|
|
16 ŞUBAT 1969 KANLI PAZAR KATLİAMININ YILDÖNÜMÜNDE DURUM |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
16 02 2010 |
DOĞU ve BATI GERİCİLİĞİNİN KUCAKLAŞMASI: Kanlı Pazar O GÜN CİNAYET İŞLEYEN KATİLLER, PERDE ARKASINDAKİ YERLİ-YABANCI ORTAKLI İKTİDARA GİZLİCE HİZMET EDİYORLARDI. ARTIK PERDE ARKASIYLA PERDE ÖNÜ AYRIMI ORTADAN KALKTI. O GÜNÜN DENENMİŞ KATİL ÇETELERİNİN MENSUPLARI BUGÜN CUMHURBAŞKANI... O GÜN PERDE ARKASINDAN CİNAYET İŞLEMEKTE KULLANILAN CEMAATLAR BUGÜN AÇIKTAN BAŞSAVCI TUTUKLATABİLİYOR... O GÜNLERDE EN BASİT HAKLARI İÇİN YASAL MÜCADELE VEREN İŞÇİLERİ PERDE ARKASINDAN KURŞUNLAYANLAR BUGÜN BAŞBAKAN'IN AĞZINDAN AÇIKTAN TEHDİT EDİYOR, SALDIRIYORLAR...
ABDULLAH GÜL'ÜN DÜNÜ BUGÜNÜ.....TIKLAYIN Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 349 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
4 ŞUBAT'TA GÖREV BAŞINA: «HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN 'DİLSİZ ŞEYTANDIR'» HADİS-İ ŞERİF |
|
|
|
Yazar Derleyen Vatan Postası
|
|
02 02 2010 |
“SUSMA!.. SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK!..” "ÖRGÜTLÜ BİR HALKI HİÇ BİR KUVVET YENEMEZ!.. Avukatlar, hâkimler, savcılar size de sıra gelecek… Gelecek nesillerin yaratıcısı olan öğretmenler, size de… Ülkenin dört bir yanında alın teriyle parasını kazanan işçi sana da sıra gelecek… Esnaflar, çiftçiler, topraksız köylüler (hatta işsizler) sıra size de gelecek… Eğer siz koyun olursanız, gelip sizi gütmek isteyen de çok olur haliyle… Artık haykırmanın zamanı gelmedi mi?.. HAYDİ 4 ŞUBAT GENEL DİRENİŞİNE: SADECE TEKEL İŞÇİLERİ İÇİN DEĞİL; KENDİMİZ İÇİN, ÇOCUKLARIMIZ, AİLELERİMİZ, YAKINLARIMIZ İÇİN, TÜM HALKIMIZ VE İNSANLIK İÇİN... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 669 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
F. WILLIAM ENG DAHL İLE "ÖLÜM TOHUMLARI" ÜZERİNE* |
|
|
|
Yazar Gıda Hareketi
|
|
25 01 2010 |
|
Obama projesinin arkasında duran elitlerle Bush'u başa getirenlerin aynı çevreler olduğu unutulmamalı. Dünyanın geri kalanının onların politikalarından uzaklaşmaması için ABD'nin daha yumuşak bir mesajla yola devam etmesi gerektiğine karar verdiler. 
İnsanlık karşısındaki en önemli tehditlerden biri de, beş bin yıllık tohum kültürünün kaybolup gidiyor olması. Ulusaşırı şirketlerin marifetiyle üretilen genetik tohumlar, özellikle yoksul ülkelerin gıda pazarını ele geçiriyor. Bununla da kalmıyor, "terminatör tohumlar" vasıtasıyla kadim ve doğal tohumlar da yok oluyor. Son küresel gıda krizinin de baş faillerinden olan GDO'lu tohumların ölümcül tehlikelerini, jeopolitik ve ekonomik etkilerini anlattığı "Ölüm Tohumları" kitabının Bilim+Gönül Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılması dolayısıyla İstanbul'a gelen F. William Engdahl'e kulak veriyoruz... *Söyleşi: Barış Çakan / Express Dergisi Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 211 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
TEKEL SİGARA FABRİKALARI KAMULAŞTIRILMALI |
|
|
|
Yazar Tayfun Özkaya
|
|
25 01 2010 |
Tekel’in özelleşmesinin Türkiye’nin yarı sömürgeleşmesi yönünde büyük bir adım olacağını söylemiş idik. Ne yazık ki, öyle oldu. Sigara fabrikalarının biri hariç hepsi kapatıldı. Tekel işçileri ölümüne direniyor. Yeni yılın başlaması ile tütün fonu denilen ve şark tipi tütün üretimimizi bir parça da olsa koruyan “tütün fonu” sektörde yoğun kullanımı olan homojenize tütün, şişirilmiş tütün, şişirilmiş damar gibi yarı mamullerde ve sigara, puro gibi nihai ürünlerde kaldırıldı...
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 244 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
EKMEK, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK İÇİN DEMOKRASİ VE HAKLAR MİTİNGİ 17 OCAK PAZAR GÜNÜ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
13 01 2010 |
•İşsizliği ve esnek çalışma biçimlerini;
•“Kiralık İşçilik” düzenlemesinde ısrar edilmesini; •Kıdem tazminatı hakkına göz dikilmesini; •İşçileri köleleştirmeye yönelik 4/C ve benzeri uygulamaları; •Taşeronlaşma ve kayıt dışı ekonomiyi; •İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmasını; ... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 494 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
FARC-EP MERKEZ KURMAY HEYETİ SEKRETERYASI: KOLOMBİYA'NIN ONURLU ASKERLERİNE |
|
|
|
Yazar sendika.org
|
|
26 11 2009 |
|
(ORTADOĞU'DA HALKLARI İÇİN MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYENLERİN KULAKLARINA KÜPE OLSUN) KOLOMBİYALI ASKERLERE ÇAĞRI
İliklerine kadar alçaklığa, kana, yolsuzluğa, köleliğe batmış, onursuzluğundan dolayı bir kere bile yüzü kızarmayan devlet başkanı Alvaro Uribe tarafından kabul edilen, ülkemizin vücuduna gömülen ve ucu Latin Amerika’nın kalbine saplanacak ve hedefi kurtarıcımız Simon Bolivar’ın tamamlanmamış özgürleştirici projesinin devamı olan ALBA ışığı altında ilerleyen halklarımızın demokratik ve bütünleşmeci sürecini engellemek olan emperyalizmin Kolombiya’da 7 yeni askeri üs kurma adımına karşı, onuruna sahip çıkan tüm askerlere, yurdumuzu ve Latin Amerika’nın onurunu savunmak için vereceğimiz kurtuluş savaşında halkımızla birlikte tek bir amaç doğrultusunda savaşmak için kardeşçe ve yurtseverce çağrıda bulunuyoruz. Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 331 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
TÜRKİYE'DE GDO'LU ÜRETİME VE TÜKETİME HAYIR! |
|
|
|
Yazar GDO'ya Hayır Platformu
|
|
17 07 2009 |
|
GDO‘ya Hayır Platformu Bileşenleri, 28 Mart 2009 Pazar günü Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezi‘nde bir basın toplantısı yaparak, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı‘na tepki gösterdiler.
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan GÜNAYDIN, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Abdullah AYSU ve Tüketici Hakları Derneği Başkanı Turhan ÇAKAR‘ın yer aldığı toplantıda basın açıklaması metni, ZMO Başkanı Dr. Gökhan GÜNAYDIN tarafından okundu. Sağlıklı Bir Toplum, Çiftçiliğin Devamı ve Bağımsız Tarım İçin TÜRKİYE'DE GDO'LU ÜRETİME ve TÜKETİME HAYIR!
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 616 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
NEZİH GENÇLER: KRİZ; CAN ÇEKİŞEN SİSTEMİN TA KENDİSİ |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
15 11 2008 |
|
KRİZ BAHANE. AMAÇ; ÖLÜMÜ GÖSTERİP HALKI AÇLIĞA VE KÖLELİĞE RAZI ETMEK Sistemin doğası gereği yaklaşık her on yılda bir yaşanan ve adına “kriz” denen depremler, yaşam düşmanı holdinglerin ve işverenlerin gasp ve talan eğilimlerinden kaynaklanan can çekişme belirtileri. Kendi banka, holding ve şirketlerinin yollu-yolsuz çıkarlarını büyük insanlığın açlığı ve işsizliği pahasına sınırsızlaştırmaya çalışan bir avuç azınlık, toplumsal değerlerin büyük bir kısmını gasp ediyor. Halk, kendisine bırakılan artıklarla açlık sınırında yaşam savaşı verirken, en temel yaşamsal gıda-giyim-barınma araçlarını bile tüketememeye mahkum oluyor. Tüm o toplumsal değerleri üretenler, bir günde harcadıkları işgüçlerini ertesi gün yeniden üretebilmek için gerekli olan temel beslenme-giyinme-barınma madde ve araçlarını tüketemiyorlar. Çünkü işgüçlerinin sözde karşılığı olarak aldıkları asgari-azami ücret ile temel yaşamsal madde ve araçlardan yeterince satın almaları imkansız... Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 1485 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
BOLİVYA, VENEZÜELLA, PARAGUAY VE ARJANTİN'DE AYNI TEHDİT (AYNI HAYDUT) |
|
|
|
Yazar Guillermo Almeyra
|
|
26 09 2008 |
|
Bolivya yanıyor. Washington tarafından örgütlenmiş sağcılar korkusuz. Bunlar tarafından tırmandırılan şiddet, iç savaşa doğru gidiyor. Venezüella, Amerika Birleşik Devletleri’nden yönlendirilen, iş çevreleri ve medya destekli askeri bir darbe ile karşı karşıya. Paraguay; Başkan Fernando Lugo, kendisine karşı bir devlet darbesi hazırlığında bulunulduğunu açıkladı. Washington tarafından, Hizbullah ve Hamas ile ilişkisi iddia edilen dışişleri bakanının görevden alması için zorlandı. Ayrıca Uluslararası Para Fonu, hükümetin, soya fasulyesini ihraç etmesine karşı çıktı... İspanyolca orijinali için tıklayın
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 599 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
LATİNAMERİKA'DA DEMOKRASİ TEHDİT ALTINDA |
|
|
|
Yazar sendika.org
|
|
26 09 2008 |
|
10 Eylül tarihinde Bolivya devlet başkanı, ABD’nin Bolivya Büyükelçisi’ni persona non grata (istenmeyen adam) ilan etti. Venezüella devlet başkanı, (Şili’de Salvador Allende’nin askeri bir darbeyle devrilmesinin 35. yıldönümü olan) 11 Eylül’de, ABD’nin Venezüella Büyükelçisi’nden ülkeyi terk etmesini istedi. Başkan Hugo Chavez, Birleşik Devletler hükümetini de bulaşmakla itham ettiği yakın bir hükümet darbesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğuna inanıyordu. Başkan Evo Morales, hükümetinin Birleşik Devletler tarafından kışkırtılan ciddi bir istikrarsızlaştırma [hamlesiyle] karşı karşıya olduğunu düşünüyordu. Üçüncü bir ülke, Paraguay, daha on gün önce askeri yetkililer ve muhalif politikacıların dâhil olduğu bir komployu açığa çıkardıklarını duyurdu. Şu anda Latin Amerika, 20. yüzyılın sonunda demokrasinin yeniden tesis edilmesinden bu yana en ciddi krizle karşı karşıya bulunmaktadır... İngilizce orijinali için tıklayın Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 610 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
BİZ BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜK !!! |
|
|
|
Yazar Derleme Haber - Vatan Postası
|
|
27 08 2008 |
|
Montrö Anlaşması’na Rusya sahip çıktı. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovski, basın toplantısı düzenleyip, “Montrö tam olarak uygulanmalıdır” mesajı verdi...
Rusya Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Anatoliy Nogovitsin, Karadeniz’de bulunan sekiz NATO savaş gemisine önümüzdeki günlerde on yeni savaş gemisi daha ekleneceğini iddia ederek böylece Karadeniz’deki NATO filosu 18 savaş gemisine çıkacağını duyurdu. Nogovsitin, “Üstelik son 10 gemi ABD’nin daha önceden kurnazca açıklamalar yaparak Gürcistan’a insani yardım yüküyle gelmiyor. Gürcistan marketlerinde yeterince bebek bezi var. Karadeniz’e giriş yapmaları beklenen yeni gemilerin tamamı savaş durumuna uygun teçhizatla donatılmış durumda" dedi... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 736 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ORDU GENÇLİĞİNDEN UYARI |
|
|
|
Yazar http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2008/BA_37.html
|
|
01 08 2008 |
«... Malum çevrelerce her olay, kanun ve hukuk tanımaz bir şekilde ve insafsızca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirilmeye çalışılmakta; temel insan hakları, anayasal teminatlar, "masuniyet karinesi", "adil yargılanma hakkı" gibi en temel hukuk ilkeleri pervasızca ihlal edilmektedir. Mevcut gizlilik ve yayın yasağına ilişkin mahkeme kararları ile ülkenin kanunlarından bu denli sarfı nazar edilmesi, hukuk devleti ve haberleşme özgürlüğü ile açıklanabilecek bir durum değildir. Haklarında yeterli ve etkili bir şekilde işlem yapılmaması veya yapılan işlemlerin caydırıcı olmaması, bu çevreleri maalesef daha da cesaretlendirmektedir... Bu tür sahtekarlıklar ile maksatlı ve gerçek dışı söylemler bilgi kirliliğine yol açtığından...» TARIH: 31 Temmuz 2008 NO: BA - 37 / 08 BASIN AÇIKLAMASI 1. Haftalık bir derginin 31 Temmuz 2008 tarihli nüshasında "Karargah Evleri Tek Değil" başlığı altında, bazı muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının isimleri yazılmış ve bunların gündemdeki soruşturma ile irtibatlı oldukları iddia edilerek adı geçen personel hakkında adeta mahkumiyet hükmü verilmiştir... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 758 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
İLKER BELEK: CUMHURİYET VE DEĞERLERİ |
|
|
|
Yazar İlker Belek (soL.org)
|
|
11 07 2008 |
|
Türkiye’de Cumhuriyet, en başından itibaren kendi paradigmatik ilkelerini reddederek, zayıf düşürerek kuruldu. Bugün yaşanan gerilimlerin özündeki gerçek budur. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 832 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
"NE BU ŞİDDET BU CELAL" |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
07 06 2008 |
 ... Geçelim hükümetleri, muhalefetleri; yüksek yargı organları bile, yeraltı ve yerüstü tüm değerler ve ülke açık eksiltmeyle satılırken, egemenlik, sosyal hukuk, sosyal adalet, eğitim, sosyal güvenlik, kamusal çıkarlar yukarda alıntı yaptığımız mevcut anayasaya bile aykırı olarak yok edilirken sessiz kalmayı hatta onaylamayı tercih edebiliyorlar. Tüm bu anayasal ve yasal suçlar işlenirken sessiz kalan veya onaylayan kurumlar, iş laikliğe gelince birdenbire aslan kesilmiş görünüyorlar. Halkçılık, ekonomik ve sosyal adalet, egemenlik, bağımsızlık, mevcut demokrasi ve cumhuriyet kazanımları "son sosyalist devlet"i yıkma operasyonuna tabi tutulurken, anayasal güvence altındaki işçi, köylü, kamu çalışanları ve halk örgütleri birer birer zayıflatılıp ortadan kaldırılırken seyirci kalanlar, hatta onaylayanlar, bunlar olmadan laikliğin savunulamayacağını bilmiyorlar mı? Laikliği de kazanılmış ekonomik, demokratik ve sosyal hakları da cumhuriyet kazanımlarını da ancak örgütlü halk savunabilir, geliştirebilir. Anayasa Mahkemesi, özellikle son yıllarda hükümetlerin çıkardığı çok önemli yasaları onaylayarak mevcut anayasanın bile dışına düşmüştür. Hükümetler ise ta başından beri mevcut anayasalara göre bile münfesihtir. Şimdi nedir bu laiklik ve turban çıkışları diye sormak hepimizin hakkıdır...
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1573 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
DÜNYA MARKSİST İKTİSATÇILAR KONGRESİ |
|
|
|
Yazar Cem Kızılçeç (Erim Demirtaş İletisi)
|
|
05 06 2008 |
|
WAPE; 100’e yakın Marksist iktisatçının 2006 yılında Şanghay’da bir araya gelerek neo-liberal dalgaya ve kapitalist ekonomi politiğe karşı güçlerini birleştirdiği bir Birlik... Bu forumun başlıca konu başlıklarını, Marksizmin tarihinde ve günümüz dünyasında emek ve sermaye arasındaki sınıf mücadelesi üzerine teoriler; burjuva ekonomi politiğinin eleştirisi; dünyada emperyalizm ve barış hareketleri; işçi ve sendika hareketlerinin teori ve pratiği gibi önemli konular oluşturacak. Bu yılki foruma 200’e yakın tebliğ sunulması bekleniyor... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 938 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
BUGÜN SUYUMUZA YARIN HAVAMIZA EL KOYACAKLAR |
|
|
|
Yazar Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi - Necdet Bayhan
|
|
24 03 2008 |
|

Bugün Dünya Su Günü! Yaşamın temelini oluşturan, devamını sağlayan ve tarih boyunca insanlığın kaderini belirleyen su ve hava vazgeçilmez birer yaşam kaynağı ve canımızın değerleridir. Bugün dünyamız bir su savaşının içindedir. Bu savaşın bir tarafında uluslarüstü su, inşaat vs. tekelleri ile bunların kontrolündeki emperyalist devletler, DTÖ (Dünya Ticaret örgütü), GATS (Hizmet Ticaret Genel Anlaşması), Dünya Bankası, Dünya Su Konseyi gibi kuruluşlar, diğer tarafında ise Dünya Halkları, tümüyle insanlık vardır ve bu savaş “kaynaklara sahip olma savaşı” olarak devam etmektedir... Unutmayalım, sudan sonra sıra havaya gelecek… Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1445 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
NEZİH GENÇLER: "BOLİVARCI ALBAY" HUGO CHAVEZ; LATİN AMERİKA'DA "MUSTAFA KEMAL FIRTINASI" MI? |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
06 03 2008 |
|
MİNİMA (ASGARİ) PROGRAM, MAKSİMA (AZAMİ) PROGRAMSIZ OLAMIYOR. YAKLAŞIK 7000 YIL ÖNCE GİRDİĞİMİZ SINIFLI-DEVLETLİ ÖZEL MÜLKİYET SİSTEMİNDEN ÇIKIP YAŞANABİLİR BİR DOĞA VE TOPLUMA GEÇİŞ SÜRECİ İÇİNDEYİZ. DEMOKRATİK DEVRİM GİRİŞİMLERİ VE BAĞIMSIZLIK MÜCADELELERİ SOSYALİST PROGRAM VE UYGULAMALARDAN AYRI YAŞAMA GEÇEMİYOR. SOSYALİST PROGRAM VE UYGULAMALARIN BAŞARIYLA YAŞAMA GEÇMESİ DE TÜM TARİH ÖNCESİ VE TARİH DÖNEMLERİNİN BİLİNCE ÇIKARILMASINA, GEÇMİŞTEKİ TÜM YAŞAM ÇIRPINIŞLARININ, ACILARININ VE TRAJEDİLERİNİN KUCAKLANIP BENİMSENEBİLMESİNE BAĞLI. HAYATIN DAYATTIĞI BU BİRLEŞTİRİCİ ZORUNLULUĞU İNKAR BAŞARISIZLIK VE TRAJEDİYLE SONUÇLANIYOR... YANİ KAN VE ATEŞ... ... Venezuela örneği; bizlere, ordulaşmış halkların ve halk(çı)laşmış orduların, başta mazlum halklar olmak üzere tüm insanlığın toplumsal kurtuluşunda nasıl yaşamsal bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Daha çok Aşağıbarbar (avcı-barışçı) toplum geleneklerine sahip olan ve yüzyıllar boyu dışardan gelen emperyalistlerin kurduğu ve yönlendirdiği ordulara sahip bir bölgede, en son olarak da onlarca yıldır CİA’nın faşist cunta denemelerine “arkabahçe” olan bir dünya coğrafyasında yer almasına rağmen, Venezuela’da yaşamı, halkını ve insanlığı savunmaya çalışan “BOLİVARCI ALBAY” (KEMALİST de denebilir) HUGO CHAVEZ; genellikle, bize benzer ülkelerde görülen ve antiemperyalist-antikapitalist duruşlara, ulusal kurtuluş savaşlarına daha yatkın olan, Ortabarbar (göçebe-ordu millet) geleneklerine sahip “CUMHURİYETÇİ” ordulara ve onların “KEMALİST” subaylarına, bir ibret anıtı olarak, uzaklardan el sallamaktadır. Gören, duyan varmış gibi!
 Bizim "entel"ler; Zapata, Bolivar, Che sözcüklerinin ne anlama geldiğini anlamadan, onlara biçimsel bir sempati ile bakarlar da, o sözcüklerin bu topraklardaki karşılığı olan Ulusal Kurtuluş, Kuvayı Milliye, Halkçılık, Cumhuriyetçilik ve Bağımsızlık kavramlarına dudak bükerler, onları beğenmez ve demode, çağdışı, saçma bulurlar! Tıpkı, operanın doğmasına temel olan metropolitenleri anlamadıkları halde, aşağılık kompleksi ile “hayran hayran” dinler gözüken, ancak kendi ülkesinin örneğin Neşet Ertaş’ını "pirimitiv" bulan züppeler gibi. Neşet Ertaş’ı anlayıp dinlemeyen bir “aydın” müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkmaktan öte hiçbir şey yapamaz...
Yorumlar (2) / Görüntüleme sayısı: 16430 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
TERÖRÜN KAYNAĞI VE TARİHİ GÖREV |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
04 03 2008 |
|

HANGİ PKK..? ASIL MAŞA BARZANİ..! TERÖRÜN KAYNAĞI: ULUSLARÜSTÜ FİNANS-KAPİTALİN EMPERYALİST GÜÇ MERKEZLERİ; ABD, AB, İSRAİL VE YEREL UZANTILARIDIR... Sadece ülkeler, halklar parçalanmıyor. Ordular, partiler, hükümetler, devletler ve hatta bireyler de uluslarüstü emperyalist merkezlerin güç ve etkinlik durumuna göre parçalanıyor. Bu parçalanma sadece dış dinamiklerin marifetiyle olmuyor, içerdeki sınıf, zümre ve kesimlerin durum ve çıkarlarına göre belirlenen eğilimleri de iç dinamikler olarak bu kör gidişte rollerini oynuyorlar. Emperyalist güç merkezlerinin eli ve aklıyla oynatılan kuklalar marifetlerini açıktan yürütüyorlar. Ortadoğu halklarının asıl düşmanlarından biri olan Barzani-Talabani yönetimi ve Irak'ın kuzeyindeki Amerikan güdümlü kukla çete-devlet yok edilmeden ne "terör" durur ne de Irak'ın toprak bütünlüğü sağlanabilir. Onun için; Arabıyla, Kürdüyle Türküyle tüm Ortadoğu halkımızın düşmanı olan emperyalizmin maşası bu derebeyi artıkları ortadan kaldırılmadan gerçek barış sağlanamaz. Diyarbakır, Van, Ağrı ve Doğubeyazıt'ta "turuncu devrim" provaları kışkırtılıyor ve ardından "şanlı!" Amerikan kuvvetlerinin ve "demokrasi! güçleri"nin, Normandiya çıkartması benzeri "kurtarma" operasyonları planlanıyor. Peşmerge ile birlikte Amerikan ordusunun Güney'den girip GAP'ı işgali olabilir mi? Burası Yugoslavya mı? Türkiye Cumhuriyeti Ordusu'nu Yugoslav ordusu gibi ezmeyi ya da İran'a karşı kışkırtmayı mı planlıyorlar? Hevesleri kursaklarında kalacak. Gerek Bağdat bölgesindeki Amerikan işgal kuvvetlerinin Kuzey'e doğru hareketlenmeye başlaması, gerekse de emperyalist metropollerden yükselmeye başlayan sesler kıyamet alametlerini çağrıştırıyor...... Ankara - Diyarbakır – Kuzey Irak eksenli, terörden ve emperyalist işgalden kurtulmak üzere başlatılacak bir BARIŞ VE DEMOKRASİ YÜRÜYÜŞÜ Abdullah Öcalan ile birlikte gerçekleştirilebilir. Zaman zaman İmralı’dan, içli-dışlı sansüre rağmen, cılız da olsa dile getirilen çıkışlardan da anlaşılabileceği gibi bunun altyapısı vardır. Amerikan işgal kuvvetlerinin Irak’tan çekilmesi ile birlikte oradaki Kürt halkı, yörenin diğer halklarıyla kardeşlik ilişkileri çok yıpratıldığı için, nasıl bir etnik boğazlaşma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu biliyor. Anadolu’dan gelecek böyle bir barış, demokrasi ve kardeşlik yürüyüşüne Irak’ın kuzeyindeki Kürtlerin yanında Suriye ve İran Kürtlerinin de katılmaması için hiçbir maddi ve manevi neden yoktur. Tam tersine, böyle bir kardeşleşme, tüm Ortadoğu halkları için, özellikle Kürt halkları için varlık ve geleceklerinin teminatı olacaktır. * Irak’ın kuzeyine müdahale; o bölge halkının durum ve çıkarının düzeltilmesi için, yöre halklarını ve yerel dinamikleri kucaklayıp birlikte davranarak, oradaki işbirlikçilerin yok edilmesine ve emperyalizmden bağımsız, Kürt-Türkmen-Arap kardeşliğini sağlamaya yönelik bölgesel cumhuriyetin kurulmasına ve Irak’ın emperyalizmden bağımsız toprak bütünlüğünün sağlanmasına katkıda bulunmalıdır. Burada oluşacak kardeş halkların yerel demokratik cumhuriyeti, Irak’ın ulusal birliğini sağlamak ve bağımsızlığını kazanmak için davranabilir... "Ülkemiz ve bölgemiz, emperyalizm ve yerli ortakları tarafından ekonomik, politik, sosyal, cografik ve kültürel olarak işgal edilmek ve yüzde yüz teslim alınmak tehlikesi ile karşı karşıya. Bu emperyalist işgalin ilk hedefi, öncelikle insan kollektif aksiyonunu yoketmek, direniş güçlerini dağıtmak, en ufak bir umudu ve kardeşliği ortadan kaldırmaktır. Ülkeler ve halklar sadece parçalanmıyor, parçalananlar arasına kin ve nefret duyguları pompalanıyor, şovenizm kışkırtılıyor. Örneğin yüzyıllara dayanan bir birliktelikle Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda aynı amaç için savaşmış Türk-Kürt kardeşliği yok edilmek isteniyor. Genel olarak tüm halkımızın, özel olarak Kürt halkımızın ve ülkemizin içine düşürüldüğü bu sorunun çözümü; demokratik cumhuriyet temelinde, gönüllü birliktelik esasına dayalı özgür ve demokratik bir barış ortamının tesisi için ezber bozucu çözüm yollarının tartışılabilmesinden, 1919’ları güncelleyebilecek programların uygulanabilmesinden geçmektedir.." Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 2175 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
İŞTE HALKIN BAŞKANI CHAVEZ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası - sendika.org
|
|
04 10 2007 |
|
Katıldığı toplantılarda şarkı söylemesiyle tanınan Venezüella başkanı Hugo Chavez “Canciones de Siempre” adında bir CD çıkardı. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 936 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
CHAVEZ ÖZEL OKULLARI UYARDI |
|
|
|
Yazar sendika.org
|
|
22 09 2007 |
Venezüella Cumhurbaşkanı Hugo Chavez, sosyalist eğitim müfredatına geçmemeleri halinde ülkedeki özel okulları kapatacağı uyarısında bulundu.
Sosyalist eğitim müfredatının bu yıl sonuna dek yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni akademik yılın başlangıcı münasebetiyle bir okul açılışına katılan Chavez, eğitimin geleceği üzerine vizyonunu anlattı...
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 788 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ALİ ERGİN DEMİRHAN: CASTRO KİMİNLE TARTIŞIYOR? |
|
|
|
Yazar Ali Ergin Demirhan - sendika.org'dan
|
|
08 09 2007 |
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1139 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
FİDEL CASTRO: "SÜPER DEVRİMCİLER" |
|
|
|
Yazar Fidel Castro - sendika.org'dan
|
|
08 09 2007 |
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 939 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ALİ TARTANOĞLU: BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ, KÜÇÜK AMERİKA PROJESİNE DÖNÜŞÜRKEN |
|
|
|
Yazar Ali Tartanoğlu
|
|
11 04 2007 |
- “Oysa bugün İran’la başa çıkabilecek tek güç olan Irak Ordusu ABD tarafından yok edildi.” (Veli Nasr, ABD Senatosu Dış İlişkiler komitesi üyesi)
- “Sünnileri felaket bir savaşa hazırlamak durumundayız. Lübnan’daki Hıristiyanları koruyacak birilerine ihtiyacımız var. Bunu Fransızların ve Amerika'nın yapmasına alışılmıştı. Oysa şimdi artık bu işi Nasrallah ve Şiiler yapacak.” (Robert Bear, Lübnan’da uzun süre bulunmuş bir CIA ajanı.)
“... Amerika Irak’ta uzun süre kalmak niyetinde olmasa bile, bu savaşın onun için kolay bir savaş olmayacağı kuvvetle muhtemeldir. …bu kez Irak masum. … Amerikan askerine direnmesi için Saddam Hüseyin’i sevmesi, onun emirlerini yerine getirmesi, ondan korkması gerekmiyor. … Irak ordusu bir yana, bu kez Irak halkı direnecektir. … Her sokağın köşesinde, her hurma ağacının, her kum tepesinin arkasında, camilerde… “Resmi gerekçeleriyle bu zoraki, bu son derece anlamsız savaşın, Amerika’nın … ayağına pranga olma ihtimali çok yüksek. Ben pazarlarımı geri almak istiyorum; imparatorluğumu kaybetmek istemiyorum; yoksullar patlamadan ben onlara patlamak istiyorum şeklindeki gayrı resmi, açıklanmayan gerekçeler ise, reel politiğe uygun olabilir; ama prangayı çözmeye yeter görünmüyor.” (*) Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 8408 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
TAYFUN ÖZKAYA: TOHUMCULUK KANUNU NE GETİRİYOR? (GÖTÜRÜYOR) |
|
|
|
Yazar Prof. Dr. Tayfun Özkaya (*) (Tarım Merkezi Sitesinden)
|
|
31 03 2007 |
|
(*) Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü öğretim üyesi Tohumculuk kanunu TBMM’de Avrupa Birliği uyum paketi içinde görüşülerek 31 Ekim 2006’da yasalaştı. Avrupa Birliği bizden böyle bir şey istememesine rağmen uyum yasaları içine alınarak temel yasa kabul edildi ve fırtına hızı ile yasalaşmasının önü açıldı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1371 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
OKAN GAYTANCIOĞLU: YABANCI BANKALAR KÖYLÜNÜN ARAZİSİNE EL KOYABİLİR |
|
|
|
Yazar Yrd.Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu ile söyleşi
|
|
31 03 2007 |
Namık Kemal Üniversitesi Tarım Ekonomisi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Okan Gaytancıoğlu ile USİAD Bildiren dergisi editörü Oktay Güney konuştu:
Türkiye tarımının gelişmesi önünde ne gibi engeller var? Türkiye tarımının yapısal sorunlarını çözmemiz gerekir. Günümüzde Türkiye tarımının en temel sorunu işletme genişlikleri ve işletme büyüklükleri sorunudur. Araziler parçalı, işletmeler çok küçük. Küçük arazilerde, küçük işletmeler yeterli gelire sahip olamıyorlar. Arazi büyüklüklerinde Türkiye ortalaması 60 dekar dolayında. 60 dekarlık alanda ne kadar üretim yaparsanız yapın iyi bir gelir elde edemezsiniz. İyi bir gelir elde edemezseniz de mevsimlik işçi olarak çalışmaya, gizli işsiz olarak kalmaya devam edersiniz; köyden kente göç etmenin yollarını ararsınız. Tarımın en gelişmiş bölgelerinden olan Trakya’da bile köylüler göç etmeye çalışıyorlar. Bu gün Uzunköprü’nün, Keşan’ın Edirne’nin birçok köyü boşalmış durumda. Hepsi sanayileşmenin yoğun olduğu Çorlu- Çerkezköy hattına yerleşmiş durumda. Asgari ücretle de olsa çalışmaya razı bir köylü kesimi var bu hatta. Demek ki tarımda çalışanlar asgari ücretin de altında gelire sahipler. Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 2912 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
MİKAYİL DİLBAZ: YENİ PETROL KANUNU: KAPİTÜLASYON |
|
|
|
Yazar Av. Mikayil Dilbaz (USİAD-Bildiren)
|
|
31 03 2007 |
|
Kapitülasyon sözlük anlamı olarak bir ülkede yabancılara tanınan ayrıcalık olarak ifade edilir. 17 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurul’un da görüşülerek kabul edilen yeni Petrol Kanununun bir nevi kapitülasyon olduğu hususunun tartışma götürmeyeceği aşikârdır. Yıllık 2,5 milyon ton ham petrol çıkarıldığı, tahmini olarak 40 milyon ton petrol rezervinin bulunduğu ülkemizde, T.B.M.M. tarafından İçtüzüğün 91. maddesi çerçevesinde temel kanun müzakere yöntemi ile, hızla ve tartışmaya yeterli zaman ayırmadan görüşülen mevcut kanunda, petrol ve doğalgaz işletilmesine yönelik kurallarda çok köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikleri Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş) Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın’ın tabiriyle ‘Kanunun adı Türk kendisi yabancı” olarak da tanımlayabiliriz. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 6324 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
SAYIN İ. İ. PAŞA'YA AÇIK MEKTUP |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
24 03 2007 |
İlk kez 37 yıl önce yayınlanan bu "AÇIK MEKTUP" Kütüphane bölümümüzde.İ. İ. Paşa’nın, her ölümlü kişi gibi, bir tutkusu var: “İkinci Adam” kompleksi, onda Mustafa Kemal’den daha baskın değilse bile sürekli bir orijinal iş yapma eğilimi yaratıyor. Bunu, epey “tarihsel” denebilecek son “gündem dışı” konuşmasından öğreniyoruz. “Demokrasi koz helvasını ben icat ettim, ben de beğenmedim” demek istemiyor, Paşa: “Demokratik rejimi getirenler, Atatürk’ten sonra, tam otuz yıl bu devrimleri candan koruyan nesilleri bu nizam içinde hürriyet nizamı içinde yetiştirdiklerinden dolayı bahtiyar ve müftehirdirler” diyor. Bu mutluluğu ve övüncü İ. İ. Paşa’ya kim çok görüyor? Gene kendisi. Atatürk 1923’ten 38’e dek 15 yıl, İnönü 1938’den 69’a dek 30 yıl “nesil yetiştirmiş” durumdadır. Bu iki kat yıl, İnönü’yü Atatürk’ün iki katı yapar mı? Böyle bir soruya en çok İ. İ.’nün kızacağı muhakkak. Ama, sormamazlık edilemez. Sormaktan bir kötülük de çıkmaz. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 5321 / Yazdır / Devamı... |
|
|
DİNİN "TÜRK TOPLUMU"NA ETKİSİ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
22 03 2007 |
"DİNİN 'TÜRK TOPLUMU'NA ETKİSİ" BAŞLIKLI BU ARAŞTIRMA-İNCELEME YAZISINI
BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 976 / Yazdır / Devamı... |
|
|
ÜRETİM NEDİR? |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
21 03 2007 |
Bu kitapçığı "KÜTÜPHANE" bölümümüzde bulabilirsiniz.« ... Demek insanın bitkilerden ve hayvanlardan başlıca farkı şudur: 1- TOPLUMSAL (sosyal) ilişkiler içinde tabiatla madde alış verişi yapar. 2- TEKNİK ilişkiler içinde tabiatla madde alışverişi yapar. İşte böyle hem toplumsal, hem teknik yoldan madde alış verişi yapmaya ÜRETİM denilir. Yâni, üretim deyince gene ortada bir madde alış verişi vardır. İnsan tabiata kendi vücudunun ve kafasının çalışma gücünü verir; tabiattan o harcadığı çalışma gücünü sürdürecek maddeleri alır. İş yalnız tabiatla madde alış verişine kalsa, bu yapılan işe üretim denemez. Onu bütün hayvanlar yapar. Hatta toplum içinde bütün hazır-yiyici hayvanlar da yapar. Ağalar da, beyler de tefeciler de, bezirganlar da (finans-kapitalistler de V.P.) tıpkı hayvanlar ve bitkiler gibi çevrelerinde buldukları ürünleri ve maddeleri alıp tüketirler. Ama bu hayvanların, bitkilerin, ağaların, tefecilerin ve bezirganların bir maddeyi elde etmelerine üretim adı verilemez. Üretim: İnsanın (TOPLUMSAL+TEKNİK) ilişkiler içinde tabiattan madde alış verişi demektir...» Yorumlar (13) / Görüntüleme sayısı: 9833 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
GENEL OLARAK SOSYAL SINIFLAR VE PARTİLER |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
19 03 2007 |
Bu temel broşürü KÜTÜPHANE bölümümüzde bulabilirsiniz.... Fransızca "PARTİ" sözcüğü; Türkçe "BÖLÜK", Acemce "PARÇA", Arapça "KISIM" anlamına gelir... Bir toplumda "PARTİLER" var demek, o toplumun insanları bir sıra bölüklere, kısımlara, parçalara ayrılmışlar demektir. Toplumların en belirli parti-bölükleri; SOSYAL SINIFLARdır. "SINIF" nedir? Das Kapital'in üçüncü tomunun son sahifesi, sınıfın ne olduğunu araştırırken, yarım kalmış bir cümle ile biter. Belli ki Karl Marx, sınıfın, dilediği gibi güçlü bir tanımlamasını en gelişkin biçimiyle yapmak isterken, bunu tümleyemeden ölmüştür. Engels de arkadaşının bıraktığı gibi vermeyi uygun bulmuştur. Büyük ustaların böyle bıraktıkları konuyu sonra gelenler didaktik kaçınılmazlıklarla, yani öğretici pratiğe uyarak bütünlemeye çalışmışlardır... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1311 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
DECCAL NASIL KAPIMIZI ÇALIYOR? |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
14 03 2007 |
Kitabın redakte edilmiş tam metni KÜTÜPHANE bölümümüzde«... "Ortak Pazar nedir? Türkiye finans-kapitalinin, vatan sınırlarını ve millî bağımsızlığın 1 numaralı temelini teşkil eden gümrük engellerini Batı emperyalistlerine feda edip, Türkiye'yi uluslarüstü finans-kapitalin açık-pazarı, sağmal ineği haline getirmesidir. Türkiye'nin millî ekonomisi feda edilince, yüz binlercesi yabancı ülkelere, en başta Almanya'ya göç etme zorunda kalan işsizlerimizin milyonları aştığı anlatılarak, Alamana "sen bilirsin" deniyor...» Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 5068 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
MARGOT HEINEMANN: BRECHT SHAKESPEARE'İ NASIL OKUDU |
|
|
|
Yazar Margot Heinemann
|
|
12 03 2007 |
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 6269 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
GOBİNAU IRKÇILIĞI - TOYNBEE DİNCİLİĞİ |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
12 03 2007 |
Bu ilginç eleştiri/polemik makalesini
"KÜTÜPHANE" bölümünde bulabirsiniz
Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 5230 / Yazdır / Devamı... |
|
|
"İNSAN DEĞİL İŞÇİSİNİZ!" |
|
|
|
Yazar Ufuk Çizgisi Dergisi'nden
|
|
12 03 2007 |
|
Yorumlar (1) / Görüntüleme sayısı: 4704 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ÜÇ KADIN BİR TARİH DERLEMESİ; YALÇI, KOLLONTAİ, WOOD |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
22 02 2007 |
Üç Kadın Bir Tarih Derlemesi
Fatma Nudiye Yalçı, Alexandra Kollontai, Ellen Meiksins Wood"Kütüphane" bölümümüzde... Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2341 / Yazdır / Devamı... |
|
|
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY TARTIŞMALARI |
|
|
|
Yazar Vatan Postası
|
|
22 02 2007 |
|
“BATI”YA PLATONİK AŞK İLÂN ETMEKLE “PEYNİR GEMİSİ” YÜRÜR MÜ? Osmanlı’lığın son 50 yılında başlayan “Batı” hayranlığımız; “Batı”nın belli bir yanına, belli bir zamandan sonra duyulan ve Cumhuriyet öncesi - sonrası ekonomi-politik iktidarların kışkırttığı tek taraflı bir eğilimdir. Bu sınıfsal eğilim; 19. yy.ın ikinci yarısından sonraki “Batı”yla, yani emperyalist “Batı”yla rezonansa gelişi ve “flört”ü doğurmuştur. Bizimki gibi, 7000 yıllık tefeci-bezirgan rantiyelerin “sıkıyönetim”i altındaki bir “Doğu” toplumunun; “Batı”nın, 16. 17. ve 18. yy.lardaki serbest rekabetçi, girişken sanayici, geniş yeniden üretime dayalı sosyal düzeni ile rezonansa gelmesi, zaten eşyanın tabiatına aykırı olurdu. “Batı”daki ekonomik, sosyal, teknolojik, bilimsel ve politik atılımlar ne zaman tekelleşmeye, holding ve bankalarda finans-kapitalistleşip borsa ve para oyunlarıyla rantiyeliğe dönüştü ise, işte o zaman bu rezonans ve “aşk” başlamıştır. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 979 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
NEZİH GENÇLER: NASIL MÜCADELE? SINIFLAR SAVAŞI NEDİR? NEDEN 1 MAYIS? TARİHİ SÜREÇ |
|
|
|
Yazar Nezih Gençler
|
|
14 02 2007 |
|
Ya üretim ya da hizmet sektörlerinde işgücümüzü ve yeteneğimizi satarak ya da kiralayarak çalışmaktayız. Yaşayabilmemiz için başat bir zorunluluk çalışmak. Kendimizi, yakınlarımızı yaşatabilmemiz, yaşanabilir bir doğayı ve toplumu koruyup geliştirebilmemiz bu çalışma eylemimizle gerçekleşiyor. Çalışma, işgörme; üretim denilen, insana özgü ekonomik ve sosyal faaliyet alanının en temel unsurlarındandır. Çalışan insan bir iş yapar, üretim ya da hizmet sektörlerinde toplumun kendisini yeniden üretmesine katkıda bulunur. Bunun karşılığında da, kendisini yeniden üretmek, geliştirmek ve soyunu devam ettirmek üzere temel gıda maddelerinden, çeşitli hizmet ve kültürel gereksinimlerine kadar bir çok şeyi tüketme hakkını ve yeteneğini toplumdan alır. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1313 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ÜCRETLİ İŞGÜCÜ VE SERMAYE (4) |
|
|
|
11 02 2007 |
|
İNSANLIK TARİHİ BAŞLICA İKİ ANA BÖLÜMDEN OLUŞUR: 1- Medeniyet ya da uygarlık öncesi diyebileceğimiz, sınıfsız, devletsiz, yazının ve paranın olmadığı toplumlar çağı: Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 3708 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ÜCRETLİ İŞGÜCÜ VE SERMAYE (3) |
|
|
|
11 02 2007 |
|
Üretici sermayenin çoğalışı ücretin üzerine ne etki yapar? Burjuva toplumunun üretici sermayesi çoğaldığı zaman, bu demektir ki, sermaye kısaca, daha genel bir iş birikişini elde eder. Kapitalistler sayıca ve önemce artarlar. Kapitalistlerin çoklaşması işverenler arasındaki rekabeti artırır. Kapitalistlerin gittikçe çoğalan önemi sanayi savaşı alanına daha devcesine iri savaş aygıtları, savaş alet ve silahları ile birlikte daha yaman işçi orduları dökülmesine elverişli olur. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1110 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ÜCRETLİ İŞGÜCÜ VE SERMAYE (2) |
|
|
|
11 02 2007 |
|
Şimdi, değil mi ki ücreti ve böylece de bütün metaların fiyatlarını güden en genel kanunları aydınlattık, artık üzerinde konuştuğumuz konuyu geliştirebiliriz. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 1915 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
ÜCRETLİ İŞGÜCÜ İLE SERMAYE (1) |
|
|
|
10 02 2007 |
 Önce birkaç teknik kavramı ve tarihi süreci açıklayarak söze girmek istiyoruz. Doğu Türkiye’si, Batı Türkiye’si olurken, Batı tekniği gibi, o tekniğin üzerinde doğmuş batı ideolojileri de bu ülkeye girecekti. Girdi de. Bu arada kırık dökük, düşe kalka olsa da, işçinin nasıl sömürüldüğü tartışılmaya, işçi sınıfından yana olan görüş ve düşünceler de çeşitli araçlarla sesini duyurur olmaya başladı. Ancak, Türkiyemizde bu işitilen seste iki biçim falso kulağı tırmalıyor: 1- İşçi sınıfı düşünce ve davranışı, ekonomik ve sosyal adalet, sosyalizm, toplumculuk ve halkçılık; kurucularının değil, başkalarının ağzıyla, hele Türkçe’de hepten üçüncü, dördüncü derecede yabancı ağızlarla konuşturuluyor. O yüzden, önümüze “tavşanın suyunun suyu” getiriliyor. 2- İkinci falso bir eksiklikten ileri geliyor. Birinci falsoda “notalar bozuk”tu dersek, ikinci falsoda “notalar eksik” diyebiliriz. Toplumculuk ya da sosyalizm ve diyalektik-tarihi materyalizm sadece işçi sınıfının değil tüm insanlığın bilimidir. Diyalektik ve tarihi materyalizm; bir ideoloji, bir felsefe, bir sosyoloji ya da sosyal-psikoloji veya bir ekonomi ya da politika anlayışı ve düşüncesi değil, tümüyle insanlığın düşünce ve davranış bilimidir. Daha açık ve geniş bir ifade ile Bilimsel Sosyalizm; Doğayı ve toplumu, tarihi gelişimi içinde kavrar, süreç içindeki olayları ve ilişkileri abartıp küçültmeden, oldukları gibi ele alıp, olaylar içinden asıl olaycığı, ilişkiler içinden temel olanı seçip nesnel gelişim ve değişimin ana halkasını yakalar. Ve bu tarihi akış doğrultusunda, herşeyin birbiri ile ilişkilerini, gözükmeyen (nicel) değişimlerin gözüken (nitel) sıçramalara dönüşünü, tüm bu süreçte birbirine zıt tez ve antitezlerin sentez sıçramalarını, neden-sonuç ilişkilerini ve üretici güçlerin nabzını tutarak, belirli objektif şartlarda belirli subjektif etkinliklerle (ekonomik ve sosyal determinizm) toplumun, insan kolektif aksiyonuyla nasıl değişip geliştiğini araştıran ve açığa çıkaran bir düşünce ve davranış bilimidir. Bu yazıya ilk yorumu yazın / Görüntüleme sayısı: 2234 / Yazdır / Devamı... |
|
Devamı...
|
|
|
|