Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow METİN ÖZUĞURLU: ADAM OLACAK ÇOCUK...
09 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 14 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 83
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1516589

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
METİN ÖZUĞURLU: ADAM OLACAK ÇOCUK... PDF Yazdır
Yazar Metin Özuğurlu   
26 07 2008

"... Komşumun yalancısıyım; Çerkezlerde adam olacak çocuk oyuna başlarken “ben kimdenim” diye değil “kim benden” diye sorarmış. Murat Belge sosyalistlere bu soruyu baştan yasaklıyor; devrim vakti geçti, bu vakitte oyuna girecekseniz “ben kimdenim” sorusunu soracak ve yanıtını vereceksiniz, diyor. Bu çağrıyı Çerkezlerin diline tercüme etmek gerekirse sosyalistlere şu söylenmiş oluyor: Nasıl olsa adam olamayacaksınız bari taraf olun!.."

Gazetecilik kuramsal çözümleme kaldırmaz; malumat yoksa ne haber olur ne de analiz. Zaman malumat zamanı, mekân da istihbarat savaşlarının dorukta yaşandığı Türkiye olunca, ortalık, malumat bulmuş mağribi gibi kalem oynatan gazete yazarlarından geçilmiyor...

Sarsıcı dosyalarıyla dikkatleri üzerine çeken Taraf gazetesi ise ilk bakışta bu şablonun dışında bir görüntü veriyor. Nede olsa köşelerin emanet edildiği kimi kalemler, birikimleri itibarıyla kuramsal çözümleme kapasitesi yüksek isimler. Son günlerdeki ilgileri de gazete içi işbölümünde anlamlı bir yere sahip: Marksizmin ve Türkiye solunun otoriter özünü teşhir etmek ve bu suretle Ergenekonla mücadelede solun neden taraflaşmadığı sorusuna kuramsal açıklama getirmek. Ortaya konan tespitler şöyle özetlenebilir; formel demokrasi küçümsenmiş, liberalizm düşman bellenmiş, üstelik Soğuk Savaş dönemi düşünce kalıbı aşılamamıştır. İlk ikisi Marksist kuramdan, sonuncusu da bizim solcuların damardan gelen zaaflardır.

Artık isim de verebilirim. Murat Belge’ye göre Ergenekonla mücadelede solun neden taraflaşmadığı sorusu, kuramdan ziyade damarla ilgilidir; Soğuk Savaşa takılıp kalınmasa, bugün bu ülkede bir sosyalist devrim olasılığının (hele ki olanak) bulunmadığı kolayca idrak edilir; böylece formel demokrasi ile otoriter/faşist rejim şeklindeki iki geçerli seçenek arasında da kolayca tercih yapılabilirdi.

Türkiye sosyalistlerinin bu fikri sıçramayı yapabilecekleri konusunda Murat Belge oldukça karamsar; “konuşuyoruz ama boşa konuşuyoruz, bunlar adam olmaz” tadında yazıyor. Bence de haklı.

Komşumun yalancısıyım; Çerkezlerde adam olacak çocuk oyuna başlarken “ben kimdenim” diye değil “kim benden” diye sorarmış. Murat Belge sosyalistlere bu soruyu baştan yasaklıyor; devrim vakti geçti, bu vakitte oyuna girecekseniz “ben kimdenim” sorusunu soracak ve yanıtını vereceksiniz, diyor. Bu çağrıyı Çerkezlerin diline tercüme etmek gerekirse sosyalistlere şu söylenmiş oluyor: Nasıl olsa adam olamayacaksınız bari taraf olun!

Ben sosyalistleri tanıyorsam, olmazlar; bunda çocukça inatlarının payı belki olabilir; ama asıl gerekçe şu aşağıda sıralayacağım hususlarla çok daha ilgilidir.

1. Her şeyden önce Murat Belge ve arkadaşlarının “marjinal sosyalist grupları” izlemeyi çoktan bıraktıkları alaşılıyor. Hani ahbaplığım olsa “soğuk savaşın bitimini müteakip” diye belirgin bir zaman da verebilirdim.

2. Hadi bu durum anlaşılabilir, ama güncel Marksist çalışmaları izlediklerine dair de bir iz görülmüyor. Aksi takdirde Marksist kuram gibi özellikle son 10-15 yıl içinde muazzam bir açılım sergileyen ve sosyal bilimlerde yeniden kuramsal bir çekim merkezi haline gelen bir akım hakkında hala Popper ve Hayek tadında değerlendirmeler yapmak nasıl mümkün olabilir?

3. Hadi Marksizmle gönül bağları da zayıflamıştır, bu da anlaşılabilir, ama ya siyaset bilimi içindeki çağdaş devlet, liberalizm ve demokrasi tartışmalarına bigane kalmalarına ne diyeceğiz? Soğuk Savaş döneminin “hür dünyasında” liberalizm ve (parlamenter) demokrasi arasındaki koşutluk görüngüsü belki taraftar buluyordu; ama son 15-20 yıl bu literatür, bu koşutluğun nasıl amansız bir karşıtlık içerdiği yolunda, üstelik Marksist de olmayan katkılarla doldu taştı. Temsili demokrasinin krizi tartışmalarının olgun meyvelerini (yönetişim kuramları gibi) verdiği bir vakitte, hala bu olguyu orijinal ambalajında ilk kullanımına hazır bir seçenek olarak sunmak nasıl bir iştir?

Evet, nasıl? Sanırım Murat Belge’nin sola atfettiği gerekçe tersinden kendisi için geçerli. Soğuk Savaş döneminde edindikleri derin birikime güncel duygusal öfkeyi bulamaç ederek kaleme alınmış tespitler yapıyorlar. Yok böyle değilse, yani Türkiye solunu, Marksizmi ve siyaset bilimini güncel açılımlarıyla izlemeyi sürdürüyorlar ve buna rağmen bu tahlilleri yapıyorlarsa, işte o zaman durum gerçekten de vahim demektir. İşte o zaman niyet okuması yapanları ciddiye almak gerekir.

p.s. Bu yazı sözü edilen kalemlerin uzmanlık alanlarındaki katkılarını asla değersizleştirmez.


Görüntüleme sayısı: 744 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop