| EBÛ-ZERR EL-ĞIFÂRÎ (*) |
|
|
| Yazar Prof.Dr.Hayrettin Karaman | ||||
| 10 09 2008 | ||||
|
www.aliseriati.com/kitaplar.php?Makale_id=236&Kat_id=24 adresinden alınmıştır. (VP) Hz. Peygamber'in, Ebû-Zer hakkında öğücü sözleri vardır: "Yeryüzünde, Ebû-Zer'den daha doğru sözlü birisi yoktur.", " Kıyâmet gününde yeri bana en yakın olanınız, dünyadan, benim bıraktığım gibi çıkanınızdır." Ebû-Zer bu hadîsi naklettikten sonra şöyle demiştir: "Vallahi benden başka hepiniz, bu dünyaya bir tarafından bulaştınız!" Peygamberimiz onun zühdünü [dünya nimetlerinden uzak yaşamasını] Hz.Îsâ'nın zühdüne benzetmişlerdir. O, bu zâhidâne hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürmüş ve müslümanlar zenginleştikten, hazineden aldıkları maaş ile daha müreffeh yaşar hale geldikten sonra da şöyle demiştir: "Vallahi benim, Rasûlullah zamanındaki günlük geçimliğim bir sâ [dört çift avuç] hurma idi, bugün de onu arttıracak değilim." Aşağıda nakledeceğimiz ihtilâf sebebiyle Hz. Osmân onu Rabeze'de oturmaya mecbur [veya bunu tavsiye] etmişti. Orada yalnız başına yaşadı ve son hastalığında eşi telaşlanınca ona, merak etmemesini, Rasûlullah'ın müjdesine göre bir gurup müslümanın kendisini kefenleyip defnedeceklerini söyledi. Gerçekten de Kûfe'den dönmekte olan İbn Mes'ûd ve yanındakiler, yol üzerinde bekleyen hanımını görmüşler, ondan durumu öğrenince hayret içinde kalıp ağlayarak Ebû-Zerr'in yanına gelmişler, O'nun son vasıyeti gereği içlerinden "yöneticilik ve amme sorumluluğu yüklenmemiş birinin" elbisesi ile onu kefenlemişler [çünkü kendisinin kefen olacak bir elbisesi yoktu] ve namazını kılarak burada defnetmişlerdir.[86] Ebû-Zer [r.a.] Hz. Ebû-Bekir, Ömer, Alî gibi İslâmî faziletlerin ebedî temsilcilerinden ve örneklerinden biridir; onun temsil ettiği fazilet "merhamet, dayanışma ve yardımlaşma, fukarâlığı ortadan kaldırmak, fukarânın ıztırabını hafifletmek için çalışmak" şeklinde ifade edilebilir. O, bir müctehid olarak kişinin, ihtiyacından fazla serveti [özellikle parayı] mülkiyetinde bırakamıyacağı, bunu mutlaka muhtaç olanlara vermesi gerektiği görüşünde idi. Bu görüşünü, "Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara acı bir azâbı haber ver" meâlindeki âyete [Tevbe: 9/34] ve Rasûlullah'ın [s.a.] kendisine yaptığı zühd telkinlerine dayandırıyor idi. Hz. Ömer'in vefatından sonra yerleştiği Şam'da bu ictihadını yaydığını, fakirleri, zenginler aleyhine kışkırttığını ileri sürerek Muâviye, onu Halîfe Osmân b. Affân'a şikâyet etmişti, Hz. Osmân da Ebû-Zer'i Medîne'ye çağırdı ve bir müddet sonra Rebeze'ye gitmesini tavsıye etti, Ebû-Zer de İmâm'a itâatı gerekli sayarak Rebeze'ye gitti, vefatına kadar burada yaşadı.[87]... Kaynak: http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/tarih/0139.htm (*) İlk müslümanlardan, sahâbî Ebû Zerr, Benû Gıfâr kabilesine mensub olup doğum tarihi bilinmemektedir. H. 31 (M. 651/652) yılında Mekke ile Medine arasında bir yer olan er-Rebeze'de vefât etmiştir. Görüntüleme sayısı: 706 / Yazdır
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Bu yazıya ilk yorumu yazın



