Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow VENEZÜELLA'NIN ENERJİ VE PETROL BAKANI RAFAEL RAMİREZ İLE SÖYLEŞİ
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 11 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515523

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
VENEZÜELLA'NIN ENERJİ VE PETROL BAKANI RAFAEL RAMİREZ İLE SÖYLEŞİ PDF Yazdır
Yazar Punto Final - sendika.org   
09 08 2008

 Şimdiye kadar Venezüella Başkanı Hugo Chavez’in sosyalist projesi yaygın halk desteğinden güç alıyordu. Fakat şimdi –önceden de bilindiği gibi- sayısız zorluklarla karşılaşmaktadır ve darbe plânları ve suikast girişimleri içermeyen bir muhalefetle karşı karşıyadır. Devrimci proje 23 Kasım’da yeni bir sınava girmek zorunda kalacak. Bu kez vali ve belediye başkanları seçimi şeklinde geliyor bu sınav...

Punto Final Direktörü Manuel Cabieses Donoso ve Venezüella Petrol Bakanı Rafael Ramirez

Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV -Partido Socialista Unido de Venezuela) yeniden yapılanma konusunda ülkenin lider gücü olduğunu kanıtlamak zorunda kalacaktır. Gerçi güvenilir kamuoyu yoklama kaynakları Chavez’in kendisine %55’den fazla destek olduğunu söylemektedir ancak partisi için aynı şey söylenemez. PSUV içinde dalgalanmalar görülmektedir. 5.5 milyon üyesi bulunan bir partide bütün bunlardan başka bir de seçimde şef (caciques) seçilmek için iştahlar kabarmakta ve hırs gözlenmekte. Fakat asıl mesele henüz pek çok belirsizlik içerse de hazırlanmakta olan bir sosyalist proje etrafında ideolojik savaşın başlatılmak üzere olduğudur.

PSUV’nin başkan yardımcılarından biri olan Rafael Ramírez Carreño enerji ve petrol bakanı ve aynı zamanda Petróleros de Venezuela (PDVSA) başkanıdır. Venezüella’da devrimci solun iyi tanınan –ve saygı duyulan– bir militanı olan Rafael Ramírez, Manuel Cabieses Donoso’nun kendisi ile Punto Final için yaptığı röportajda sosyalizm hakkında konuşuyor. Bunu gerçekçi bir bakış açısı ile ve de Venezüella gibi bir ülkede bu tür bir projenin karşılaşacağı engellerin bilincinde olarak yapıyor. Aynı zamanda silahlı mücadele döneminde birçok devrimcinin hayatını verdiği sosyalist projeye sadık kalarak ve bugün hatta halkın en yoksul kesimleri de dahil milyonlarca Venezüellalının paylaştığı barışçıl bir yol ve anayasa ve kanunlara kesin saygı çerçevesinde yapıyor.

Ramírez, altmışlı yılların başlarında Komünist Parti ve MIR (Movimiento de la Izquierda Revolucionario; Devrimci Sol Hareket) tarafından başlatılan ve FALN (Fuerzas Armadas de Liberación Nacional – Ulusal Kurtuluş Ordusu) ile yürütülen silahlı mücadeleyi sürdürmüş olan Venezüella Devrimci Partisi’nden (Partido de la Revolución Venezolana; PRV) gelmektedir. PRV’nin yenilgi ve parçalanmasından sonra Ramírez ve diğer militanlar Diego Salazar’ın (şu anda hayatta değil) ilk liderliğini yaptığı ve yerine Rafael Ramírez’in geçtiği Vatansever Umut’u (Esperanza Patriótica) kurdular. Ramírez bu pozisyonunu, “bir hareketten daha öte, bir duygu, üyeleri arasındaki derin sevgiye dayalı bir insan ilişkisi ve devrimci hedefe yoğun bir sevgiyle bağlılık” olarak tarif edilen Esperanza Patriótica, Başkan Chavez’in çağrısı üzerine dağılıp PSUV’nin bir parçası haline gelinceye kadar sürdürdü.

Bu röportajın ilk bölümü petrol fiyatları ve dünya enerji krizi göz önüne alınarak Punto Final’in 30 Mayıs 2008 sayısında, petrol fiyatı 135 ABD Doları ile “tarihî rekor”unu kırdığı… ve şimdi varil başına 145 Dolar sınırını aştığı bir sırada yayımlandı.

Bizim burada yayımladığımız, Ramírez’in Venezüella için ne gibi bir sosyalist proje tasarlandığı yolundaki Punto Final sorularını yanıtlarken yansıttığı cevaplardan oluşturulan bir sentezdir.

***

Bizim ülkemizde sosyalizm konusu çok karmaşıktır. Geçmişte de tartışılmıştı ve tabii bugün de daha fazla tartışılıyor çünkü şimdi sosyalizm gerçek bir olasılıktır. Sosyalist projenin önümüze koyduğu çok sayıda teorik ve pratik problemleri çözebilen küçük el kitapçıklarının ve broşürlerin bulunmadığı konusunda daima açıktık. Aynı şekilde elimizde bir model de yok. Hiçbir devrim diğerine benzemez. Her bir devrim sosyalizmi kurmayı üstlenmiş halkın kendisine özel, orijinal bir süreçtir.

Daha da öte, büyük olasılıkla Venezüella’da durum daha da karmaşıktır, çünkü petrol işlemleri ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda muazzam bozulmalara neden olmuştur. Burada sorun, [halkın] emeği ile üretilen artık değere burjuvazinin nasıl el koyduğundan daha çok burjuvazi ve emperyalizmin petrol rantına nasıl el koyduğudur. Söz konusu olan petrol rantının devasa bir problem olmasıdır çünkü bu problem toplumsal sınıfların oluşumuna engel olmaktadır. Venezüella’da hiçbir şekilde ulusal burjuvazi yoktur. Para ve güç elde edip biriktirmek için petrol rantından çıkar sağlayan bir yan sektör vardır. Bu sektör mensupları bankacılık sektörü ve finansal spekülasyon yoluyla petrol rantını elde etmişlerdir fakat bir çivi bile üretmemektedirler. Böylece sonuçta devrimi yapacağını düşündüğümüz hegemonik sınıf olarak değerlendirebileceğimiz bir işçi sınıfına da sahip değiliz.

Muhafazakâr bir işçi sınıfı

Şimdi bizim kendi gerçekliğimize uygulamamız gereken fikirler, Che Guevara’nın diğer sınıfların proletarya ideolojisini nasıl kendine mal ettiği konusunda ileri sürdüğü fikirlerdir çünkü biz eleştirici bir işçi sınıfına güvenmiyoruz. Venezüella’daki işçi sınıfı, tam tersine, çoğu kez derin bir muhafazakârlıkla davranıyor çünkü bir dizi ayrıcalıktan yararlanıyor ve bu ayrıcalıkları elde tutmak için mücadele veriyor. Bu o derecede ki, hakim üretim biçimi olan petrolün ürettiği dev rant emeğin ve imalâtın ürünü değil, aynı zamanda küresel bir rant sağlayan doğal bir kaynak. Eğer petrolün fiyatı varil başına 130 ABD Dolarını aşarsa [şimdi 140 doların üzerinde] Venezüella’ya yaklaşık 11 milyar dolar gelecek.

Özetlersek: emekçiler yok, ulusal burjuvazi yok, hiçbir şey yok. Var olan şey bir grup insanın petrol rantıyla yaşamını sürdürmesidir. Bunun sonucu da milyonlarca erkek ve kadının yalnızca ekonomik aktiviteden değil kültürel alandan ve başka her şeyden de dışlanan sektörleri oluşturmasıdır. Bu ülkede ciddî bir dışlanma problemiyle karşı karşıyayız. Neden dışlanma? Tabii ki petrol rantından dışlanma. Bu yüzden sosyalizmden ciddî şekilde bahsetmek için ilk önce devletin güçlendirilmesi gerekiyor. Muazzam petrol rantının yararlı bir toplumsal kadere öncülük edecek şekilde kontrol edilmesini garanti edebilecek tek varlık devlettir.

Petrol rantı için bir diğer kader

Yakın geçmişte Venezüella devleti petrolden gelen rantı ulusal oligarşinin ve çokuluslu [şirketlerin] çıkarlarını palazlandırmak için kullanmaya odaklanmış kapitalist bir devletti. Bugün devrimci bir devletimiz var ve görevimiz bu petrol rantının ilk önce toplumsal alana akmasını sağlamaktır çünkü halkımıza muazzam borcumuz var. Fakat aynı zamanda devletimiz sosyalizmin inşası için sağlam bir altyapı oluşturacak ekonomik ve üretken bir yapı da yaratmak zorunda.

Bu yüzden önemli üretim alanlarının devletin kontrolüne almak yönünde hareket etmeye odaklandık. Halihazırda en önemlisi olan petrol üretiminin kontrolü elimizde. Aynı şekilde petrol rantını da kontrol ediyoruz: petrol gelirlerinin %96’sı ülkede kalıyor. Devasa toplumsal yatırımlar yaptık: halk okuma yazma bilmiyordu ve yoksulluktan ölüyordu. Toplumsal alanda hâlâ yapacak çok şeyimiz var ama sağlam bir şekilde ilerliyoruz.

Şimdi üretken kapasitemizi genişletmeye odaklanmaktayız: sosyalizmi inşa etmeye başlamada gerçek olasılığı yakalamak için temel endüstrilerin, endüstri komplekslerinin, petrokimya endüstrisinin, ekonomik faaliyet yaratma ve üretme olasılığı olan endüstriler gibi Venezüella’nın ekonomik gelişmesi için esas olan faaliyetlerin devletin elinde olması gerektiğine inanıyoruz. Şimdiye kadar elimizde bu olanak bile yoktu çünkü üretim araçları özel sektörün elindeydi. Fakat bu bizim tüm ekonomik zinciri kontrol etmek istediğimiz anlamına mı gelmektedir? Hayır! Bizim ilgilenmediğimiz yan faaliyet ve hizmetler vardır. Hedefimiz ekonomiyi plânlayabilmek amacıyla ülkenin büyük temel endüstrilerinde devletin varlığını egemen kılmaktır. Bu kontrolü elde ettikten sonra ürünlerin ve malların dağıtımının belirli amaca göre yapılmasına karar verebiliriz, yani halkımızın temel gereksinimlerinin karşılanmasını garanti edebiliriz.

‘İyi kalpli oligark yoktur’

Örneğin şu anda devlet ev yapmak istese çimento üretiminin kontrolünü elinde bulunduran çokuluslu [şirketlerle] uğraşmak zorundadır. Onların stratejileri bizim ulusal stratejimize ters düşer ve üretimden elde ettikleri tüm ürünleri ihraç ederler. Eğer biz sosyalizmi inşa etmek istiyorsak ve eğer bunun yolu da halkımıza ev yapmaktan geçiyorsa çimento fabrikalarının kontrolünü elimizde bulundurmalıyız. Bu yüzden onları devletleştirdik. Uluslararası şirketler ihraç ettiğinden dolayı çelik üretiminde önemli bir ülke olan Venezüella’da ev inşa etmede kullanılan çelik yoksa, su yolları yapmak için veya petrol endüstrisi için gerekli borular yoksa o zaman kontrolü elimize almak ve ülkemizde çelik gibi temel gereksinimlere ulaşılmasını garanti etmek zorundayız. Eğer halkımıza gıdaya ulaşma garantisi vermek istiyorsak, dağıtım zinciri Venezüella oligarşisinin ellerindeyken yapay gıda kıtlıklarına nasıl mâni olacağız? Bu şartlarda bunu yapmanın hiç yolu yok çünkü iyi kalpli hiçbir oligarşi yöneticisi yoktur. Kapitalist kapitalisttir. Eğer küresel gıda spekülasyonu olduğunu görürlerse bir Venezüellalı çocuğun sütünü elinden alıp spekülasyonda kullanma veya halkın elinden mısırını alıp biyoyakıt üretiminde kullanmak üzere satma kapasitesindedirler.

Venezüella, gıdasının %90’ını ithal ediyor

Bu durumda, küresel kapitalist mantıkla yönetilmeyecek veya bazı çıkarlara hizmet etmeyecek şekilde ekonomik gelişmemizi plânlamak ve gereksinimlerimizi karşılamak için üretimin en büyük ve en önemli kısımlarının kontrolü üzerinde etkili olmaya çalışıyoruz. Dediğim gibi ekonominin birçok bölümünde ulusal bir burjuvazi mevcut bile değil. Örneğin gıda maddelerimizin %90’ını ithal ediyoruz. Latifundio’lar topraklarımızın büyük bölümünü işgal etmiş durumda. Kısa süre önce, tarımsal sektördeki iş sahiplerine değil sosyalizmi, kapitalizmi bile orada kurmanın mümkün olmadığını çünkü feodal yapıların hâlâ mevcut olduğunu söyledik.

Kimse kırda çalışmak istemiyordu çünkü herkes geçimini petrolden sağlıyordu. Gıda ithal etmek için yeterli para olduktan sonra neden ‘latifundio’ya saldırıp toprağı işleyecektik ki! Petrol rantından geçinen latifundia’lılar tatil için, balık tutmak veya avcılık yapmakta kullandığı yüz binlerce hektar toprağa sahiptir. Rockefeller veya Bush’un babası nehirlerimizde balık avlamak veya ekonomisi derinden tahrif edilmiş ve gelişmesi geriye doğru giden bir ülkenin manzarasının tadını çıkarmak için buraya gelirdi.

Sosyalizm, bir egemenlik meselesi

Takdir edersiniz ki Venezüella’da sosyalizm davası ulusal bir meseleden, ülkenin bağımsızlığından geçer. Sosyalizmi inşa etmek üzere şartları yaratmamıza izin verecek bir temel plânımız olması gerekir. Petrol endüstrisini kontrol etmezsek, doğal kaynakları kontrol etmezsek veya üretilen rantı kontrol etmezsek, dünyadaki bütün iyi niyete sahip olalım, sosyalizmi kurmaya kalkışamayız bile. Fakat şimdi bütün bunlara sahibiz.

Toplumsal alanda, eğitim alanında, sağlık alanında yoksulluk çeken bir halkla sosyalizmi kurmayı düşünemeyiz bile. Bu, sosyalist özelliğe sahip bir üretim ve dağıtım sistemini ülkeye eklemlememizi sağlayacak bir dizi temel soruna bağlıdır. Aynı zamanda politik tanımlamalar sorunu da var. Bu çok önemli bir konu çünkü yalnızca Venezüella’da değil tüm dünyada -sosyalizm konusunda- birçok kafa karışıklıkları vardı. Sol taraftaki pek çok insan sosyalizmin kurulma olasılığını bile reddetti. Venezüella’da yaptığımız gibi onu bir politik hedef olarak ortaya koymak ve bayraktarlığını yaparak önermek, hâlâ mevcut olan tüm tanımlamaların yokluğunda, büyük bir düzenleyici ilerleme. İlerici düşünce bir defa daha 21. yüzyıl sosyalizmi hakkında düşünmeye başladı.

Yeni bir sosyalist düşünce

Politik düşünce hiçbir kaynak olmadan üretilemez: başarılı olanlar kadar daha az başarılı deneyimlerin katkıları da temel alınarak tesis edilmelidir. Yeni sosyalist düşünceyi bu temel üzerinde yükseltmeliyiz.

Venezüella’da esaslı ve ciddî bir savaşın içindeyiz: bağımsızlığımızı kazanmak ve ülkeye kendi kaynaklarının kendisi için kullanımını sağlamak için savaş. Bu savaşın kazanılması, Venezüella halkının sosyalizm hedefine doğru yürüme yolunda kendi kaderini kendisi tayin etme hakkını savunmasından geçer. Tabii ki bu sosyalizmi kurmaya başlamak için önce her şeyin çözümünü beklemek değildir çünkü böyle bir şeyin bizi herhangi bir yöne sürükleme olasılığı vardır. Halihazırda ekonomik alanda ileriye doğru adımlar atmaktayız. Halkın Başkan Chavez’in sosyalist önerilerine verdiği desteğin sürdürülmesinde ekonomik temelleri yaratmak esastır. Dikkatli olmazsak kendimizi kapitalizmin içine dalmış bir sosyalizmi inşa etmeye çalışırken bulabiliriz. Chavizm iktidara geldiğinde mevcut olan yapılar hâlâ yerlerinde duruyor, pek çoğuna hâlâ dokunulamadı bile. Esas problemimiz bu yapılara etki edip onları nasıl reformdan geçirebileceğimiz ve bazı durumlarda onlardan tamamen kurtularak yeni yapılar yaratabileceğimiz olmuştur.

Kapitalizm içinde sosyalizm için mücadele etmek çok zordur çünkü kapitalist değer ve ilişkiler hâlâ mevcut olup bize etki etmekte ve baskı yapmaktadırlar. Bir hata yaparsak bunlar kendi kendilerini yeniden üretirler. Bu yüzden Venezüella’da sosyalizmi tartışırken bunun henüz yeni başlamakta olan bir süreç olduğunu ve yoğun bir pratiğin buna eşlik etmesi gerektiğini dikkate almak zorundayız.

Önemli kazanımlarımız oldu, bir sürü hata da yaptık. Devrimimiz kendisi hakkında çok eleştirel olmalı ve eylemde birlik sorununu çok samimiyetle tartışması gerekli. Ve bu sürecin lideri Başkan Chavez’le beraber daha iyiye nasıl gideceğimizi ve nasıl daha çabuk ilerleyeceğimizi görmemiz ve analiz etmemiz gerek.

Manuel Cabieses Donoso - Caracas

[Bu söyleşi Punto Final’daki İspanyolca orijinalinden Federico Fuentes tarafından Links International Journal of Socialist Renewal için İngilizceye, İngilizce çevrisinden de Hatice Aksoy tarafından Latinbilgi (Sendika.Org) için Türkçeye çevrilmiştir]


Görüntüleme sayısı: 558 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop