Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow İKTİDARA YANIT: NEŞET ERTAŞ TEKEL DİRENİŞİNE
09 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 16 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 83
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1516588

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
İKTİDARA YANIT: NEŞET ERTAŞ TEKEL DİRENİŞİNE PDF Yazdır
Yazar Vatan Postası   
23 01 2010

NEŞET ERTAŞ TEKEL DİRENİŞİNE

TAYYİP ERDOĞAN'A VE HÜKÜMETE YANIT: AŞKSIZ VE SEVGİSİZ YAŞAM OLMAZ TIKLAYIN

 Gel sevelim sevileni seveni
Sevgisiz goğüller gülmüyor canım
Gel sevelim sevileni seveni
Sevgisiz suratlar gülmüyor canım
Nice gördüm dizlerini döveni
Giden ömür geri geriye gelmiyor canım
Nice gördüm dizlerini döveni
Giden ömür geriye gelmiyor canım

İçi gülmiyenin dışı güler mi
Sevgisiz muhabbet hakka değer mi
Özü gülmüyenin yüzü güler mi
Göğülsüz muhabbet haka değer mi

Seven insan gaşlarını eğer mi
Zorunan güzellik olmuyor canım
Seven insan gaşlarını eğer mi
Zorunan güzellik olmuyor canım

Sevgi haktır seven alır bu hakkı
İçi güler dışından da görünür farkı
Sevgi haktır seven alır bu hakkı
İçi güler dıştan görünür farkı
Sevmeyene akmaz sevginin arkı
Boş lafınan oluklar dolmuyor canım
Boş lafınan değermen dönmüyor canım


Bir zaman aşık olunca sen de sevmiştin
O anda dünyayı nasıl görmüştün
Bir zaman aşıkken sen de sevmiştin
O anda dünyayı nasıl görmüştün
Sanki cennetin bağına girmiştin
Sanki cennetin bağrına girmiştin
Çokları bu hakkı bilmiyor canım
Çoğları bu hakı bilmiyor canım


Aşkın ataşına yandım alıştım
Bu ataş içinde aşkla tanıştım
Doğru mu yanlış mı deyi danıştım
Sevgisiz haka kul olmuyor canım
Sevgisiz hak kabul olmuyor canım
 
Sevenin goğnügde yanar ışıklar
Kaybolur karanlık tüm dolaşıklar
Sevenin goğnügde yanar ışıklar
Çözülür duğümler tüm dolaşıklar
Garibim sevenler bunca aşıklar
Boş hayale boş boşuna gelmiyor canım
Boş hayale boşa yelmiyor canım

TEK GIDA İŞ GENEL BAŞKANI MUSTAFA TURKEL'İN BAŞBAKAN'A YANITI: Sn. Başbakan bu gün (22.01.2010) parti grup toplantısında TEKGIDA-İŞ Sendikası Genel Başkanı ve TÜRK-İŞ Genel Sekreteri olarak şahsımı, TEKGIDA-İŞ Sendikası’nı ve 39 gündür eylem yapan TEKEL işçilerini hedef alarak, haksız ve mesnetsiz açıklamalar yapmıştır....

Her şeyden önce, ülkenin Başbakanı olarak Ankara’nın ortasında 39 gündür yükselen sese ve yaşanan soruna çözüm aramak yerine, hala suçlamalarla cevap verilmesini ve boyun eğme dayatmalarına başvurulmasını esefle karşılıyoruz. Sn. Başbakan’ın açıklamalarına gelince;

 

1-      TEKGIDA-İŞ Sendikası ve üyesi TEKEL işçileri Sn. Başbakan’ın iddia ettiği gibi asla ajitasyon(kışkırtma) yapmamaktadır. Ücretlerinin düşürülmesini, sosyal ve sendikal haklarının kaybını ve kölelik düzeni içinde çalışmayı kabul etmeyerek, uluslararası ve iç hukuk kuralları çerçevesinde hakkını aramaktadır.
 

2-      Sn. Başbakan “iki yıl önce geldiler, 6 ay ötele dediler” diyerek, TEKGIDA-İŞ Sendikası’nı olmayan bir anlaşmayı “bozmakla” suçlamaktadır. Daha önce de defaatle belirtildiği gibi, Sn. Başbakan’ın bu sözleri gerçeği yansıtmamaktadır. Sn. Başbakan’ı hafızasını tazelemeye davet ediyoruz. Sendikamız ile Sn. Başbakan’ın kapatmalar konusundaki görüşmesi 4 yıl öncesine ve sadece Adana, Malatya ve Bitlis Sigaralarının kapatılmasına aittir. Ve o tarihte yaprak tütün işletmelerinin kapatılması gündemde bile değildir. O itibarla bu gün kapatılması sözkonusu olan yaprak tütün işletmeleri ile ilgili ne bir görüşme ne de bir anlaşma yapılmıştır.
 

3-      Sn. Başbakan, TEKEL işçilerinin “ihbar ve kıdem tazminatı”nın ödenmesini, sanki “ulufe” yapıyorlarmış gibi anlatmaktadır. Sn. Başbakan! İhbar ve kıdem tazminatı bu işçilerin onca yıllık kıdemine karşı ve yasalar gereği zorunlu olarak yaptığınız bir ödemedir. Hükümet olarak işçilere iyilik yapıyormuş, fazladan bir hak tanıyormuş gibi bahsederek, kamuoyunun bilincini bulandırmaya çalışmayın. Bu para işçinin anasının sütü kadar helal ve yasal hakkıdır. Siz ödeyin deseniz de demeseniz de alacakları bir paradır. Dolayısıyla mesele, yasa gereği zaten ödemek zorunda olduğunuz para değil, TEKEL işçilerini toplu iş sözleşmeli düzenden çıkarıp, 4/c gibi sefalet altı, açlık ve kölelik düzenine mahkum etmeye çalışmanızdır. TEKEL işçisi bu ülkenin bir bireyi, bir yurttaşı, bir emekçisi olarak “insan gibi yaşama” yı hak ettiğine inanarak, demokratik bir hak mücadelesi vermektedir.
 

4-      Anayasasında “sosyal devlet” ilkesinin yer aldığı bir ülkenin başbakanından toplumun beklentisi, halkını, çalışanlarını sefalette değil, refahta eşitlemesidir. Sürünmekte olan, yıllardır seslerini duyurmaya çalışan 4/c çalışanlarını, işsizleri, TEKEL işçisine emsal diye göstermek, ancak sosyal politikalarınızın zaafiyetini ortaya koyar. Bu insanları yoksulluğu, ezilmişliği kabul etmeyerek örgütlü bir şekilde hak arayan TEKEL işçileri için tehdit unsuru olarak kullanmaksa, bir siyasal iktidar için olsa olsa tarihe malolacak bir ayıptır. Dahası ekonomi politikanızda toplumsal önceliklerinizin olmadığını gösterir.
 

5-      TEKEL işçisinin “yetim hakkı yediği” sözünü de tümüyle reddediyoruz. Cumhuriyetin tarihinden de öncesine dayanan geçmişiyle TEKEL işçisi- yetim hakkı yemek bir yana- milyonlarca yetimi doyurmanın gururunu taşımaktadır. Bütün derdi de devletin malını yemek değil, insan gibi emeğiyle çalışıp, insan gibi yaşamaktır. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde böyle insani bir talebe ancak saygı duyulmalı, şapka çıkarılmalıdır.
 

6-      TEKEL işçisi, eylemleriyle demokratik haklarını kullanmaktadır. AB kapısında olan, tüm dünyaya çağdaşlık ve insan hakları dersi vermeye çalışan bir ülkenin Başbakanı olarak, 39 gündür meşruiyet çizgisinden hiç sapmadan, şiddete maruz kaldığı halde asla şiddetle cevap vermeyen, onuruyla ve vakarıyla eylem yapan işçilerin insan haklarına saygı duymanız ve taleplerine kulak vermeniz beklenmektedir.
 

7-      Demokratik ilkeler ve düzen içerisinde demokratik haklarını kullanan TEKEL işçileri ve sendikası TEKGIDA-İŞ için, siyasal iktidarın ve Hükümetin belirlenmesinde demokrasi dışı bir yöntemin kabul edilmesi asla söz konusu bile olamaz. Hükümetler seçimle gelir, seçimle gider. Sandıktan çıkan esastır. Genel Başkan sıfatıyla, son çare olarak başvurulacak “genel grev”i ve bu aşamaya kadar itidalle hareket edileceğini vurgulayan açıklamalar da, sadece “olası bir genel grevin” toplumsal yaşamı derinden etkileyen sarsıcı sonuçlarına dikkat çekmekten ibarettir. Bu açıklamalara “kastetmediği anlamlar” yüklemeye kimsenin hakkı yoktur. Sn. Başbakan, kendilerine aracılarla iletilen haberler yerine, sorunun gerçek muhataplarını doğrudan dinlemek lütfunda bulunurlarsa, sanıyoruz daha doğru ve gerçek bir şekilde bilgilendirilmiş olacaklardır.
 

8-      TEKGIDA-İŞ Sendikası ve TEKEL işçileri olarak, eylemin başından beri sergilediğimiz –emniyet güçlerinin tüm aksi davranışlarına rağmen- duyarlı ve serinkanlı duruşumuzun da ortaya koyduğu gibi, amacımız hak aramak, sorunumuzu diyalog yoluyla çözmektir. İnsanca ve insan onuruna yaraşır koşullarla çalışmak için elimizi uzatmış bulunuyoruz. Elimiz hala havadadır ve derdimizi anlayıp, çözüm üreten bir elin uzanmasını beklemektedir.

 

Saygılarımızla.


..........................................................

Delikanlı

Dinler isen sana bir şey söyleyim
Gönüllüye gönül ver delikanlı
Gönülsüz olanın gitme peşinden
Sana olmadığını der delikanlı

Gönülsüz gövdeye elin uzatma
Aman sakın böyle bir hata yapma
Zorbalık eyleyip yanlışa sapma
Biraz kendine gel, dur delikanlı

 

Yare yar olmadın kendini tanı
O zaman bilirsin canı,cananı
Tanı gönlümde yatan aslanı
Ona saygıyınan var delikanlı

Sevda ateeştende betermiş derler
Hasreti burnunda tütermiş derler
Her gönülde bir aslan yatarmış derler
Gönüldeki aslan yar delikanlı

Tepeden bakarak konuşma boşa
Dengesiz sevgiler gider mi boşa
Engin ol,aslanın gönlünü okşa
Eğer yaralıysa sar delikanlı

Garibim zorunan gönül alınmaz
Gönülsüz gönüle sahip olunmaz
Kıskançlık deliliktir, çare bulunmaz
Bunu bir bilene sor delikanlı


Görüntüleme sayısı: 1143 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop