesimlerin çıkarını, açıkça ve yüksek sesle dile getirmelidir. Böylece politika, bir aldatma ve göz boyama “sanatı” ve vatan-millet edebiyatı olmaktan kurtulur. Siyasetle ilgilenmek, azınlıkların değil halkın gönüllü ve güncel işlerinden olur. Yeni anayasa ve yasalar hazırlanırken bunlar dikkate alınmalıdır... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2735 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
BİR PARTİ TÜZÜK VE PROGRAM TASLAĞI |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
21 02 2007 |
|
Amacımız; kişisel, zümresel, sınıfsal veya oligarşik nüfuz ve egemenlik yerine, yasal yollardan, halkımızın kayıtsız şartsız inisiyatif ve güdüm, söz ve karar sahibi olduğu, doğrudan halk egemenliğine dayalı gerçek özgürlük ve demokrasiyi, ekonomik ve sosyal adalet temelinde yükselen ulusalcı, halkçı, bağımsızlıkçı, devrimci ve laik sosyal hukuk cumhuriyetini geri dönüşsüz olarak kurmak ve geliştirmektir. Bunun için: a) Antidemokratik kanunları kaldıracak ve devleti halktan üstün değil halkı devletten üstün tutacağız. b) Kronik işsizlik ve pahalılık kanser haline gelmiştir. Bunları köklerinden kazımak için, ikinci bir Kuvayı Milliye seferberliği gerektir. Bu ulusal ekonomik ve sosyal kurtuluş seferberliğimizi; en son sistem nükleer enerjili, elektronik iletişim ve eşgüdümlü, bilişim teknolojili ağır sanayi temeline dayandıracağız. c) Ulusal üretim mücadelemizin para maddesini, -ne sadakayla, ne zorla- ancak UCUZ DEVLET ve BİLİNÇLİ TİCARET yolu ile sağlayacağız. d) Bu ulusal ekonomik ve sosyal Kuvayı Milliye Seferberliğimizi, başta işçi sınıfımız gelmek üzere mühendisi, mimarı, doktoru ile köylü-şehirli bütün değer yaratan iyi niyetli vatandaşların; tamamen aşağıdan gelme ve tamamen özgür GİRİŞİMiyle + ÖRGÜTlülüğüyle + GÜDÜMüyle gerçekleştirecek; ve bu amaçla, bütün organlarda bilfiil üretmenlerin çoğunluğunu, kadınların ön safta bulunmasını sağlayacak, gençliğe sonsuz güveneceğiz... e) Temel ilkesi; “örgütlü halk parti içinde, örgütlü parti halk içinde” olan Partimiz; devleti ele geçirmeyi tek amaç gören, devletle bütünleşip bürokratikleşerek halkı yukardan “idare” etmeye kalkan seçkinlerin “iktidar” aracı olmayacak. Partimiz; politikacı-devlet-halk üçgeninde, örgütlü halkla bütünleşip, politikayı halka yaptırarak, halkın örgütlü gücünü özgürleştirecek ve devletin, toplum için görev yapan bir araç olarak halk tarafından kullanılmasını sağlayacaktır. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 880 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
VARLIK VERGİSİ |
|
|
|
Yazar Doğan Ergun
|
|
21 02 2007 |
|
Gerçeğin Belirleyicileri ve Varlık Vergisi Örneği ve de Bir Çocukluk Anısı Son zamanlarda, kimi televizyon kanallarında, 1942 yılında Türkiye’de iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisi Hükümeti tarafından uygulamaya konulan varlık vergisi tartışıldı. Anlaşılıyordu ki, tartışmalardaki niyet, daha çok, söz konusu varlık vergisini uygulayan siyasal partinin “gizlenmiş” ırkçılığını vurgulamaktı. Özetin de özetiyle söylersek, deniliyordu ki: amaç; o yıllarda azınlıklardan (Yahudi, Rum, Ermeni) zengin olanların zenginliğini ele geçirmek, ve bu zenginliği, Türklerden oluşturulacak bir ulusal burjuvaziye aktarmak... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 659 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
HALK ÖRGÜTLERİNE VE CUMHURİYET KURUMLARINA AÇIK MEKTUPLAR |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Demokratik Kitle-Meslek Örgütlerimize Cumhurbaşkanlığı’na, Genelkurmay Başkanlığı’na ve MGK Genel Sekreterliği’ne Açık Mektup Bir süre önce tarafınıza da gönderdiğimiz, daha sonra dergimizin 27. sayısında yayınladığımız "Ulusa Çağrı"mızdaki önerilerimiz, örgütlerinizi dolaysız ilgilendirdiği halde, bugüne kadar olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıt alabilmiş değiliz. Kuşkusuz, bize yanıt vermek gibi bir ‘yasal’ zorunluluğunuz da yok.... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 492 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ULUSA ÇAĞRI |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
21 02 2007 |
|
Ekonomik bir krizin doğurduğu siyasi bir kriz ile karşı karşıya değiliz. Tam tersine; böl-parçala-yönet planlarının gereği olan siyasi dayatmaları bir an önce gerçekleştirmemiz için uygulanan ekonomik, sosyal, kültürel ambargo ve programların yarattığı çöküşü yaşıyoruz. “Ekonominiz elimizde! Eğer dediklerimizi yapmazsanız çökertiriz!” diyorlar... Bir kısım emperyalistler; ‘demokratik ve barışçı’ yollardan dağılmamızı ve parçalanmamızı dayatan ‘müttefiklerimiz’. Diğerleri ise; ulusal(cı) güçleri birbirinden ve halktan kopartmaya çalışan, ‘kaç ben kurtarayım’ diyerek icazetli bir askeri müdahaleyi kışkırtan ‘stratejik ortaklarımız’. Uluslararası mali sermayenin çıkarları için davranan, komşularıyla savaşan taşeron ya da fedai durumuna düşürülmek isteniyoruz. ‘Müttefiklerimiz’ “kırk katır”, ‘stratejik ortaklarımız’ “kırk satır” buyuruyorlar... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 486 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
DURUM DEĞERLENDİRMESİ VE GÜNDEM |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
Dergimizin ilk sayısından beri defalarca dile getirdik. Gerekçelerini, neden-sonuç ilişkilerini, tarihi sürecin bizlere yüklediği yaşamsal misyonu anlattık. Demokratik kitle-meslek örgütlerimize, cumhuriyet(çi) kurum ve kuruluşlarımıza ve halkımıza çağrılar yaptık. 19 Mayıs 1997 tarihinde düzenlediğimiz Kuvayı Milliye Kurultayı’nda; yerel yaşam alanlarımızdan başlayarak kurulacak HALK MECLİSLERİ’nin birleşip Türkiye Kuvayı Milliye Meclisi’ni oluşturmasını önerdik. Mevcut Meclis ile, bu seçim sistemi ile, bu partiler yasası ile ve bu anayasa ile ülke sorunlarının çözülemeyeceğini; cumhuriyet(çi) kurumlarımızın ve halk örgütlerimizin bir araya gelerek bir KURUCU MECLİS oluşturmasını, bu meclisin bir yıl içinde yeni bir anayasa, seçim yasası, partiler yasası, iş yasası, sendikalar ve dernekler yasası vb. hazırlamasını ve bir yıllık bir geçiş dönemi sürecinde kurulmuş ve kurulacak partilerle, ikinci yıl sonunda seçimlere gidilmesinin, sadece mevcut tıkanıklığı önlemekle kalmayıp ülkemizin ve halkımızın gerçek kurtuluşunun önünü açabileceğini belirttik. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 515 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ORTADOĞU - FİLİSTİN, TÜRKİYE - İSRAİL |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
ABD, Almanya ve İsrail... Bu üç emperyalist güç merkezinin, ülkemiz ve diğer bağlı ülkelerdeki ortakları ile birlikte Türkiye'de ve bölgemizde oynadığı oyunlar yaşamımızı ve geleceğimizi birinci dereceden ilgilendiriyor. Emperyalizmin ABD cephesinin yıkıcılığı ve öldürücülüğü üzerine birçok aydınımızın, araştırmacı ve yazarımızın yazı, inceleme ve kitapları pek yaygındır. Emperyalizm ve ABD; bu iki sözcük birbirleriyle özdeşleşmiş gibidir. Birini söyleyince ötekini de kastetmiş olursunuz. Ancak bu durum, emperyalizmin diğer cephelerinin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmamalı. Emperyalizm=ABD değildir... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 522 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
AB'NİN "KALPAKSIZ KUVVACILAR" RAPORU (2) |
|
|
|
Yazar Kalpaklı Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
“AB’nin Kemalizm Raporu” mu? AB’nin “Kalpaksız Kuvvacılar” “Kemalist Sivil Toplum Kuruluşları” ile ilgili uyarılması mı? (2) Önceki sayımızda yayınlamaya başladığımız ‘rapor’ ve eleştirisine bu sayımızda da devam edeceğiz. Bu sırada, bu ‘rapor’ ile ilgili olarak, “Helsinkici”lerin Türkiye Masası Şefi Murat Belge’nin de bir yazısının olduğunu öğrendik. Ancak yazıyı bulup okuyamadık. Ama neler yazabileceğini ve ‘rapor’u nasıl övebileceğini az çok biliyoruz. Eh ne de olsa aynı “Birikim”den yararlanıyor, aynı “Birikim”i paylaşıp, aynı “Birikim”i yiyorlar... Bu onların birikmiş sermayesi... Afiyet olsun... Onlar buralarda “siviltoplumcu”, “NGO”cu geçinirler ama tüm finansal desteklerini; arkasında “Batılı” resmi devletlerin olduğu sivil-resmi kurum ve kuruluşlardan, “Batıcı” “Resmi İdeoloji” merkezlerinden alırlar. Orada “resmi”, burada “sivil” olmanın “diyalektik bütünlüğü” içinde “materyalistçe” yazar / yaşarlar... Söz konusu ‘rapor’un bundan sonraki bölümleri de, rapordan çok bilgi casusluğunu andıran bir üslup ve içerikle devam ediyor... Adamlar bastırmışlar parayı yazdırmışlar ‘rapor’u! Kim ne diyebilir?.. Belki ‘rapor’u yazandan, bu “gelir”in vergisini, stopajını ve KDV’sini ödeyip ödemediği, kibarca sorulabilir... Burada Cumhuriyet gazetesinin tutumu ilginçtir. Örneğin; ‘rapor’da (52) nolu dipnotla dergimizden alıntı yapıldığı belirtilen bölümü, ‘Atatürkçülüğü tehdit eden unsurlar’ olarak manşetin hemen altından veren Cumhuriyet gazetesi, bunu sanki ‘rapor’un ana fikriymiş gibi okuyucusuna sunmaktadır. Oysa ‘rapor’ bunu sorgulamakta, eleştirmekte ve ‘Kemalist mağduriyet edebiyatı’nın bir parçası ve bir ‘Kemalist tahayyül’ saymaktadır... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 565 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
AB'NİN "KALPAKSIZ KUVVACILAR" RAPORU (1) |
|
|
|
Yazar Kalpaklı Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
“AB’nin Kemalizm Raporu” mu? AB’nin “Kalpaksız Kuvvacılar” “Kemalist Sivil Toplum Kuruluşları” ile ilgili uyarılması mı? (1) 1- “Cumhuriyet” sadece “gazete” vermiyor… “Yükselen Değerler”e, ABD’nin “Yeni Dünya Düzeni” saldırısına, Emperyalist Avrupa Birliği Devleti’nin dayatmalarına, İsrail’in “gel birlikte sömürelim” siyonizmine karşı Cumhuriyetçiliği ve Cumhuriyeti savunamayan bir gazeteye sadece adı “Cumhuriyet” diye “Cumhuriyet gazetesi” demeye mahkum muyuz? 8 Temmuz 2000 tarihli söz konusu gazetede, 1. sayfadan, baş haber olarak, 5 sütuna “AB’nin Kemalizm raporu” manşetiyle Ankara Bürosu’nun hazırladığı bir “haber” yayınlandı. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından Necmi Erdoğan’a hazırlatılan “rapor” kastedilerek ve o “rapor”dan kırpıntı “alıntılar” yapılarak hazırlanan “haber”, ya “rapor” iyi okunup anlaşılmadan kaleme alınmış ya da bilerek eksik ve tahrif edilip saptırılarak yayınlanmış... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 608 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EMPERYALİZMİN "DOĞU PLANI" YENİDEN GÜNDEMDE |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
Emperyalizm 100 yıldır bir türlü uygulayamadığı “doğu planı”nı yeniden yürürlüğe koyuyor... Yatırımlar, savunma dahil tümüyle sanayi, tarım, endüstri, iç ve dış ticaret, finans, bankacılık, tümüyle ekonomi, iç ve dış politika uluslararası finans-kapitalin %100 denetim ve kontrolüne devrediliyor... SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ve tümüyle Sosyal Güvenlik sistemi tasfiye ediliyor. Sendikasız, kooperatifsiz ve örgütsüz bir toplum yaratılmak isteniyor... Tarımımız, hayvancılığımız ve ormanlarımız yokediliyor. Köylü üreticilerimiz şehirlere göçe zorlanıyor. İşsizlik, pahalılıkla yarışıyor. GAP, Amerikan ve İsrail şirketlerine peşkeş çekiliyor. İsrail’in üç katı büyüklüğündeki Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği İsrail’e devrediliyor... Cumhuriyet Orduları, mahkemeleri ve diğer kurumları tasfiye edilmek, Sevr hortlatılmak, isteniyor. Emperyalizmin emrinde “Profesyonel Ordu”, “Uluslararası Özel Mahkeme”, “Çok Hukuklu”, “Çok Kültürlü”, “Mozayık” Kentler - Bölgeler Federasyonu geliyor. Onlar ‘görev’lerini yapıyorlar! Peki ya biz! Biz ne yapıyoruz? Yoksa ‘biz’ de mi ‘görevli’yiz? Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 536 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
40 KATIR MI 40 SATIR MI? |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
İÇ SAVAŞA HAYIR !
* Halkçılığı, ulusal / ekonomik bağımsızlığı terk ederseniz, laikliği demokratik yollarla koruyamazsınız. "Laiklik elden gidiyor!" diye birileri eline ‘sopa’yı aldığı an, kime vurulacağını Koç’lar - Sabancı’lar ve onların emperyalist ağababaları belirler. * Yerli-yabancı ortaklı büyük sermaye ‘sağ’ eliyle kara irticayı ‘sol’ eliyle de beyaz irticayı kışkırtıyor. * Altı Ok bütünlüğünü ve Demokratik Cumhuriyet gerçeğini bir yana bırakarak dar bir “laiklik” anlayışını öne çıkaranlar, “sonuç”ları “neden” gibi gösteriyor. * Demokrasi ve cumhuriyet, birbirini yadsıyan iki kavrammış gibi karşı karşıya getiriliyor. * İşsizlik, pahalılık ve sömürüden bunalan halk tedirgin... * Bir kısım ‘solcu’su; ikinci cumhuriyetçisi; ılımlı (gülen) islamcısı; ılımlı (‘akıllanmış’) milliyetçisi; ılımlı (çağdaş mandacı) ‘Atatürkçü’sü el, bel ve iş birliği içinde. Olağanüstü kıvrak ve esnek bir oyunun oryantal figüranları olarak, verilen “görev”i yerine getiriyorlar. * Uluslarüstü tefeci, rantiye finans-kapital; ulusal cumhuriyetleri parçalamak, ‘yerinden yönetilen’ kent-şirket devletçikler kurup sömürge faşizmini bölgesel savaşla ayakta tutmak, kimi zaman demokratik, bazen despotik yollarla dünya doğasını ve insanlığı yok etme pahasına, sömürüsünü sonsuza dek sürdürmek içgüdüsüyle davranıyor. Sömürgelerindeki gönüllü işbirlikçiler “görev” için birbirleri ile yarışıyorlar. * Kürt ve Türk şovenizmini kışkırtanlar, şimdi de irticanın ‘imtiyazsız’ olanına karşı ‘imtiyazlı’sını kışkırtarak “kaç ben kurtarayım” diyor. * Bir yanda “laik” bir sömürü düzenini “birlik ve beraberlik” içinde sağlamlaştırmak isteyenlerin başını çektiği, drekt İsrail (dolaylı Amerika) destekli “batıcı”lar; diğer yanda cinayet ve tarikat çetelerinin başını çektiği Avrupa-Amerika destekli irtica. * Yani; 40 katır mı 40 satır mı? * Daha düne kadar 19 Mayıs - 27 Mayıs ruhuyla halkın gönlünde yerini almışken 12 Mart ve 12 Eylül’lere sürüklenerek emperyalizmin, uluslarüstü finans-kapitalin “our boys”luğuna kadar düşürülmek ve aşağılanmak durumuyla karşı karşıya kalan cumhuriyet kurumlarının mensupları, artık “şapka”larını önlerine koyup kime hizmet ettiklerini kendi kendilerine sormalıdır... Evet, önümüzda iki yol var; 19 Mayısların ve 27 Mayısların bıraktığı yerden başlayıp “ya istiklal ya ölüm” çığlığıyla, kuvayı milliye azmi ve örgütlenme dinamizmiyle, geri dönüşsüz bağımsız-demokratik cumhuriyet ile yaşama sarılmak ya da köleler kalabalığı olarak sürünerek ölmek... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1380 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
SOSYAL DEMOKRASİ'DEN İNSANLIĞA İKİNCİ BÜYÜK İHANET |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
Finans-Kapital, sosyal demokrasiye kurdurttuğu sözde Sosyal Devleti, Sosyal Demokratlara yıktırıyor. Tarihteki ilk büyük insanlık suçunu, “1. Dünya Savaşı” sırasında işleyen sosyal demokratlar, o savaşa karşı çıkmamışlardı. Yerli burjuvalarını devirip halkçı ve barıştan yana bir iktidar oluşturmaktan kaçan sosyal demokrasi, şovenizmi bayraklaştırıp, dev şirket ve holdinglerin paylaşım savaşına destek olmuştu. “2. Dünya Savaşı” sonrası, günahıyla sevabıyla, dünyada göreceli de olsa bir istikrar ve barış sağlamış olan mevcut sosyalist sistemi silahla yıkamayacağını anlayan emperyalist şirket ve holdinglerin emrindeki devletler, sosyalizmle rekabet edebilmek ve iç muhalefeti yumuşatabilmek için, daha çok sosyal demokratların eli ve aklıyla oluşturmak zorunda kaldıkları “Sosyal Hukuk Devletleri”ni; şimdi, gene sosyal demokratlara tasfiye ettiriyor. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 481 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
NEREDEN BAŞLAMALI? |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
Asrın son güneş tutulması ve diğer günlük malzemeler ile ülke gündemini değiştirmeye, özelleştirmenin, tahkimin ve sosyal güvenlik ‘reform’unun Meclis’ten geçmesinin vebalini, vehametini, ihanetini ve hiyanetini medyası ve her türlü olanağı ile küçültmeye çalışan işbirlikçi yerli finans-kapital ve onun siyasi iktidarı, böylesine köşeye sıkışmışken, “ulusal” ve “milliyetçi” maskesi bu kadar düşmüşken, onlara zevkinden göbek attıracak bir “doğa olayı” gerçekleşti. Marmara bölgemizde 7.4 şiddetinde bir deprem oldu. Deprem sadece Marmara bölgemizi değil, tüm ülkemizi ve halkımızı sarstı. Ölü sayısı 30.000, yaralı sayısı 150.000 olarak tahmin ediliyor... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 529 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
SÖMÜRGE FAŞİZMİNE KARŞI KUVAYİ MİLLİYE BİRLİĞİ CEPHESİ VE BİR 'ÖZELEŞTİRİ' |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
150 yıllık demokrasi ve cumhuriyet mücadelemizde geldiğimiz bu durumda, böylesine ağırlaşan şartlara, yaşadığımız onca yenilgiye, karşıdevrime, aldanmışlığa, yanılgıya rağmen, insanlığa ve yaşama düşman güç ve sistemlerin planlarına bilerek-bilmeyerek defalarca alet olmamıza rağmen hâlâ iğneyi kendimize batıramıyorsak, çuvaldıza hiç davranmayalım. Kendi kendimizi, “aydın”larımızı, “bilen”lerimizi, liderliğe soyunmuş ve soyunacaklarımızı her ne gerekçeyle olursa olsun eleştirmekten kaçınmak ya da eleştirenleri afaroz etmeye kalkmak, toplumu kurtarmak şöyle dursun, önce kendi geleceğini, sonra yakınlarının ve çocuklarının geleceğini karartmak için elinden geleni yapmak demektir. Buna kimsenin hakkı yoktur: Demokratik bir cumhuriyeti kurmaya aday vatanseverler, halkçılar, gerçek ulusalcılar, önce prensipler ve yapılacak işler konusunda netleşmelidirler. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 711 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
KUVAYİ MİLLİYE KURUCU MECLİSİ |
|
|
|
Yazar Kuvayi Milliye Dergisi
|
|
20 02 2007 |
|
İşçi ve köylü üreticilerimizin, memur ve esnafımızın temsilcileri diğer demokratik-kitle meslek örgütleri temsilcileri, ulusalcı ve cumhuriyetçi küçük esnaf ve sanayicilerin temsilcileri, ulusalcı ve cumhuriyetçi T.C. Kurumları'nın temsilcileri Kuvayı Milliye Kurucu Meclisi oluşturmalıdır! Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 835 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
DEMOKRATİK CUMHURİYET |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
20 02 2007 |
|
OLMAK YA DA OLMAMAK Çöküşe, yozlaşmaya, "devİrimci sÜsyalizm"e, sivil toplumculuğa, laiklik ve bağımsızlık düşmanlarına, kitle particiliğine, barikat-tarikat-fraksiyon-povokasyon yangınına, bölücülük-grupçuluk ve her türlü şovenizme, işsizlik ve pahalılık cehennemine, baskı ve sömürüye karşı DEMOKRATİK CUMHURİYET programlı İl Kuvayı Milliye Meclisleri ve Türkiye Kuvayı Milliye Meclisi halkımız tarafından örgütlenmelidir. Dergimizin ilk sayısından başlayarak her sayımızda çığlık çığlığa yinelediğimiz "bu davet bizim". Çünkü "bu memleket (,bu halk) bizim"... Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 534 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
SİVİL SAVUNMA SEFERBERLİĞİ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası Çalışanları
|
|
13 02 2007 |
|
- Çağımızın savaşları, sadece askeri saldırı ve işgallerle olmuyor. - Ekonomik, ticari, teknolojik, sanayi ve tarımsal, moral ve kültürel alanlardaki saldırı ve çökertmeler, hisse senetli $galler ülkelerin ve halkların varlıklarını tehdit ediyor. - Çağımızda yıkımlar ve felaketler; depremlerin, su baskınlarının, kasırgaların, tsunamilerin ve çeşitli bulaşıcı hastalıkların yanında askeri işgallerden ve saldırılarılardan çok daha etkin “sivil darbe” ve “demokrasi” ihraçları, “sivil toplum” hareketleri yoluyla gerçekleştiriliyor. Etnik ve dinsel kışkırtmalar ekonomik, sosyal ve kültürel saldırılar korkunç yıkımlar ve doğa-toplum-tarih talanları ile sonuçlanıyor. Yorumlar (4) / Görüntüleme sayısı: 3483 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EKONOMİK VE SOSYAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN TEORİK VE PRATİK SORUNLARI (2) |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
13 02 2007 |
|
Ne özelleştirme, ne küreselleşme, ne de bürokratik KİT’lenme... Özerk ve demokratik-merkeziyetçi Kuvayı Milliye Reorganizasyonu Aşağıda anlatılmaya çalışılan örgütlenme programının bir anda gerçekleşip, sihirli değnek misali tüm sorunları hemen çözüvereceğini beklemek; ütopik bir yaklaşım olur. Bu programın amacı; halkımızın örgütlenme dinamizminin ve geleneğinin hayata geçirilmesidir. Hele bir halkla beraber başlayalım doğurup dokumaya. Hele bir bulanık sular, sisli havalar durulsun. Kurtla kuzuyu ayırdedelim hele... Birkaç seçkinci “aydın” veya “ulema” değil; halkımız, kendi örgütleriyle savunmaya başlasın kendi çıkarlarını bir, bir... İşte o zaman, herkese, neyin nasıl yapılacağını gösterecek aydın halkımız. Elbette önceleri birtakım eksiklikler, başarısızlıklar olabilir. Hatta çizilen programa ve hedeflenen amaçlara tam olarak ulaşılamayabilinir de... Ancak, örgütlü halk fiilen işin içinde olacağından; başarısızlıkların nedenlerini, işlerin hangi güçler veya kimler tarafından engelediğini, izaha gerek kalmadan görüp bilecek, kişisel çıkarları uğruna toplumsal çıkarları sabote etmeye kalkanların maskelerini düşürecektir. ... Kentlerimizde; işçi sınıfımıza, dar gelirli memur ve emeklimize, küçük sanayici ve esnafımıza karşı, Anadolu’da; tüm az topraklı ve topraksız köylülerimize karşı yürütülen bu Haçlı Seferleri; Doğu ve Güneydoğuda “terörist avı!” bahanesiyle, Kürt halkımıza karşı ekonomik, sosyal, kültürel baskıdan da öte, yaşam hakkına kasteden bir yoketme savaşına dönmüş. Devlet içinde devlet gizli-açık güçlerle, yörenin büyük toprak sahibi, tefeci-hacıağa, büyük toptancı-tüccar, bezirgan-şeyh gericiliğinin el birliğiyle yürüttükleri bu; Kürt halkımızı yakıp - yıkıp - sürüp yoketme “operasyonlar”ına, bok yedirmeye kadar varan her türlü baskı, işkence ve insanlık dışı tutum ve davranışlara yerel + ulusal + uluslararası platformlarda, Kuvayı Milliye Cephesi’nde örgütlü halk inisiyatifi alternatifiyle karşı çıkmalıyız... Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 2196 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EKONOMİK VE SOSYAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN TEORİK VE PRATİK SORUNLARI (1) |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
13 02 2007 |
|
İkinci bir kurtuluş savaşının kaçınılamazlığı her geçen gün şiddetlenen bir zorunluluk olarak, ülkemizin ve halkımızın gündeminde yerini alıyor. Kişilerin, grupların, sınıf, tabaka ve zümrelerin düşünce, dilek ve niyetlerinden, subjektif idea ve ideolojilerinden bağımsız, objektif (nesnel) bir gerçeklik olarak kendini dayatan bir kaçınılmazlıkla karşı karşıyayız. Gelinen bu noktada, sosyal determinizmin önümüze koyduğu yol ayrımı: Ya istiklal! Ya ölüm! Ya ekonomik ve sosyal kurtuluş savaşı! Ya manda ve sömürge! Ya mazlum halklar dayanışması! Ya fedailik/kölelik! Birilerinin iddia ettiği gibi bu bir “sendrom” değil. Biz ille de sınıf savaşı yapalım demiyoruz. Uluslararası tekelci sermaye ve yerli ortaklarına karşı durduk yerde savaş başlatmak gibi bir niyetimiz de yok. Ancak, onlar, halkımıza ve ülkemize karşı çoktan başlattıkları savaşı galibiyetleriyle sonuçlandırmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek, ülkemizi parçalamak ve YERİNDEN YÖNETİM dedikleri kent-şirket devletçikler federasyonunu kurup halkımızı ve ülkemizi esir düşürmek üzereler. Bizler, tarafımızdan başlatılmamış bir sınıflar savaşının ve sömürgeleştirme operasyonunun istemesek de tam ortasındayız. Bu nedenle, içine düşürüldüğümüz bu ekonomik ve sosyal savaşı yok saymak ya da görmezlikten gelmek, kendimizin ve çocuklarımızın canını kurtarmaya yetmeyecektir. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1780 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
1919'LARDAN GÜNÜMÜZE HALKÇILIK PROGRAMI VE ANAYASA TARTIŞMALARI (4) |
|
|
|
13 02 2007 |
|
TEŞKİLATI ESASİYE KANUNU (20 OCAK 1921) Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 4715 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
1919'LARDAN GÜNÜMÜZE HALKÇILIK PROGRAMI VE ANAYASA TARTIŞMALARI (3) |
|
|
|
13 02 2007 |
|
Aynı gün İzmir Milletvekili MAHMUT ESAT BOZKURT'tan şu Kuvayi Milliye Ülkücülüğünü dinliyoruz: ... Halk buraya gelmedikçe, halk burada mukadderatını idare etmedikçe hiçbir zaman hakkına nail olması imkanı yoktur ve biz elimizdeki bu kanunlarla ve bu kanuni esasilerle onlarla feci bir surette istihza (alay) ediyoruz. Bendeniz, ancak çiftçi tabakasının çarıklarıyla, demirci tabakasının çekiçleriyle ve debbağ tabakasının önlükleriyle bu Meclis'e girdiği zaman memleketin kurtulduğuna kanaat edebilirim... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 570 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
1919'LARDAN GÜNÜMÜZE HALKÇILIK PROGRAMI VE ANAYASA TARTIŞMALARI (2) |
|
|
|
13 02 2007 |
|
TBMM'DE TARTIŞMALAR (1920 - 1921) Meclis Anayasa Komisyonu sözcüsü Burdur Milletvekili İSMAİL SUPHİ (SOYSALLIOĞLU) BEY'in, 18 Kasım 1920 günlü Meclis oturumunda yaptığı aşağıdaki sunuş konuşmasıyla, Komisyon'un hazırladığı Anayasa Tasarısı görüşmeye sunuldu. ... Memleket devri inhitata (çöküşe) başladığından itibaren şu idare (hastalığı) an be an artmış ve eksilmemiştir. Bizde idare hastalığı muhtelif eşkal altında görülmüştür. Biliyorsunuz ki, idareye çaresaz olmak ve bünyei devlete ariz olan inhitatı izale etmek için Tanzimat Hayriye Kanunu ve Gülhane Hattı Hümayunu neşredilmiştir. Bugün aradan yarım asır, belki üç rubu (çeyrek) asır geçtikten sonra biz bunu memleketin şu idari hastalığına çaresaz olacak bir deva mahiyetinde görmüyoruz. Yani o zaman da teşhiste hata edilmiş, derdin ilacı, çareleri bulunmamıştır... Gerek Tanzimat devri olsun, gerek Devri Hamidi olsun, bize yalnız Avrupa'yı getirmek istemiştir. Fakat nasıl Avrupa'yı getirmiştir? Eşkâli zahirisini taklit ile memurları değiştirmiştir. Taklit olarak jandarma yapmıştır, taklit olarak umuru nafıa vs. yapmıştır. Binaenaleyh memleketin bünyei esasiyesini tetkik ile hastalığa hakikaten ilaç vermemiştir... Türkiye köylüsü meşrutiyetten evvel ne ise yine o halde kalmıştır. Yine Türkiye köylüsünün başında jandarma, yine Türkiye köylüsünün başında bitmez tükenmez vergiler başlamış ve devam etmiştir. Türkiye Köylüsü yine Balkan'da, yine Karadağ'da, yine Şark Cephesi'nde, yine Yemen'de ölmüş, ölmüştür. Dahilde Türk köylüsü, Kürt köylüsü, alelumum bir memleketin köylüsü harap olmuştur. Jandarmanın kırbacı altında, memurun tazyiki altında, öküzünü satarak, teknesini satarak ölmüş, ezilmiş, harap olmuş, binaenaleyh 324 senesinde o kadar şâşalarla ilan ettiğimiz meşruti idareden köylü, halk hiçbirşey anlamamıştır. Sorunuz bu köylüye, sorunuz ahaliden herhangibirisine, sorunuz ki, 12 senelik devrei meşrutiyette ne anlamıştır? Anladığı, yalnız, yalnız düşündüğünü kahvede serbest söylemekten ibaret bir şeydir. (Güya) hafiyelik usulünü kaldırmıştır. (Ama) bu devrede pek az hüsnü idare görülmüştür. Bunda da hiçbir kimseyi muahaza etmiyelim (eleştirmeyelim)... Malumdur ki, hadisatı içtimaiye (sosyal olaylar) eşhası (kişileri), rüzgarın bir yaprağı alıp sürüklediği gibi sürükler... Biliyorsunuz ki, Devri Meşrutiyette vakit vakit teşebbüsler oldu, İdarei Vilayet Kanunu ilan edildi ve bunu tevsi için (desteklemek için), nevahi (nahiyeler) idaresi için teşebbüsler vukua geldi, ve bazen, halka doğru sözler işitildi. Halkın ihtiyacını düşünmek... halkı anlamak, dinlemek, birlikte yükselmek emelleri baş gösterdi. Fakat bunlar ihtilal gulguleleri, harp topları arasında karıştı gitti. Hiçbir hasıl edemedi (sonuç alınmadı)... Bundan sınıfı münevveri de mesuldür, memurin sınıfı da mesuldür... Hem de bunlar memleketin asıl düşüncesiyle, ananatıyla (gelenekleriyle) mutabık bir surette yetişmemişti... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 577 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
1919'LARDAN GÜNÜMÜZE HALKÇILIK PROGRAMI VE ANAYASA TARTIŞMALARI (1) |
|
|
|
12 02 2007 |
|
YEŞİL ORDU NİZAMNAMESİ BAYTAR BİNBAŞI SALİH HACIOĞLU'NUN "BEYANNAME"Sİ HALK ZÜMRESİ SİYASİ PROGRAMI TEŞKİLATI ESASİYE KUNUNU LAYİHASI Türkiye’deki yenileşme hareketleri; Nizam-ı Cedid ve Rusçuk Ayanı’na kadar uzanır. O ilk dönmemin olaylarını ayrıca inceleyeceğiz. Burada; 1920 yılı başlarında, Anadolu aydınlarının, emperyalizme ve kapitalizme karşı Türkiye’ye özgü bir “aydınlanma” ve sosyalizm arayışlarını ve örgütlenme çalışmalarını incelemeye çalışacağız. Bugünün ve geleceğin anlaşılabilmesi için dünün ve tarihin duruca bilince çıkması gerek. Eksiklerimizin giderilmesi ve kamuoyunda tartışılıp yeni sentezlere varılması umuduyla, Kurtuluş Savaşı günlerindeki anayasa tartışmalarını derlemeye çalıştık. Dileğimiz; bu ve benzeri çalışmaların, geçmişte olduğu gibi bugün de “YAŞ, TAŞ VE LOŞ BİR BOŞ ZİNDANIN DUVARINA VURULMUŞ YUMRUK GİBİ” kalmaması, egemen ideoloji ve kültürün dayattığı beyin kireçlenmesi illetine karşı bir “fizik tedavi-elektro şok” diriliş heyecanı, azmi ve dinamizmi yaratabilmesidir... Umutsuz yaşanmıyor! (Kuvayi Milliye Dergisi'nin çeşitli sayılarında yayınlanmıştır) Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 601 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|