Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow RECEP TAYYİP ERDOĞAN DAVOS'TA ORTADOĞU HALKLARININ VE TÜM İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANININ SESİ OLDU
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 8 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515532

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
RECEP TAYYİP ERDOĞAN DAVOS'TA ORTADOĞU HALKLARININ VE TÜM İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANININ SESİ OLDU PDF Yazdır
Yazar Vatan Postası   
29 01 2009

Erdoğan Benim için Davos bitti  dedi

«Dünyamız, uluslarüstü finans-kapitalin (mali sermayenin) güdümündeki Amerikan, Avrupa ve İsrail emperyalist güç merkezlerinin dengeli-dengesiz yönetim, denetim ve kontrolunda.

Türkiyemiz ve halkımız da bu uluslarüstü finans-kapitalin ortağı olan "yerli" finans-kapital masasının ekonomi-politik iktidarı altında ezilip sömürülmekte. Hem Amerikan, hem Avrupa hem de İsrail emperyalist güç merkezleri ile çeşitli ekonomik-ticari-askeri, ikili-çoklu anlaşmalarla bağımlı halde tutulan ülkemizin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki bu tavrını, herşeye rağmen; (İsrail ile halen yürürlükte olan tüm anlaşmalara rağmen) olumlu, onurlu ve doğru buluyoruz.

Onu böyle bir davranışa iten, bir başka deyişle, Erdoğan'ı böyle bir tavra mahkum eden determinizmin Anadolu coğrafyasının tarihi gelenek-göreneklere dayalı insan kollektif aksiyon üretici gücü olduğu şüphe götürmez bir gerçekliktir.

Çanakkale, 19 Mayıs, 27 Mayıs, 68 ve 78 devrimci gençlik hareketleriyle zaman zaman ileriye çıkan orijinalliklerimiz; Orta-Barbar(*) göçebe kankardeşlik: "Türklük"-"Kürtlük"-"Araplık" dayanışması ile Yukarı-Barbar kenttaşlık-yurttaşlık: "komşun açken sen tok yatamazsın", "inne meel müslümine ihve: hiç şüphe yok ki tüm müslümanlar kardeştir" dayanışmaları ve ruhuna dayınır. Aynı ruh Filistin'de Nasrallahlarda, Hizbullahlarda, Hamaslarda ete kemiğe bürünüyor... Benzer dinamiklerden kaynaklanan Chavezlerle kucaklaşıyor...

İşte bu "ahval ve şerait" içinde Recep Tayyip Erdoğan emperyalizmin "kilise" ya da "havra"sının duvarına "işemiştir". İyi yapmıştır. Daha doğrusu, içinden çıktığı coğrafyanın determinizmi ona bunu yaptırtmıştır.

Ancak daha önceki örneklerde de görüldüğü gibi böyle "denetlenemez" çıkışları yapanların başlarına neler geldiği malumdur. Gazi Mustafa Kemal'in başına gelenler, Bandırma konuşmasından sonra Menderes'in başına gelenler, Cemal Gürsel'in başına gelenler, Kenedylerin başına gelenler... Avrasya açılımından sonra Özal'ın başına gelenler, Eşref Bitlis'den Uğur Mumcu'ya kadar uzanan seri cinayetler... "Allah" Recep Tayyip Eroğan'ı böyle "kaza"lardan esirgesin!!! Bu uyarıyı bu siteden daha önce de kendisine yapmıştık.

Bıkmadan, usanmadan tekrar edeceğiz; ordulaşmış ve örgütlenmiş halktan başka dayanacak ve sığınacak hiçbir güç yoktur. Bir kez daha hatırlatırız, tıklayın.

(*) Buradaki "barbar" kavramını sosyolojik anlamıyla kullanıyoruz. Kimilerinin yakıştırdığı gibi "kızıl sakal" ya da çoğu batılıların kullandığı gibi vurucu-kırıcı-yakıcı-yıkıcı anlamlarıyla veya Greklerin yabancılar için kullandıkları anlamıyla buradaki "barbar" anlamının alakası yoktur.

Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos çıkışını İZLEYELİM , okuyalım.» (Vatan Postası)

Sayın Peres benden yaşlısın... sesin çok yüksek çıkıyor.

Biliyorum ki sesinin bu kadar yüksek çıkması suçluluk psikolojisinin gereğidir.

Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin.

Öldürmeye gelince... Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz.

Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum...

Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Peki çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur...

Ülkenizde başbakanlık yapmış kişilerin sözleri vardır.

Ülkenizde başbakanlık yapmış 2 kişinin bana çok önemli lafları vardır.  Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, 'kendimi bir başka mutlu addediyorum' diyen başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp da 'Filistin'e girince mutlu oluyorum' diyen başbakanlarınız var. Ve bana sayılar veriyorsunuz. İsmini de veririm, belki merak edenleriniz vardır.

Bu zulümleri alkışlayanları da ayıplıyorum.

Sadece size, iki söz söyleyeceğim... sözümü kesmeyin... Tevrat'ın 6. maddesi der ki  'öldürmeyeceksin'. Burada öldürme var. Bu da çok enteresan...

Avi Şalom Guardina’da bunu söylüyor: "İsrail Haydut devlet haline gelmiştir". Kendisi bir yahudidir.

Biri Oxford Üniversitesinde profesör diğeri israil ordusunda asker iki İsrail vatandaşının, İsrail'i  eleştiren açıklamalarını da elindeki notlardan okuyan Başbakan Erdoğan, sözünü kesen oturum  yöneticisine de dönerek, “Sana da çok teşekkür ediyorum! Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem. Siz konuşturmuyorsunuz. 25 dakika  konuştu, 12 dakika konuştum. Olmaz.” dedi.


Görüntüleme sayısı: 1095 / Yazdır

  Yorumlar (5)
Ortadoğunun sesi ilk kez mi çıktı?
Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 19-02-2009 04:24 , IP: 88.229.48.211
Sevgili Nezih Gençler, 
 
Öncelikle yazmış olduğunuz yazıyı büyük bir titizlikle okuduğumu belirtmek isterim. Belki ben cımbızla çekmiyor olacağım ancak yazınızın içinde boşluk olarak gördüğüm birçok şeyi cımbızla yazınızın arasına ilave edeceğim. Böylelikle RTE nin neden Davos\'taki çıkışın mantıklı bir çerçeveye oturtamadığımızı da anlatmış olacağım. (yada halkların gücünü görmezden gelindiğini !...) 
 
Şunu da belirtmeliyim ki, RTE\'nin Davosta\'ki çıkışını olumlu ve samimi bulmuyorum lakin bu çıkışı sadece \'yerinde\' buluyorum. Yani RTE yapması gerekeni yapmıştır.  
 
Niccole Machiavelli\'nin faşist yaklaşımından hiçbir farkı da yoktur bu çıkışın... Neden mi? 
 
1- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa, neden hali hazırda İsrail hükümeti ile birçok alanda işbirlikleri hala devam etmektedir? 
2- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa,neden Hamasi söylemlere başvuruyor ve bütün Filistin halkını Hamas yanlısı ilan ediyor? (hamas\'ın seçimle geldiğini bana kanıt olarak gösterebilirsiniz, lakin 3. soruyu da ilişkilendirin lütfen) 
3- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa,kendi ülkesinde yaşayan kürt seçmenlerinin meclise soktuğu vekilleri dışarı atmak istiyor. Hatta Cumhuriyet resepsiyonu, Yemekler, Organizasyonlara davet etmiyor? (Ki kürtler ortadoğu halkının en güçlü sesi olmuşlardır!) 
4- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa, İsrail\'in önceki saldırılarına neden sesini yükseltmedi? Yoksa o zamanlarda ortadoğu\'nun sesine kulak verilmemeli miydi? 
5- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa,Davosta\'ki konuşmasında 
Tevrat\'in 6. maddesini hangi amaçla örnek gösterdi? Çünkü bütün neredeyse bütün dinler öldürmeyeceksin der.. Asıl önemli olan İsrail ordusunu laik bir yaklaşımından farklı mı tuttu? Yani Yahudi oldukları için mi bu zulmu yaptıklarını dile getirdi? Yaratılanı yaratandan dolayı mı sevmesini bekledi? Örneğin İsrail ordusu da, siz Kürtlerin cesetlerini ölüm kuyularına attınız deseydi ve Kuran-ı Kerim\'in bilmem kaçıncı ayeti de öldürmeyeceksin diyor deseydi; TSK, CHP, Ateistler bunu ne kadar ciddiye alırdı? Bütün ülke bu sorumluluk altında olabilir miydi? Cumhuriyet rejimi ve Kuran-ı Kerim arasında nasıl bir ilişki kurabilirdik? (Bu örneği de aslında RTE\'nin ne kadar gereksiz konuştuğunu vurgulamak için verdim) 
6- Madem RTE Ortadoğu halklarının sesi olduysa, Ortadoğu\'da nasıl bir strateji ile yoluna devam edecek? (En kötü Türkiye\'yi, En iti İran Devletine tercih edecek İsrail\'den bahsediyorum aslında...!) 




Aslında bütün bu soruları arttırabiliriz. Bugün RTE samimi olmadığı sürece Davos\'taki söylemleri Ortadoğu halkının sesidir demek geçmişi inkar edip yada geçmişi unutup, kendimizi bir TV Show\'unun içinde bulmaktan çokda farklı değildir. Kasımpaşa\'dan Davos\'a uzanan yolda böylesi bir uslubu da yadırgamıyorum, yanlış anlaşılmasın. Belki tepkisinde haklıydı.. Belki Filistinlilerin katledilmesi yüreğine dokunmuştu.. Ancak kendi iç problemlerinde de aynı çıkışı ne zaman gösterecek? Tek başına iktidar olan bir partinin başkanı, ülkenin başbakanının daha fazla atılımlarda bulunması gerekmezmiydi bunca yıldır? Elbette gerekirdi.. Ortadoğu o zaman da vardı, halen de var.. Problemler o zaman da vardı, halen de var.. Demek ki RTE degisti..Peki neden? 
 
İşte bu değişimin \'One Minute\' ile açıklanması da mümkün değildi.. Nitekim de öyle oldu.. 
 
Nezih Bey belki okumuş ve gözlemlemişssinizdir ama Arap Basını dışında RTE nin bu çıkışı bir seçim yatırımı olarak görülüyor. Ben bu kadar basit de görmüyorum aslında.. Ancak söz konusu basın da RTE yi samimiyetisz gördüğü için birçok saptamalara da başladı...  
 
Son olarak, ben birçok yorumcu gibi dış güçler, dış güçler demeyeceğim. Ya da kafamda sürekli teoriler üretmeyeceğim. Sadece RTE nin moderatorden istemiş olduğu One Minute\'in henuz dolmadığına inanıyorum yada \'One Minute\' kadar basit olmadığına... 
 
 
Selamlar,
SEVGİLİ FİRDES
Yazan Yönetici, 18-02-2009 14:22 , IP: 85.105.151.222
Sözüm sadece sana değil, senin gibi aceleci ve cımbızlamacı okuma/anlama eğiliminde olan ve ne yazık ki çoğunluk okur-yazarlarımıza. Olaylara olay katmadan, ilişkileri nasılsalar öyle ele alıp olaylar içinden asıl olaycığı seçip, olaylar zincirini arkasından sürükleyecek olan ana halkaya asılıp seçip yöneleceğiz. Yaşam sadece "siyah-beyaz", "doğru-yanlış" kalın çizgileriyle izah edilemez. Gözükmeyen birikimler gözüken sıçramaları doğurur. Bu süreçte zıtların birlikteliği ve mücadelesi hareketi ve değişimi sürekli kılar. Ve herşey birbiriyle ilgilidir. Bağımsız ve soyut bir gerçeklik yoktur. Her hareketin ve olayın ve ilişkinin bir nedeni vardır. Ayrıntıları atlamadan ve üretici güçler temelinde, sınıflar arası ilişki ve çelişkileri gözardı etmeden olay ve ilişkileri okuyup doğru ve doğurucu yönelimler üretebilmeliyiz. 
 
İçli-dışlı gazete manşetlerine düşen ya da düşmeyen yüzlerce olay var ki bizi doğruluyor. Son olarak senin gördüğün gazete manşetlerine düşen Obama-Erdoğan görüşmesi; tam da Ruble-Tl anlaşması sırasında oldu. Bu görüşme; Türkiye'yi Ortadoğu'da İsrail yerine jandarma tutma merkezli mi yoksa Türkiye-İran-Suriye-Rusya-Avrasya yakınlaşmasına karşı bir "N'oluyo oralarda? Sakın ha!" tehdidi mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak gerek 1 Mart tezkeresinin geçmemiş olması, gerekse de halk içinde anti-emperyalist, anti-siyonist tepkilerin yaygınlaşması daha derin ve başka emperyalist operasyonlara gebe bir bölgede yaşadığımızın belgeleri. 
 
Biz "Recep Tayyip Erdoğan insanlığın vicdanıdır!" demiyoruz. Davos özelinde böyle davranmak zorunda kalarak insanlığın vicdanının sesi oldu diyoruz. Bunun hesaplı bir çıkış olduğunu iddea etmek, insanlığın ve Ortadoğu halklarının gücünü görmezlikten gelmektir. 
 
http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=dunya&ArticleID=1061260&Date=18.02.2009&b=Olmertin%20sozleri%20Erdogani%20kizdiracak&ver=33 adresindeki bugünkü Milliyet gazetesi haberini ayrıca okumanızı tavsiye ederim. 
 
Yazımızı n'olur dikkatli ve bütün olarak okuyup değerlendirin. Ne yazık ki tüm düşündüklerimizi aynı anda kafalarınıza ışınlayacak bir sistem henüz keşfedilmedi ve ister istemez sırayla yazmak zorunda kalıyoruz. Ve de parça parça cümleler halinde veriyoruz. En azından biz belki sizin beklediğiniz ve ezberlediğiniz kadar gelişkin bir aktarım ve iletişim tekniğine henüz ulaşamamış olabiliriz. Bunun için kusura bakmayın... Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
Yazan adıge, 17-02-2009 19:12 , IP: 78.191.195.208
Erdoğan\'nın Davos çıkışını gerçekten insani bir çıkış olarak değerlendirmek isterdim ama olayı şu şekilde okumak gerektiğini düşünüyorum.Ortadoğu\'da değişen dengelerde Türkiye\'ye biçilen rol de değişiyor.Bu gün gazetelere düşen Obama Erdoğan görüşmesindende bu anlaşılıyor.Amerika İsrail ilşkilerindeki gerilme ve Amerika\'nın Türkiye\'ye daha fazla yakınlaşması Türkiye\'nin Ortadoğu\'da daha etkin bir rol oynayacağını gösteriyor.davosa bunun uzantısı ve gözdağı olarak bakabiliriz.
muallaktayım.
Yazan mehtapd website, 31-01-2009 15:19 , IP: 88.225.224.214
gerçekten doğru bı hareketmiydi ,b.bakanımmızın yaptığı bilemiyorum.savaş ve cocuk ölümü konusunda çok mu? hassas;madem o kadar hassas dı;neden ırak savası vb.olaylarda neden bu kadar net tepkı vermemişti.yoksa bu net tepkinin altında koltuk sevdası mı var?gaza gelmesinin nedeni seçimlerin yaklaşmasımı?bu konuda muallaktayım.
alkış
Yazan Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 29-01-2009 23:22 , IP: 85.100.179.90
walla bu ülkenin başına geçtiğinden beri bu olaylara karşı en net tavrı bu olsa gerek

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop