Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow SİYONİST İSRAİL ORDUSUNUN KATLİAMININ VE GAZZE DİRENİŞİNİN YILDÖNÜMÜ
09 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 14 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 83
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1516594

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
SİYONİST İSRAİL ORDUSUNUN KATLİAMININ VE GAZZE DİRENİŞİNİN YILDÖNÜMÜ PDF Yazdır
Yazar sol.org   
27 12 2009

İsrail Ordusu'nun Gazze kentindeki Filistinlilerin üzerine ölüm yağdırmasının üzerinden tam 1 yıl geçti.

27 Aralık 2008 günü İsrail Ordusu Filistin'e yönelik en kanlı saldırılarından olan "dökme kurşun operasyonu"nu başlatmıştı. Adını İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudilerin çektiği acıları anlatan bir şiirden alan operasyon, Nazilerin Yahudilere yaptığını, İsraillilerin Filistinlilere yapması olarak eleştirilmişti.

Katliam 18 Ocak'ta İsrail'in ateşkes ilan etmesiyle son bulduu ve geride 1417 ölü, harabeye dönmüş 4 bin ev ve sudan bile mahrum bırakılan 400.000 bin Filistinli bıraktı.

Katliamın sorumlusu direniş değil, işgal
Katliamın nedeninin İsrail işgaline direnen Filistinli örgütlerin "taktik hatası" olduğu iddia edildi. Batı Şeria'daki karargahında bir intifadayı önlemekle övünen Fetih Lideri Mahmud Abbas'ın ilk çıkışı da bu yöndeydi. Abbas'a göre Gazzeliler Hamas'ın hatalarının bedelini ödüyorlardı. Daha sonra İsrail'i uluslararası Savaş suçluları mahkemesinden de kurtaran Abbas'ın daha sonra ortaya çıkan haberler ve raporlarla Gazze katliamını önceden bildiği ve İsrail saldırısı altında Hamas'ı iktidardan indirmeye çalıştığı da ortaya çıktı. Haberlere göre o dönem İsrail Başbakanı olan Ehud Olmert ile görüşen Abbas, Batı Şeria'daki toprak paylaşımını bile yapmıştı. Dahası Gazze'de bulunan Fetih üyelerinin İsrail uçaklarına istihbarat sağladığı da ortaya çıktı.

Katliamın gerekçesi Hamas'ın 18 Aralık'ta altı aylık ateşkesi yenilememesi olarak lanse edilmeye çalışıldı. Ancak ateşkes süresi boyunca İsrail Gazze'ye yönelik ablukayı sıklaştırdığı gibi, yerleşim yapımına devam etmiş ve yüzlerce Filistinliyi öldürmekten çekinmemişti. 2005 ve 2007 yılları arasında dünyada metrekare başına düşen insan sayısının en fazla olduğu kentlerden olan Gazze'ye İsrail ordusu top atışı yapmış, bu nedenle 59 Filistinli yaşamını yitirmiş 270 Filistinli de yaralanmıştı. Birleşmiş Milletler Raporları'na göre aynı dönemde bütün Filistin'de 1735 kişi İsrail Ordusu tarafından öldürüldü 8 bin 308 kişi yaralandı.

Dünya göz yumdu
Katliamın sinyalleri ise 13 Aralık'ta verildi. İsrail Hamas'ın ateşkesi yenilememesini gerekçe göstererek bu örgütü yoketmek için Gazze'ye yönelik bir saldırı opsiyonunu değerlendirdiğini açıklamıştı. Gerçekte, İsrail Ordusu en başından itibaren Hamas'ı bitiremeyeceğini biliyordu. Savaşın ardından ortaya çıkan durum, katliamın nedeninin "kasap" olarak bilinen eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un "Gazze ve Batı Şeria'yı siyasi olarak ayırma" politikasının devamı olduğunu gösterdi. Üstelik katliam Fetih'in işbirlikçi tutumu nedeniyle gerçek anlamda bir bölünme yarattı. Bugün uluslararası kamuoyunda devam eden İsrail-Filistin sorunu İsrail ile sadece Batı Şeria'da iktidarda bulunan Fetih arasında çözülmeye çalışılırken, dünya Gazze'ye ve onun siyasi temsilcisine ambargo uyguluyor ve Gazze adeta Filistin'in bir parçası olmaktan çıkarılmış durumda.

İsrail tarafından yürütülen Şaron planı, su kaynakları ve verimli arazileriyle Batı Şeria'da işgalin yoğunlaşması anlamına geliyor. Gazze'ye yönelik katliam ise Batı Şeria'nın işgale karşı çıkmaması için bir gözdağı... Katliamın ardından bugün ortaya atılan ABD menşeli çözüm planları, Batı Şeria'da İsrail polisinin tam kontrolünü içerebiliyor!

İsrail'in savaş suçları sabit
Karadan, havadan ve denizden Gazze'ye saldıran İsrail Ordusu'nun savaşta sivillere ateş açtığı, sivilleri canlı kalkan olarak kullandığı, kente yasaklanmış fosfor bombası gibi silahlarla saldırdığı Birleşmiş Milletler temsilcisi Richard Goldstone'un raporuna girdi. Yahudi olan Goldstone savaşta İsrail'in suç işlediğini delilleriyle birlikte ortaya koydu.

Türkiye sadece konuştu
Katliam boyunca özellikle Türkiye'nin tavrı çok tartışıldı. AKP hükümeti bir yandan İsrail'e sert mesajlar gönderirken bir yandan da ikili işbirliğinde taviz vermeyeceğini açıkladı. İsrail'e karşı sadece konuşulmamasını ve yaptırım uygulanmasını isteyenlere Başbakan Tayyip Erdoğan "bakkal dükkanı mı işletiyoruz" cevabını vermişti. Erdoğan daha sonra Davos Dünya Ekonomik Forumu'nda İsrail'i "insan öldürmeyi iyi bilirsiniz" sözleriyle eleştirmişti ancak savaş boyunca ikili ilişkilerde herhangi bir yaptırım gündeme gelmedi. Ateşkesle birlikte Türkiye'nin aktif çabasının sonuç aldığı iddia edildi. Hükümete yakın kaynaklar ve iktidar yanlısı gazeteler bir ateşkeste Türkiye'nin önemli payının olduğunu iddia etmişti ancak bu iddianın tümüyle gerçek dışı olduğu da ortaya çıkacaktı.

İsrail Büyükelçisi'ni kovarak, katliama karşı çıkan ve dünyayı Tel Aviv yönetimine karşı harekete geçirmeye çalışan Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in adı Ortadoğu'da caddelere verildi. Birçok gösteride posterleri taşınan Chavez, Arap devlet başkanlarında olmayan cesareti nedeniyle kahraman haline geldi. İsrail ordusunu sivilleri öldürerek dünyanın en korkak ordusu olduğunu ispat ettiğini söyleyen Chavez, Tel Aviv'de bulunan Venezuela Büyükelçisi'nin ülke dışına çıkarılmasına da "bizim için onurdur" yanıtını vermişti. Venezuela, Nikaragua ve Küba üçlüsü Birleşmiş Milletler Genel Meclisi'nde İsrail'in mahkum edilmesi için yoğun diplomatik çaba sarfetti ve bu çabanın karşılığı da alındı. Birleşmiş Milletler Genel Meclisi Gazze'ye yönelik katliamı protesto etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise katliamı seyretmekle yetindi. Katliam boyunca ABD İsrail karşıtı bir kararın çıkmasını engellerken, ABD'nin seçilen ancak henüz görevi devralmamış olan Devlet Başkanı Barack Obama İsrail karşıtı hiçbir açıklama yapmayarak, sessizliğe gömüldü.

Birleşmiş Milletler'e ait binaların dahi hedef olduğu katliamda, bir BM hastanesi bombalanırken BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon İsrail'de temaslarda bulunuyordu. Ki-Moon, olayı haberaldığında ne İsrail'i protesto etti ne de ziyaretinden vazgeçti. Bu durum "BM'nin bittiği an" olarak nitelendirilecekti.

FHKC direndi...
Gazze katliamı süresince özellikle "savunulamaz" olarak düşünülen Beyt Hanun bölgesinde etkili bir direniş sergileyen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) savaşın ardından elindeki kaynakların azlığına karşın etkili yardım ve dayanışma kampanyalarıyla da gerek Hamas ve gerekse Fetih'e karşı önemli bir politik alternatif oldu. Gazze katliamı boyunca örgütün direngen tutumu, son olarak kuruluş yıldönümündeki büyük Gazze Mitingi ile kendisini gösterdi. Onlarca militanını kaybeden FHKC'nin Gazze komutanı da İsrail Ordusu ile girdiği çatışmada yaşamını yitirdi.

İsrail'de de Komünist Parti, Gazze katliamına karşı sokaklara çıktı. Yüzlerce Arap ve Yahudi Gazze katliamına birlikte karşı çıkarken, parti "vatan hainliği" ile suçlandı.

Gazze katliamın ardından çok tartışıldı ancak İsrail kente yönelik ablukasını sürdürmeye devam ediyor. Savaş boyunca İsrail ile işbirliği yapan ve sınırı kapatarak Gazzelileri en temel insani yardımdan dahi mahrum bırakan Mısır Ortadoğu'da "lanetli ülke" oldu ve bütün politik ağırlığını yitirdi.

Gazze bugün temel hijyen maddeleri, inşaat malzemelerinden mahrum. Ve bölgeye gönderilen yardımlar abluka nedeniyle ulaştırılamıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı'nın durumun çok kritik olduğunu bildirdiği Gazze'de tarım yapılamadığı için kıtlık yaşanırken, kentin altyapısının İsrail Ordusu tarafından sistematik olarak yokedildiği belirtiliyor.
(soL - Ali Örnek)

fotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograffotograf

Görüntüleme sayısı: 165 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop