Anasayfa arrow Güncel Haber-Yorum arrow BALIKESİR DEMOKRATİK HALK İNİSİYATİFİ'NİN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BASIN AÇIKLAMASI
05 09 2010
 
 
BÖLÜMLER
Anasayfa
Kütüphane
Kuvayi Milliye Dergisi
Çeviriler
Kültür Sanat
Kavramlar - Süreçler
Medya Haber-Yorum
Güncel Haber-Yorum
Kamuoyundan
Kamuoyuna
İşçi - Sendikalar
Köylü - Kooperatifler
İşsizlikle Mücadele...
SİTEMİZDE
Şuan 3 konuk çevrimiçi
İSTATİSTİKLER
Üyeler: 78
Haberler: 621
Linkler: 16
Ziyaretçi: 1515517

 
NE MUTLU O YOKSULLARA Kİ

ÖTEKİ DÜNYA ONLARINDIR

ER YA DA GEÇ BU DÜNYA DA

ONLARIN OLACAKTIR

F. ENGELS


GÜNCEL HABER-YORUM
MEDYA HABER-YORUM
KAMUOYUNDAN
KAMUOYUNA
translate from turkish to another language: http://translate.google.com
 
BALIKESİR DEMOKRATİK HALK İNİSİYATİFİ'NİN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BASIN AÇIKLAMASI PDF Yazdır
Yazar Derleyen: Necdet Bayhan   
04 06 2010

(ÖNSÖZ: Greenpeace Türkiye temsilcisinin son İsrail saldırısı ile ilgili sözleri, Greenpeace örgütünün nasıl bir sosyal körlük ve sağırlık içinde olduğunun belgesidir. Sömürüyü, ezen ve ezilenler arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi, sınıfsal gerçekleri, kapitalizmi, emperyalizmi, sermaye ve finans-kapital düzeninin doğayı ve toplumu kâr amaçlı olarak nasıl yok ettiğini görmezden gelerek ne çevreyi, ne insanlığı, ne doğayı ne de toplumu savunabiliriz... Şiddete karşı olmak soyut bir tavır olamaz... Gerektiğinde şiddete karşı şiddet kullanmayı göze alamayanlar, yaşam düşmanlarına hizmet ederler... Vatan Postası)

Basın açıklamasını Balıkesir Demokratik Halk İnisiyatifi adına Necdet Bayhan yaptı...

5 Haziran Günü, Birleşmiş Milletler’ce 1972 Yılında l33 ülkenin katılımı ve oybirliği ile Dünya Çevre Günü olmasının kararlaştırıldığı günün yıldönümüdür. O tarihten bu yana insanın onurlu ve iyi bir yaşam sürmesine olanak veren nitelikli bir çevrede yaşamasına yönelik onlarca toplantı yapılmış, kararlar ve uluslararası sözleşmeler imzalanmıştır. Ancak aradan 38 yıl geçmesine karşın Dünyamızda çevre sorunları devasa boyutlara ulaşmış, insanlığın toptan yokolmaya doğru gidişi hızlanmıştır. Dünyamız hızla bir karadeliğe doğru çekilmektedir. Dünyaya hakim olan emperyalist-kapitalist sistem küreselleşme, neoliberalizm adları altında Dünyanın doğal varlıkları ve kaynakları uluslarüstü şirketlerin KÂR alanı haline getirilmiş, yaşam kaynaklarımız, sermayenin temel girdisi ve kaynağı haline dönüştürülmüştür. Sorunun temelinde bu sistemin sınırsız kâr ve kuralsızlık ölçüsüzlüğü yatmaktadır. Önce insan-doğa anlayışı yerine; önce ekonomi-tüketim-kâr anlayışı egemen kılınmıştır. Sürdürülebilir doğayla uyumlu yaşam yerine sürdürülebilir kalkınma anlayışı hakim kılınmıştır. Sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşama hakkı hiçe sayılarak dünya insanlığının yaşam alanları daraltılmakta, büyük insanlığa açlık, yoksulluk, asgari hijyen ve sağlık koşullarından yoksun yaşam dayatılmaktadır. Savaş, ölüm, işsizlik, açlık ve yoksulluk insanlığın kaderi yapılmak istenmektedir...

Kapitalizmin doymak bilmez kâr hırsı dünyayı ve insanlığı toptan yokolmaya mahkum etmekte, büyük çevre ve doğal hayat yıkımlarına yol açmaktadır. Küresel ısınma gibi dünya ölçeğindeki ve insanlığın tümden geleceğini ilgilendiren bir çevre felaketini bile Kyoto ve sonraki protokollerle karbon kotaları adı altında ticarete ve kâra döndüren bu sistem ulusustü şirketlerin denetimindeki DTÖ, Dünya Bankası, Dünya Su Formu vs gibi kurumlar aracılığı ile geri ülkelere ve bu arada ülkemize de dayattığı sömürge politikaları ile ülkemizi de büyük çevre –yaşam problemleri ve yıkımları ile karşı karşıya bırakmış ve bırakmaktadır. Geçen yıldan bu yana çevresel yıkım politikaları hızlandırılarak devam ediyor,

- 2 bine yakın HES’lere izin verilerek Anadolunun dört bir yanında , Yuvarlakçay’da, Fırtına Vadisi’nde, Kaz Dağları’nda, Sinop, Rize Artvin’de Antalya’da Tortum’da, Senoz Vadisi’nde, Loc Vadisi’nde, İkizdere’de Munzur’da derelerin özgür akması engellenerek, eko sistem altüst ediliyor, dev barajlarla ormanlarımız, eko sistemimiz, tarihsel ve kültürel miraslarımız (Allioni, Hasankeyf gibi) yok ediliyor,

- Tarımsal arazilerimiz, ormanlarımız ve deniz kıyılarımızın yanı başında termik santraller, gemi söküm merkezleri, çimento fabrikaları açılarak doğal varlıklarımız tarım alanlarımız hızla yok ediliyor,

- Sinop, mersin gibi illerimizde Nükleer santraller kurmak üzere uluslararası anlaşmalar yapılarak doğamızın, doğal hayatımızın yok edilmesinin yolları açılıyor,

- Kıyılarımıza el koyma yasasa diye de adlandırılabilecek yasal hazırlıklarla kıyı coğrafyamızdaki belediyelerin imar yetkileri alınarak “Özelleştirme idaresi Başkanlığı’na bağlanarak kıyılarımız rant alanlarına açılmak isteniyor,

- Anayasa mahkemesinin iptal ettiği 5177 Sayılı Yasa yerine yeni maden yasası hazırlanarak bir taraftan yargı kararları dolanılıyor, diğer taraftan daha da geri bir yasa komisyondan geçirilerek Zeytincilik Yasası devre dışı bırakılarak Zeytinciliğimize ölüm fermanı çıkarılıyor, doğal hayatı koruma alanları ve ormanlarımız, sulak alanlarımız vs. madencilik faaliyetlerine açılıyor, bir yandan da Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen ruhsatlar kazanılmış hak kapsamına alınarak yasadışı bir yolla en büyük çevresel yıkım projeleri uygulamaya konulmak isteniyor,

- 2 B adı altında orman alanlarımız ve kıyılarımız rant çevrelerine devrediliyor ve ormanlarımız yok ediliyor,

- Denetimsiz kar hırsız ile GDO (Geni Değiştirilmiş Oraganizmalar) hibrit tohumlar vasıtasıyla tabiat insanlık aleyhine değiştiriliyor, ekolojik dengeler yok ediliyor, buna dair kanun ve yönetmelikler çıkartılıyor, çalışmalar hızlı bir biçimde devam ediyor,

- Deniz kıyılarımız balık çiftliklerine dönüştürülüyor,

- Şehirlerimizde yeşil alanlar yerine rant amaçlı imar yapılaşmalarına izin veriliyor, TOKİ’ler vasıtasıyla tektiplileştirme yaratılıyor, şehirlerimizin geçmişleri ve ruhları yok ediliyor, Kentsel Dönüşüm adı altında mazimiz, kültürümüz ve ruhumuz yok edilip büyük sermaye çevrelerine rant olarak sunuluyor, imar yağmalamaları ile şehirlerimiz betonlaştırılıyor, çirkinleştiriliyor,

- Biyoyakıt adı altında insanı soykırım yaratan endüstriyel tarım alanları açılıyor,

- Şehirlerimiz baz istasyonu çöplüklerine dönüşüyor,

- Tarihsel çarşı-Pazar geleneklerimiz ve kültürümüz yokedilerek kentsel kültürümüzü yok eden AVM’ler ve dev alışveriş merkezleri şehir içlerini dolduruyor,

- Temiz ve erişilebilir su hakkı gaspedilerek suyun ticarileştirilmesi, kontürlü yaşam uygulamaları genişletiliyor,

- Su havzalarının yönetimi uluslarüstü şirketlerin denetimine verilerek rant amaçlı yapılaşma ve endüstriyel tarımın emrine veriliyor,

Kâr-talan-yağma düzeninin yarattığı bu ve benzeri çevresel yıkım örnekleri çoğaltılabilir. Bu sistemin yıkıcı etkisini yaşamın her alanında görüp hissediyoruz, Siyasi yönetim bir taraftan bu yıkım yasaları ve uygulamalarını yaparken diğer yandan “çevre haftası” adı ile trajikomik etkinlikler ve gösterilen düzenliyor.

Havamız, suyumuz toprağımız, tohumumuzu uluslarüstü finans kapital ve yerli ortaklarının kâr ve tüketim insafsızlığına teslim etmeyeceğiz. Sağlıklı ve temiz bir çevrede onurlu yaşam hakkımızı, anayasal hakkımızı sonuna kadar savunacağız. İstersek ve örgütlü mücadele edersek doğa ile barışık yaşanabilir bir doğa ve toplum kurmak mümkündür,

Örgütlü bir halkı hiçbir güç yenemez, yaşamamızı örgütleyerek yaşam düşmanları ile baş edebiliriz.

Yaşam alanlarımız bizimdir, savunacağız.

Balıkesir Demokratik Halk İnsiyatifi bileşenleri adına

Balıkesir Barosu,

Balıkesir Ziraat Mühendisleri Odası,

Balıkesir Makina Mühendisleri Odası,

Balıkesir Orman Mühendisleri Odası,

Balıkesir Kimya Mühendisleri Odası,

Atatürkçü Düşünce Derneği


Görüntüleme sayısı: 318 / Yazdır

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
SENDİKA KARŞITI İŞVERENE, MÜDÜRE, ŞEFE HAPİS CEZASI !!!

26.09.2004 TARİHİNDEN BERİ YÜRÜRLÜKTE OLAN 5237 NOLU TÜRK CEZA YASASI

İş ve çalışma hürriyetinin ihlâli

MADDE 117. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlâl eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

(2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tâbi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir.

(3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir.

(4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.  

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

MADDE 118. - (1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(BU CEZALAR PARA CEZASINA ÇEVRİLEMEZ, TECİL EDİLEMEZ)

Ortak hüküm

MADDE 119. - (1) Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlâli ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlâli suçlarının;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişisel verilerin kaydedilmesi

MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Nitelikli hâller

MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

İşkence

MADDE 94. - (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Eziyet

MADDE 96. - (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

MADDE 232. - (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.

İŞSİZLİKLE MÜCADELE VE HALK DAYANIŞMASI
İŞÇİ - SENDİKALAR
KÖYLÜ - KOOPERATİFLER
DEM.KİTLE-MSLK.ÖRG.
KAVRAMLAR - SÜREÇLER
 
Top! Top!
Transderm Scop