Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow ANTİ-EMPERYALİZM VE ULUSAL BÖLÜNMENİN PARADOKSAL BİRLİKTELİĞİ
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 15 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515523

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
ANTİ-EMPERYALİZM VE ULUSAL BÖLÜNMENİN PARADOKSAL BİRLİKTELİĞİ PDF Yazdır
Yazar Eduardo Paz Rada - sendika.org   
13 10 2008

 Bolivya’nın politik ve ekonomik kararları doğrudan ya da dolaylı başka ülkelerin otoritelerine tabi olduğu sürece, bağımlılık form ve mekanizmalarını tartışmaya açmamak olanaksızdır; ki bu konu özgürleşmiş olmasıyla gurur duyan bir ülkenin egemenlik düzeyini tanımlayan karakteristik özelliklere işaret eder...

İspanyol sömürgeciliği yerini önce İngiltere’nin ardından ABD’nin yeni emperyalist kapitalizm sömürgeciliğine bıraktı. ABD Latin Amerika’daki ve elbette Bolivya’daki denetim ve hakimiyetini geçen iki yüzyıl süresince sistematik biçimde uygulanmış olan 1823 tarihli “Amerika Amerikalılarındır” şeklindeki Monroe doktrini çerçevesinde sürdürmüştür. Gerçekleştirilen askeri, diplomatik, politik ve ekonomik müdahaleler sayısızdır.

Bugün Latin Amerika ve Karayipler’de ABD’nin çeşitli alt kıta ülkelerindeki özgürleşme sürecini nasıl engelleyeceği konusundaki tartışma geri dönmüş durumda. Bolivya örneğinde durum son derece önem kazanmıştır, zira La Paz hükümeti ile Washington arasındaki ipler daha önce hiç olmadığı kadar kopmuştur. Başkan Evo Morales’in “Yankee emperyalizmine” karşı açıklamaları ve fiilleri ve ardından Büyükelçi Philip Goldberg’in geçtiğimiz haftalarda kovulması bu yeni durumun kanıtlarıdır.

Bu, çok kutuplu dünya bağlamı ile, bölgesel stratejik düzenleme bağlamı dikkate alınmaksızın bütünüyle anlaşılamaz. UNASUR’un (Güney Amerika Uluslar Birliği) güçlenmesi, OAS’ın (Amerikan Devletleri Örgütü) zayıflaması, bir Güney Amerika askeri paktına doğru gidiş, TIAR’ın (Amerika Ulusları Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşması) neredeyse yitip gitmesi, bölgesel bir bankanın yükselmesi ve IMF ile Dünya Bankası’nın regresyonu, başka şeylerle birlikte, mevcut jeopolitik durumu tanımlamaktadır.

Fakat Bolivya örneği, özellikle içinde doğulu oligarkların çokuluslu petrol şirketleriyle ittifak halinde özerklik yanlısı komplolarıyla ortaya çıkan politik kriz bağlamında, durum üzerine biraz düşünmeyi hak ediyor. UNASUR ve özelde Brezilya ve Şili hükümetleri uluslararası kararlar bakımından son derece tehlikeli bir rol üstlenmiş durumda, Cochabamba’daki açık diyalogda Evo Morales hükümeti ile kışkırtıcı valilerin “baba”ları rolüne soyundular.

Daha önce hiçbir zaman eski bir Şili Dışişleri Bakanı (bu durumda Gabriel Valdez) Bolivya’ya borçlu olan Şili oligarşisinin jeopolitik ve ekonomik ilgilerini dikkate alarak Bolivya politik arenasına tavsiyede bulunma ve liderlik etme işine kalkışmamıştır. Öte yandan çokuluslu petrol şirketleri, ülkedeki gaz araması politikalarını sürdürmek için Petrobras ve Brezilya hükümetini yerel kuklaları haline getirdiler. Hata Brezilya hükümeti kendi kendisini kışkırtıcı valiler ile sivil komiteler arasında arabulucuya dönüştürdü.

Burada şöyle bir uyarı yapmamız gerekiyor: Bolivya üzerinde yeni bağımlılık biçimleri ortaya çıkıyor; özellikle komşu ülkeler Bolivya’yı ucuz bir gaz enerjisi kaynağı -ki bu güçlü Sao Paolo endüstileri için, Arjantin’deki iç tüketim ve Şili maden sektörü için- olarak gördükleri sürece. Tam da bu esnada uluslararası gaz boru hattı ve nüfusun çoğunluğu için ucuz enerji tüketimini çeşitlendirme projeleri askıya alınmaktadır.

Bu durum, doğulu sivil radikallerin Beni, Santa Cruz, Pando ya da Tarija’yı “Protektorat”lara, yani başka egemen güçlerin denetimindeki bölgelere çevirmeyi talep ettiği bir dönemde vuku bulmaktadır. Sözü geçen bölgelerde bazı STK’larca finanse edilen kesimler Bolivya ulusuna, Bolivya Cumhuriyeti’ne ve ulus devlete hiçbir göndermede bulunmaksızın mevcut Bolivya topraklarında 36 ulusun yaratılmasını istemektedir.

Burada muhafazakar tepkiye karşı ulusal ekonomiyi ve ulus devleti güçlendirmek için önemli reformlar gerçekleştirip üç renkli yurtsever bayrağı yükselten, buna rağmen, hem bir parçalanma tehdidi olan hem de Bolivya’nın yaşaması olanaksız uluslara bölünmesini teşvik eden bir çokulusluluk projesini itiraz kabul etmeksizin savunan Evo Morales’in çelişkisi yatmaktadır.

Önemli halk kesimlerinin, ulusal kurumların ve Kurucu Meclis huzurunda Bolivya’nın bölünmesi olasılığıyla ilgili olarak eleştirilerini dile getiren Silahlı Kuvvetlerin pozisyonu, mevcut ulusal parçalanma karşısında oldukça ürkütücü görünüyor, şu anlamda ki, artık savunulacak bir yurt olmayacaktır. Burada dört beş yıllık hızlı bir süreçten söz etmiyoruz, daha çok Yugoslavya’da olduğu gibi 15-20 yıllık bir süreçten söz ediyoruz.

Paradoksal olarak, halihazırdaki anti-emperyalist ve anti-oligarşik süreçte, bazı unsurlar daha az ya da daha çok bağımlılık ölçütünün ötesinde, gelecekteki bir ulusal parçalanmanın fitilini yakıyorlar.

2 Ekim 2008

[Bolivia Rising’deki İngilizcesinden Aydın Gelmez tarafından (Latinbilgi) Sendika.Org için çevrilmiştir]
Görüntüleme sayısı: 563 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop