Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow HAİTİ GERÇEĞİ - CESETLER ÜZERİNDEN HAİTİ İŞGAL EDİLİYOR
09 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 83
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1516587

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
HAİTİ GERÇEĞİ - CESETLER ÜZERİNDEN HAİTİ İŞGAL EDİLİYOR PDF Yazdır
Yazar Castro - Chavez   
22 01 2010

 Chavez: Cesetler üzerinden Haiti kuşatılıyorBu trajedi çok insanı harekete geçirdi. Ama çok azı Haiti'nin neden bu kadar fakir olduğunu düşündü. Neden nüfusun yüzde 50'si yurtdışından aile fertlerinin gönderdiği paraya bağımlı yaşıyor? Niçin Haiti'yi şimdiki duruma ve bu büyük acıya sürükleyen gerçekler incelenmiyor?

Venezuela lideri Chavez, ABD'nin cesetleri bahane ederek Haiti'yi kuşattığını savundu. Haitili yetkililer ise ABD askerlerini kendilerinin çağırdığını söyledi.

İki gün önce, Küba saatiyle sabaha karşı altıda, televizyon kanalları Port-au-Prince'i ciddi bir şekilde sarsan şiddetli depremi (Richter ölçeğiyle 7.3 büyüklüğünde) vermeye başladılar. Bu sismik fenomen, nüfusun yüzde 80'inin kerpiç ve çamurdan yapılmış evlerde oturduğu Haiti başkentinin 15 kilometre uzaklığında denizdeki bir faydan kaynaklanıyordu.

Haberler saatlerce hiç aralıksız devam etti. Herhangi bir görüntü olmasa da birçok kamu binasının, hastanelerin, okulların ve sağlam bir şekilde inşa edilmiş birçok binanın yıkıldığı bildirildi. 7.3 şiddetinde bir depremin, 400 bin ton TNT patladığında yayılan enerjiye denk olduğunu okudum.

Trajik tarifler dilden dile aktarılıyordu. Sokakta yaralı insanlar tıbbi yardım için ağlıyordu, etrafları yakınlarının gömülü olduğu göçüklerle sarılıydı. Ne var ki birkaç saat boyunca hiç kimse hiçbir görüntü yayınlayamadı.

Haberleri hepimiz şaşkınlıkla karşıladık. Çoğumuz Haiti'de gerçekleşen fırtınaları ve ciddi sel baskınlarını zaman zaman duymuştuk, ancak hiçbirimiz bu komşu ülkenin büyük bir deprem riskinde olduğundan haberdar değildik. Bu olaydan sonra ortaya çıktı ki, bundan 200 yıl önce büyük bir deprem o zamanlar birkaç bin kişinin yaşadığı bu şehri benzer bir şekilde etkilemişti.

Gece yarısı olduğunda kurbanların tahmini sayısı hâlâ açıklanmamıştı. Yüksek rütbeli Birleşmiş Milletler yetkilileri ve birkaç hükümet görevlisi yardım için acil durum ekipleri göndereceklerini açıkladılar. MINUSTAH (Haiti Birleşmiş İstikrar Görevi) orduları bölgede konuşlanmış olduğundan, bazı savunma bakanları personelden olası kayıpların olabileceğini konuşuyordu.

Çarşamba sabahından itibaren çok büyük kayıplar olduğuna dair üzücü haberler gelmeye başladı. BM gibi kurumlar bile ülkedeki bazı binalarının yıkıldığını bildirdi.

Saatler boyunca bu komşu ulusun durumuyla ilgili git gide daha travmatik haberler gelmeye devam etti. Ölen kurbanların sayısının çeşitli kaynaklara göre 30 bin ile 100 bin arasında değiştiği söylendi. Bu felaketin dünya çapında yaygın bir şekilde yayınlandığına şüphe yok ve birçok devlet harekete geçti ve yardım etmek için çaba sarf ediyor.

Bu trajedi çok fazla insanı harekete geçirdi. Ama belki de çok azı durup da Haiti'nin neden bu kadar fakir bir ülke olduğunu düşündü. Neden nüfusun yüzde 50'si yurtdışından aile fertlerinin gönderdiği para havalelerine bağımlı yaşıyor? Niçin Haiti'yi şimdiki duruma ve bu büyük acıya sürükleyen gerçekler incelenmiyor?

Bu hikayenin en merak uyandıran yönü, Haiti'nin Avrupa tarafından köleleştirilen 400 bin Afrikalının, şeker ve kahve ekimindeki 30 bin köle sahibine karşı ayaklandığı, dolayısıyla bulunduğumuz yarımkürenin ilk büyük sosyal devrimini gerçekleştiren ilk ülke olduğundan hiç kimsenin bahsetmemesi. Burada yenilemez bir şöhretin sayfaları yazıldı. Napolyon'un en yüksek rütbeli generali burada yenilgiye uğratıldı. Haiti, sömürgecilik ve emperyalizmin, insan kaynaklarının bir yüzyıldan fazladır en zor işlerde çalıştırılmasının, askeri darbelerin ve doğal kaynaklarının tüketilmesinin, somut ürünü.

Gezegenin sakinlerinin büyük çoğunluğunun sömürülmesinin ve talan edilmesinin sürdüğü bu dünyada, Haiti çağımızın kepazeliği olmasaydı eğer, bu tarihi gerçekliğin gözden kaçırılması bu kadar ciddi olmayacaktı.

Latin Amerika, Afrika ve Asya'dan milyonlarca insan, Haiti vakasındaki kadar olmasa da benzer yokluklar çekiyor.

Buradaki gibi durumlar dünyanın hiçbir yerinde olmamalı, ancak dayatılan adaletsiz uluslararası ekonomik ve siyasi düzenden dolayı dünyada on binlerce şehir ve kasabada benzer ve ya daha kötü koşullar var. Dünya nüfusu sadece doğal felaketlerden dolayı (Haiti'de olduğu gibi) tehlike altında değil. Bu doğal felaketler, iklim değişikliği sonucunda gezegende neler olabileceğinin bir göstergesi, bu da Kopenhag'daki aldatmacanın konusuydu.

Haiti'deki felaketten dolayı yurttaşlarını ve çalışanlarını kaybeden bütün ülkeler ve kurumlara sadece şunu söylemek doğru olur: hiç şüphemiz yok ki insanların hayatını kurtarmak ve uzun süredir acı çeken bu toplumun acısını hafifletmek için en büyük çaba gösterilecektir. Haiti'de uygulanan politikayı kabul etmesek de, onları gerçekleşen bu doğal felaketten dolayı suçlayamayız.

Ama şunu ifade etmeliyim ki şimdi bu kardeş ulusun sorunlarına gerçek ve kalıcı çözümler üretmenin tam zamanıdır.

Sağlık hizmetleri ve diğer konularda Küba, Haiti halkıyla senelerdir işbirliği yapıyor. 400'e yakın doktor ve sağlık görevlisi Haitililere ücretsiz hizmet sunuyor. Doktorlarımız ülkenin 337'i topluluğundan 227'sine her gün hizmet veriyor. Diğer taraftan, en az 400 Haitili genç ülkemizde tıp eğitimi görüyor ve bu gençler dün Haiti'ye giden takviye ekipleriyle kritik durumdaki yaralıları iyileştirmek için çalışacaklar. Yani, özel bir çaba harcanmadan 1000'den fazla doktor ve sağlık uzmanı bir anda seferber edilebiliyor ve hepsi de Haiti halkına yardım etmek isteyen diğer devletlerle işbirliği yapmaya hazır.

Bunun dışında da önemli sayıda Haitili genç şu anda Küba'da tıp okuyor.

Biz Haiti halkıyla diğer alanlarda da elimizden geldiğince dayanışıyoruz. Politika ve fikirler alanında birbirine zıt olarak tanımlanan ulusların, -Haiti'deki gibi- insanların acı çektiği trajedileri sonlandırmak için işbirliği yapmasından daha değerli bir dayanışma biçimi yoktur.

Sağlık ekibimi şefimiz, dün Port-au-Prince'e vardıktan birkaç saat sonra "durumun çok zor olduğunu, ancak şimdiden hayat kurtarmaya başladıklarını" rapor etti.

O gece geç saatlerde, Kübalı doktorların ve ELAM'ın Haiti asıllı mezunlarının ülkenin her yerine dağıldıklarını öğrendik. Şimdiden Port-au-Prince'de binin üzerinde hasta baktılar, yıkılmayan hastane binalarında ameliyatlar yapıyorlar, gerekli yerlere seyyar hastaneler kullanıyorlar.

Kübalı doktorların ve Küba'da eğitim görmüş genç Haitili doktorların Haiti'deki kardeşlerimize hizmet sunarak gösterilen işbirliğinden gurur duyuyoruz.

* Eski Küba Devlet Başkanı Fidel Castro'nun 13 Ocak tarihli yazısının İngilizcesi Znet'te yayımlanan metnini, Çiçek Tahaoğlu bianet için Türkçeleştirdi.

....................................

Venezuela ile Bolivya, Haiti'yi yerle bir eden 12 Ocak'taki 7.0 büyüklüğündeki depremin ardından ülkeye Amerikan askerlerinin yığılmasını ağır dille eleştirdi.

Devlet Başkanı Hugo Chavez, ABD'yi ''cesetler üzerinden Haiti'yi kuşatmakla'' suçladı ve ''Amerikan imparatorluğu, cesetler ve halkın gözyaşları üzerinden Haiti'yi kuşatıyor. Havaalanından başladılar. Haiti'nin Devlet Başkanlığı yıkıntılarına girmek isterseniz, orada Amerikan donanma askerlerini bulabilirsiniz'' ifadesini kullandı.

Chavez, Amerikalıların BM ya da Amerikan Devletler Topluluğuna danışma geregi bile duymadan Haiti'yi kuşattığını da sözlerine ekledi. Chavez'in yakın müttefiki Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de ABD'yi sert dille eleştirdi ve BM'yi Haiti'deki Amerikan varlığını reddetmek üzere acil toplantıya çağırdı.

MORALES: ABD DOĞAL AFETİ KULLANDI
Haiti'deki Amerikan askeri varlığını ''askeri işgal'' olarak niteleyen Morales, ''ABD'nin bir doğal afeti Haiti'yi ele geçirmek ve askeri anlamda işgal etmek için kullanması mümkün değildir'' diye konuştu.

ABD TAKVİYE ASKER GÖNDERECEK
Öte yandan ABD, kurtarma operasyonlarına katılan askerlerinin sayısını 15 bine çıkarmak için 4 bin takviye asker daha göndermeyi planlıyor. Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega da Amerikan askerlerinin Haiti'deki varlığını eleştirmişti.

HAİTİ: AMERİKAN ASKERLERİNİ BİZ ÇAĞIRDIK
Haitili yetkililer ise, depremin ardından ülkeye gelen Amerikalı askerleri kendilerinin çağırdığını açıkladı. Fransız basınında çıkan haberlere göre, Başbakan Jean-Max Bellerive, 12 Ocak'taki yıkıcı depremden sonra Amerikalıların gelmesini istediklerini belirtti.

''Amerikalıların bizim talebimiz üzerine burada oldukları çok açık ve sadece insani yardım ve güvenlik alanlarında yardım için buradalar'' diyen Bellerive, her türlü yardımı Haiti'de memnuniyetle karşıladıklarını kaydetti.

Devlet Başkanı Rene Preval de ''Haiti'nin boyunduruk altında olmadığını'' ifade etti. Preval, ''ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton bu hafta geldi ve Amerikan askerlerinin yardıma gelmesine onay verip vermediğimi sordu. Ona evet dedim. Her şey işte bu çerçevede gelişti'' dedi. (ntvmsnbc)


Görüntüleme sayısı: 325 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop